AKŞAM | CUMARTESI | 05 OCAK 2009, PAZARTESİ
O henüz 5-6 yaşlarındayken arkadaşlarını eve toplayıp gösteriler yaparmış, annesinden öğreniyorum. ‘Şeytanın Pabucu’nun galasında Fatih Ürek’in annesi Seher Ürek’le sohbet etme imkanımız oluyor, filmin hemen bitiminde bir koltuğa ilişiyoruz, kalbinin nasıl küt küt attığını gösteriyor bana. Çok heyecanlanmış filmi seyrederken, ağlamaklı olmuş. “Film komikti ama… Neden ağlamaklı oldunuz?” diye soruyorum. “Anne kalbi işte” diyor, “oğlumun başarısı beni çok gururlandırdı, ona laf söyleyenler seyretsin de utansınlar”… Fatih Ürek’le ilgili yapılan “Oyuncu mu değil mi; Fatih oynarsa biz yokuz” tarzı eleştiriler annesi Seher Hanım’ı incitmiş anlaşılan, alkış süresince gözlerini oğlundan ayıramıyor. Fatih Ürek’le ‘Şeytanın Pabucu’ üzerine konuştuk…
Bir film yaptın ortalık karıştı, neden bunca eleştiri aldın acaba?
Oyunculuğu çok seviyorum ve bu işin içinden geliyorum; neredeyse çocuk yaşta başladım. Sonra film yapınca bir baktım insanlar neredeyse beni tefe koyacaklar, Allah Allah… Fatih Ürek ‘gibi’ bir insan nasıl film çeker? Neden film çekmesin ki? ‘Gibi’ ile ne kastettiler, onu da çok anlamadım. Sormak isterdim yüzlerine aslında.
Eğer kıskançlıktan kaynaklanıyorsa, sen bu filmi çekene kadar bu denli kıskanıldığını hissediyor muydun?
Bu derece değil. Ben çok iyi bir sahne adamı olduğumu biliyorum zaten. Şarkı söyleyen, şov yapan çok insan olabilir ama ben seyretmeye gelenleri fazlasıyla eğlendiren biriyim. Tek iddialı olduğum nokta bu diyeceğim ama aslında iyi bir oyuncu olduğumu da biliyordum. İstediğim her şeyi elde edebileceğimi, hatta ettiğimi düşünüyordum ama bu filmle bir kat daha mutlu oldum. Şimdi çok daha rahat bir şekilde “evet, iyi bir oyuncuyum” diyorum, zaten seyredenler böyle söylüyorlar. Performansım çok kişiyi şaşırtacaktır. Seyredenler şaşkınlıkla, hayretle ve beğeniyle duygularını dile getiriyorlar. Yaptığım işlerin genel anlamda başarısından ötürü kıskanılıyorum diyebilirim.
Albümün de başarılı olmuştu?
Albüm harika oldu, çok başarılı bir sonuç aldım.
Ama albümden sonra eleştirilmedin, şimdi ‘bu kadarı da fazla’ gibi bir tutum var sana karşı.
Elifçiğim, biliyorsun ben 15 sene albüm yapmamıştım. Fatih eğlendiriyor, sahne adamı diyorlardı. Yaptığım albümün satacağı akıllarına bile gelmedi. Ama ben son 10 yılın en iyi şarkısını yakaladım. E, tabii kıskanırlar. Kıskansınlar, çatlasınlar.
Sanatçılar birtakım şeyleri aşmamış mıdır, başka başarıları alkışlayamazlar mı?
Ben alkışlarım, başka filmleri de şarkıcıları da alkışlarım. Başkaları da çeksin, başarılı olsun isterim.
TİYATRO TERBİYESİ ALDIM
Ne kadar sürdü çekimler?
6 hafta kadar sürdü, hikaye bir evin içinde geçiyor. Vodvil gibi ve çok akıcı. Birtakım teknik aksaklıklar olmasına rağmen çok keyifli çalıştık ve bitirdik; filmimizi sesli çektik.
Sen de risk aldın, yapımcı da. Yapımcı çekinmiş mi seninle çalışırken?
