AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 05 OCAK 2009, PAZARTESİ
Yıldızlardan fal tutalım, bakalım krizlerden daralan ruhumuza iyi gelecek mi? En eski, en bilindik, en kısa olmasa da en aşina olduğumuz yol ne de olsa yıldızlara uzanan. Şimdilerde moda, burçların tarihlerini ve içeriklerini değiştiren, kafaları karıştıran ilginç başlıklı yönelimlerde ama ne varsa ‘dededen kalma’ astrolojide var diyerek, krizin ve bilumum derdimizin çaresini Nuray Sayarı’ya soruyorum. Pozitif, güzel ve neşeli bir kadından olumsuz cümle çıkmaz diye düşünüyor ve yanılmıyorum çünkü astrolog Sayarı da benim gibi ‘Gül istiyor, gülistanda yaşıyor’…
Bu yıl neler olacak, bari siz iyi şeyler söyleyin?
Geçtiğimiz yıl eylülde demiştim ki, dolarla borcu olanlar kapatsınlar, Amerika krize girecek. Bana şaşmışlardı çünkü ortada kriz lafı yoktu. Hiç korkmayalım krizden. Evlilikte de krizler olur ama sonuçta birbirinin değerini anlarsın. İmtihandan geçiyoruz, böylece önümüz açılıyor. Bence farkındalığımızın farkına varıyoruz. Bu yıl haksız kazanç bitecek. Adil olanlar kazanacak, ayıklanma olacak. Evren kendini temizleyecek.
Herkeste panik, korku, endişe hali var, ne oluyor bize?
Herkes korkuyor açlık olacak, işyerleri kapanacak diye. Türkiye akrep burcu, yükseleni de yengeç. Biz ülke olarak dramı seviyoruz. Ağlamamız gerekir enerjimizi beslememiz için. Fakat 2009’da o kadar güzel olaylar olacak ki hep beraber göreceğiz. Haksızlıklar bitecek bir kere. Şartlar zorlanıyor ama öyle bir düzen başlıyor ki! Bana göre bu yaşadığımız zor günlerin sonucu bir ödül olacak bizim için.
TÜRKLER DRAMI SEVİYOR
Kriz olmasını kim isteyebilir sizce?
Örneğin depresyonu seven, mutsuzlukla mutlu olan insanlardan mısınız, yoksa şartlar ne olursa olsun mutluluğu seçen biri misiniz? Buna karar vermeniz lazım. Şunu gözlemliyorum; Türkiye’de birçok insan mutsuzluğu seçerek yaşıyor. Başkaları mutsuzsa mutlu oluyorlar. Falanca işyerinden 500 kişi çıkarılacakmış, falanca hanımın kocası iflas edecekmiş diye düşünüp mutlu oluyorlar. Ancak 2009’un 7. ayıyla beraber bir ödül süreci başlıyor. Bu mutsuzluk hali bitecek. Her şey iyiye gidecek, her şey çok güzel olacak. Hatırlasana; bir ara deprem gündemdeydi. Hatta herkesin Kandilli Rasathanesi’nde bir tanıdığı, akrabası vardı ve “iki hafta sonra deprem olacakmış” gibi saçma sapan haberler, tarih bile verirlerdi.
Deprem korkusu şimdi de “eyvah ekonomik kriz var” şekline mi büründü?
Türkiye’nin akrep burcu olması ve Plüton’un etkisi ile dramları seviyoruz ve bu sebeple oluyor bunlar. Cumhuriyet’in kurulduğu tarih itibarıyla da gereksiz duygusallık, sabit fikirlilik var. Dedikoduyu da seviyoruz ama çok yanlış. Hakkında konuştuğumuz insanla ilgili enerjiyi gönderiyoruz ama o insanın nasıl bir halde olduğunu bilmiyoruz ki! O insan negatif bir durumdaysa ve biz de negatif enerji yollarsak, hop çekiyoruz o enerjiyi geriye. Çok yanlıştır dedikodu yapmak bu sebeple, dinimizde de yasaktır zaten.
MUTLULUĞU SEÇİN
Kriz döneminde size gelenlerin istekleri, talepleri veya dertleri değişti mi?
Astrolog ve yaşam koçu olarak insanlara elimden geldiği kadar yardımcı oluyorum. Dertler farklılaştı diyebilirim, dertler abartılmaya başlandı ve evham var insanlarda. Eskiden “kocamın işleri bozulacak mı” gibi sorular sorarlardı ama buna şimdi “ben biliyordum zaten” gibi yorumlar da ekliyorlar. Ben de diyorum ki, sen bunu bilinçaltına yazdın, bunu kodladın ve üzerine çalıştın.
Bilinçaltını nasıl şaşırtacağız o halde?
Yataktan mutlu kalkmak ve bunu seçmek lazım. Bu bir tercihtir, ben oğluma da kocama da soruyorum “bugün nasıl bir gün geçirmek istiyorsun, mutlu mu olacaksın mutsuz mu, şartlar ne olursa olsun”. Kocam bazen asık suratla ve inandırıcı olmadan sırf bana jest olsun diye “mutlu olmayı seçtim” der ve mutlu olur çünkü sabah kendini öyle kodlamıştır. Bilinçaltı yüksek sesle söyleyince kabul ediyor. Biz kendimizin efendisiyiz. Çok paran varken sefil ve mutsuz yaşayabilirsin, parasızken mutlu ve keyifli de olabilirsin. Paranın hayrını göremeyen bazı insanlar da “haydan gelen huya gider” lafına kodlanmışlar.
Komik değil mi atasözünün bizi kodlaması?
Komik gelebilir ama gerçek. Ben ekrandan insanlara kendinizi sevin mesajı veriyorum, “ben değerliyim” deyin diyorum. Birçok insana çok olumlu mesajlar veriyor ve onlara olumlu bakış açısı kazandırıyorum. Türkiye’nin geleceği çok güzel ama seviyoruz acı çektirecek konuları, korkuları.
HAYAL EDİN VE YARATIN
2009’a mutlu başlamak için ne yapalım?
Önce hangi burçtan olursalar olsunlar, iki kağıt alsınlar ellerine; biri pembe, biri beyaz. Sevmediğimiz özelliklerimizi beyaz kağıda yazıp sonuna da ‘ben değişiyorum’ yazalım ve kağıdı yakalım. Pembe kağıda da isteklerimizi, örneğin ‘aşk geliyor, para geliyor, istediğim her şey bana geliyor’ diye yazalım. İyi dilekler ve enerjiler yazalım ve katlayalım bir kenara koyalım. Bir sonraki yıl kağıdı açınca göreceksiniz ki hepsi olmuş. Hayal etmek yaratmak demektir. Bütün kutsal kitaplar “isteyin” der. İyi isteyin, iyi yaşayın. Para beni seviyor desinler bakalım kriz olacak mı? Problem eğer paraysa! Her kriz yeni bir başlangıçtır.
“Bunun tuzu kuru” derler sonra!
Halbuki ben sana mutlu olman için mesaj veriyorum. Ve sen bu cevapla benim olumlu mesajımı almıyor ve kendini kapatıyorsun. Hastalıklar da çoklukla mutsuzluklardan kaynaklanır. Hastalığı da çağırmamak lazım, annem hep “baban beni kanser edecek” derdi ve oldu da. Ben ona “söyleme, hastalığı çağırıyorsun” derdim. İnanmazdı bana, atlattı çok şükür.