AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-01-05
İsrail ve ABD derin devleti, özgürlükçü rüzgarlar estiren Obama'ya 'hoş geldin' diyor.
Hamas'a yönelik hava operasyonları ve ardından gelen Gazze'nin işgali 'Obama'yı bir dış politika rotasına' mahkum ediyor. İsrail'in 'stratejik!' atağı ABD'nin tarihi başkanlık seçiminin sonrasına, İsrail'deki kritik seçimin ise hemen öncesine denk geldi, belli amaçlar doğrultusunda iyi bir planlama.
Peki insanlık adına ne diyeceğiz? Adeta 'kırmızı pazartesi' gibi göz göre göre gelen bu insanlık trajedisini dünya neden önleyemedi?
Bütün analizlerden daha değerli bulduğum şu bilgiyi size hatırlatmalıyım: 'Gazze'nin nüfusu 1.5 milyon ve bunun yarısı 14 yaşın altında.' Çocuklar karanlıkta açlık ve susuzluk içinde yaşıyorlardı, şimdi tankları seyrediyorlar, bomba seslerini duyuyorlar. Tüm bu manzara altında 'dünya barışının geleceği adına umudunu koruyabilen' varsa, beri gelsin. Sahi, radikal İslamcı militanlar nasıl yetişiyorlar? Düşünelim birazcık.
Geçen hafta İsrail'in hava saldırılarının başladığı gün, Dışişleri Bakanı Ali Babacan ile Mısırlı meslektaşı görüşmüşlerdi. İki bakanın açıklaması canlı yayınlara yansıdığında Ahmet Davutoğlu'nun şaşkın ve üzgün yüz ifadesi dikkat çekiyordu. 'İşte o fotoğraf her şeyi anlatıyor'du. Olup bitenlerden herhalde en çok 'Davutoğlu orkestrasyonundaki dış politikamızın mimarları' şaşkınlar.
ARAP LİDERLERİN TEPKİSİZLİĞİ
İki gün önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakın bir isimle İstanbul'da yemekte buluştuk. Aynı zamanda AKP'nin önde gelen yöneticilerinden olan bu siyasi, Başbakan Erdoğan'ın son Ortadoğu turlarına da katıldı.
Başbakan'ın temasları hakkında sohbet ettik. Bazılarına şaşırtıcı gelebilir ama bana çok da sürpriz görünmeyen şöyle bir değerlendirmesi oldu:
'Bu ziyaretlerde anladık ki; Filistin'de yaşanan büyük insanlık acılarına karşı Arap ülkelerinin liderlerinin hiçbirisi bizim Başbakan kadar üzüntü duymuyor. Hele bazıları yaşananları adeta olağan karşılıyor. Başbakanımız gibi hiçbirisi bu konuda dertlenmiyor, içi sızlamıyor.'
Kriz başladığından beri Erdoğan'ın gösterdiği tepkiyi hiçbir Müslüman ülke yöneticisi göstermiyor.
Arap ülkelerinden gelen cılız seslere, yer yer kabullenişlere bakınca Erdoğan'ın çevresinden yansıyan bu hava daha iyi anlaşılıyor. Filistin'in önderlerini de buna dahil edebiliriz. Zaten Arap toplumunun yüz yıldan beridir paramparça olan siyasi yapısı değerlendirilince bazı siyasi ve sosyal sonuçlar üretmek son derece kolay. Uluslararası basın iki gündür Arap dünyasındaki halkların kendilerini yöneten krallardan, prenslerden veya sözde politik liderlerden hiç hoşnut olmadığı tezini işliyor. Yaptığı temaslar, dokuduğu mekik diplomasisi Ortadoğu'nun karmaşık denklemleri içinde ne kadar işe yaradı, ayrı bir konu ama Erdoğan'ın Ortadoğu halkları nezdindeki popülaritesinin çok yüksek olduğu da başka bir gerçek.
İSRAİL'İN ATTIĞI BOMBALAR HAMAS'IN OKSİJENİ
Arkadaşımız Nagehan Alçı'nın Hamas'ın iki numaralı ismi Musa Ebu Marzuk ile yaptığı mülakat bizlere çok ilginç bilgiler sunuyor. 'İsrail savaşta kaldıkça biz kazanıyoruz' derken Hamas'ın varlık nedenini ortaya koyuyor.
Hizbullah'ın da Taliban'ın da nasıl büyüyüp serpildiklerine bir kez daha bakılmalı. Hamas, 2000'de başlayan İkinci İntifada'dan sonra etkisini en üst noktalara taşımıştı. Ahmet İnsel dün Radikal 2'de, 'Hamas için hala geçerli olan önce siyasetin gerekleri, sonra dinin' diyor ve 'son birbuçuk yılda Filistinliler nezdinde aşınan popülaritesini saldırı sonrası yeniden kazandı' diye devam ediyordu. Hava saldırılarının başladığı gün Şenay Yıldız da İsrail'in Ankara Büyükelçisi'yle konuşmuştu. Gabby Levy, 'Gazze'de trajedi yaratan Hamas. Başka bir liderlikleri olsa idi, Gazzeliler bu kadar zorluk yaşamayacaklardı' diyordu. Türkiye'yle köklü bağları olan Büyükelçi'nin söylediklerine bir kez daha bakınca İsrail'in meselesini de daha iyi anlıyoruz.
Hamas siyaset yapıyor, İsrail de öyle. Kendi beklentileri ve çıkarları var, masum insanları kimse umursamıyor. Bazen taraflar savaşların barıştan çok daha fazla kazanç sağladığına inanırlar ve barış oyununa ara verip, savaş tamtamları çalmayı tercih ederler. İyi niyetlerini anlıyorum, çabalarını da takdir ediyorum ama bizimkilerin siyasetini görmek istiyorum. Yüksek siyasetlerini.