Sahnelerde bu kadar başarılı olunca, başarısız bir filmde olmak kariyerimi kötü etkilerdi belki ama sonuçtan çok emindim. Banu Hanım (Yapımcı Banu Akdeniz) ise benim bir sahne adamı olmamdan dolayı ekibe uyum sağlayıp sağlayamayacağım, çalışma saatlerine uyup uyamayacağım konusunda endişe yaşamış. Mütevazı bir insanım, ayrıca tiyatro terbiyesi aldım ama beni tanımıyorlardı. İşimde son derece disiplinli ve despotumdur. Saat 7’de set varsa, 7’ye çeyrek kala oradaydım. Şaşırttım herkesi.
Üstelik herkesten fazla yoruldun?
Bir günde 3-4 kez, bir kadın bir erkek oldum. Çok yorucuydu, yoğunlaşmak da hayli zordu. Ama kalkıştığın iş neyse, katlanacaksın.
Nasıl bir kadını oynadın, ne zor geldi sana?
Kumarbaz ve serseri bir adamın Hacı ablasını oynadım. Kostümleri giymek, yakıştırmak, sesi oturtmak, davranışları ve mimikleri kullanmak zordu. Dedim ya, aynı gün birkaç kez değişiyordum, çok zevkliydi aynı zamanda.
Ben süslü püslü, kokoş bir kadın oynadığını sanmıştım?
Hayır, başı bağlı, koca popolu, koca memeli bir kadını oynadım, şişe dibi gibi gözlüklerim var.
ÖNYARGILARI YIKACAĞIM
En son ne zaman tiyatroda oynamıştın?
4 yıl oluyor, eski Haldun Dormen Tiyatrosu’nda oynamıştım, ‘Hamam’ diye bir oyundu. Ondan önce ‘Gargara’da oynamıştım. Çok keyifli bir müzikaldir. Ben tiyatrocuyum diye kendimi paraladım ama kimse dinlemek istemedi.
Sahnedeki başarın, şovların ve ilginç dansların her şeyin önüne geçti ama önyargı maalesef hepimizde var, değil mi?
Beni sinemada seyredince bu önyargıyı üzerlerinden atacaklar diye ümit ediyorum. Büyük düşünmek, büyük görmek lazım. Ben o ışığı vermişim demek ki, yapımcım fark etmiş. Görmesini bilene elbette.
Sahnenin oyunculuğa faydası oldu mu?
Oyunculuğumun sahneye faydası oldu. Sahnedeki başarım, seyirciyi kavrayabilmem tiyatrodan gelen bir alışkanlıktır. Tiyatrodaki gibi seyircinin ruh halini anlar ve ona göre program yaparım.
Etkilendin mi, bazı oyuncuların seninle oynamayı kabul etmemelerinden?
Birtakım insanlar kabul etmeyecekler dedim Banu’ya, “Önemli değil” dedi. Çok da iyi oldu, kadro muazzam çünkü.
Her şerde bir hayır vardır derler...
Filmi izleyenler görecekler, herkes muazzam. Barış Falay, Hüseyin Avni Danyal, Ahmet Erkut, Aysun Kayacı, Yılmaz Guruda inanılmazlar.
Aysun’la aşk yaşıyorsun, öyle mi?
Mahallenin en güzel kızı ve âşığım ona, çok komik hikaye. Burhan karakteri üç kağıtçı, aynı dayıma benzedim bıyık takınca ve kıza yaklaştığı sahneler nefis. Kadın halimle de aynı annem oldum.
Öpüşüyor musunuz Aysun’la?
Neler neler yapıyoruz (gülüyoruz)… Yok, söylemem, seyretsinler bakalım. Bütün sanatçı dostlarım heyecanla bekliyorlar filmi, bakalım onlar nasıl bulacaklar.
Şov programı yapacaktın?
Olmadı ama hâlâ projeler var. Reytingim garanti yapımcılar biliyor. Yeni yılda bakalım göreceğiz.
Bunca acımasız eleştiriden sonra insanlara bakışın değişti mi?
Kendime güvenim çok arttı. Filmi çektik ve çok iyi bir şey çıktı ortaya. Artık benim hakkımda konuşamazlar. Entelektüel eleştirmenleri dinlemiyorum; onları oraya kim koydu? Seyretmesinler zaten. Sinema izleyicisi için bir film yaptım ben. Türk sinemasını ve yapılanları yerden yere vurmamak lazım.
Cem Yılmaz da çok eleştirildi son günlerde, sen AROG’u seyrettin mi?
Cem Yılmaz sinemadan kazandığını sinemaya yatırıyor ve bu ülkenin bir değeridir. AROG’u seyretmedim ama acımasız eleştirileri duydum. Hiç de kötü olduğunu düşünmüyorum. Herkes yaptığı filmden karşılığını alsın, neticede Cem Yılmaz da yeni bir film çekecek.
FATİH’İ SEYREDENE ARABA BEDAVA
‘Şeytanın Pabucu’nun bir özelliği de farklı ve hiç duyulmadık promosyon çalışması oldu?
Yapımcımız çok farklı bir çalışma içine girdi. Zaten bu teklif ona gelince, hemen kabul etmiş. Neticede seyirci kazanacak; 6 hafta boyunca her hafta bir seyirci araba kazanacak.
Çok eleştirildi ama?
Olabilir ama biz ne yaptığımızı biliyoruz ve eleştiri sadece art niyetlilerden geliyor. ‘Filmi seyretmek için gelenlere araba veriliyor’a kadar götürüldü eleştiriler. 6 hafta boyunca 6 araba verilecek üstelik seyici vergi de ödemeyecek, bu kriz ortamında bundan güzel hediye olur mu? Bazı filmler bir alana bir bedava bilet veriyor, ne olacak? Fatih Ürek’i ve eğlenceli bir filmi görmek isteyen seyirci filme gelsin, zaten asla pişman olmayacaklar.
Vıcık vıcık ilişkiler bana göre değil
Özel hayatın nasıl gidiyor, aşk var mı aşk?
Aşk yok ama özel hayatım gayet güzel, sakin ve yolunda. Kendime biraz zaman ayırmak istiyorum. Çok yoğun bir bayram programı yaşadım. Birçok şehirde çalıştım, her yerden talep alıyorum çok şükür, en çok istenen şarkıcılardan biriyim. Bu aralar güzel bir tatile ihtiyacım var.
Reiki, yoga gibi alışkanlıkların var mı, ruhunu nasıl dinlendiriyorsun?
Öyle şeylerle ilgilenmem, kendimi dinlemeyi severim. Yalnız kalırım, film seyrederim, kitap okurum. Güzel dostlarım var, birçok kişiyi eledim, hayatımda kalanlar bana yetiyor. Her istediğimi yaptım ve elde ettim, yapmaya da devam edeceğim ve susmayacağım. Sustukça beni farklı algıladılar, artık şarkılarım ‘sus’ diyecek.
Hayatında biri olsa 24 saat beraber olabilir misin?
Olamam, vıcık vıcık ilişkileri hiç sevmem, istemem. Ben hayatımdaki insanı özlemeliyim. Koç burcuyum. Özgürlüğüme de kendi hareket alanıma da bağlıyım ben, yalnız kalacağım bir zaman ve mekan olmalı.
Aynı evde ama ayrı yatak odalarında yaşıyormuş artık çiftler, bu sana sıcak mı geliyor o halde?
Tabii, aşkı hep sıcak tutar, ayrılıklar. Her zaman ulaşacağım mesafede ama her dakika görmeyeceğim uzaklıkta olmalı. Belki de ben hep kalabalıklarla yaşadığım için kendime ait bir özel alan ve mahremiyet istiyorum bilemem.
Çiğdem Anad’dan ‘faşist’ soru
NTV’de yayınlanan ‘Haydi Gel Bizimle Ol’da “Hiç bir erkeğe âşık oldunuz mu” diye soran ve Oray Eğin tarafından ağır bir dille eleştirilen Çiğdem Anad için ne düşündü acaba?
Eğin’in yazısındaki gibi “sana ne lan” demek geldi mi içinden? Fatih Ürek bu konuyu uzatmak istemiyor, “Ben bir filmde oynadım ve başarılı oldum. Hiçbir soru ya da aşk filmimizin ve bu başarımın önüne geçemez” diyor ama ben sesinde kırıklık hissediyorum. Oray Eğin’in yazısını çok beğendiğini de ekleyen Ürek için önemli olan başarılı olmak, gerisi laf. “Birileri çalışır, birileri konuşur” diyor… “Bu soruyu ve programdaki reyting kaygısını NTV gibi bir kanala yakıştıramadım” diye ekliyor, Çiğdem Anad’ı çok cüretkar bulduğunu da. Son sözü de “Ben değil, onu insanlar ayıpladılar” oluyor ama bana kalırsa sesi gerçekten de kırgın.
ELİF AKTUĞ