'Üstümüze kapanıyor dünya Son boğaza gelene değin Ve koparıyoruz uzuvlarımızı, geçebilmek için Unufak ediyor bizi dünya.'
Çağdaş Filistin Edebiyatı'nın bilge şairi Mahmud Derviş bu yıl hayata veda etti.
Yukarıdaki dizeler Filistin'in mücadelesini insanlığa anlatmaya, aktarmaya çalışmış bu büyük şaire ait.
Filistin sevgisinin ve kurtuluşunun işlendiği şiirlerinin ortak temasını Filistinin birliği oluşturuyordu...
Yaşamını hapislerde ve sürgünde geçiren Mahmud Derviş'in şiirleri Arap ülkelerinde yıllarca yasaklandı.
Derviş, Arap ülkelerinin uzlaşmacı tavrını kınar ve onları Filistin mücadelesine zarar vermekle suçlardı.
Halk bu güçlü sesi çok sevdi ve her zaman sahiplendi
'Ben barbarların atlarını iyi bilirim
Bir ben dururum onların karşısında,
Bir ben, gençliğin yüreğiyim her daim,
Yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.'
Mahmud Derviş, şairlerin savaşı reddetmek için savaşın dilini kullanmaması gerektiğini söylüyor ve ekliyor: 'Bir şiir ne kadar güçlü olursa olsun bir savaş uçağını düşüremez ama pilotun düşüncelerini etkileyebilir, değiştirebilir.' 'Şiir, hayatın ihtişamının ilahisi ve ezgisi olmak ve savaşa karşı barışı barındırmak zorundadır' diyor.
Yedi yaşındayken İsrail'in saldırısına uğrayan, köyünden ayrı uzun süre Lübnan'da yaşamış olan Derviş, Filistin Direnişi'nin sembol isimlerindendi.
Filistinlilerin, ulusal tarihi yurtlarının sadece %22'sini istediklerini ve Arapların Golan Tepeleri'nden çekilmelerinin barışa yeteceğini belirtip devam ediyordu: 'İsrailliler barışın önünde duvar değiller, onlar barıştan korkuyorlar.'
'Kimliğimdir benim, tüm insan kalpleri
İşte bundan, alın pasaportumu!'
Dostları yaşamının son yıllarında, Filistin'in iki ayrı örgütünün arasındaki kanlı çatışmalarına çok üzüldüğünü belirtiyor.
Mahmud Derviş olacakları sezmişti.
Oslo barış görüşmelerinde Yaser Arafat'ın uzlaşmacı tavrının İsrail yararına olduğunu ileri sürüp Filistin Uzlaşma Konseyi'nden istifa etmişti.
2006'da Hamas'ın aldığı oylar El-Fetih'in Oslo'daki teslimiyetçi tavrına bir tepkiydi.
Abbas önderliğindeki El-Fetih, bu direnci kırmak için ABD, İsrail ve bu eksendeki Arap ülkeleriyle ilişkileri yoğunlaştırdı.
Seçim sonuçlarını tanımayan ABD ve İsrail, Abbas tarafından yeni bir hükümetin kurulması için baskı uyguladı.
Hamas ise İslami, şeriatçi ideolojisini popülizmle besleyerek Gazze'yi bir polis devleti haline getirdi.
Birbirine düşmüş bir Filistin yaratıldı.
Filistin halkıyla baş etmek için uygulanan siyasi mühendislik işe yaradı.
Sonuçta şu anda Filistin coğrafi, kültürel, askeri olarak da bölünmüş durumda. Bu bölgelerde yaşayan Filistinliler birbirlerine uzak.
Hamas-Gazze, El Fetih-Batı Şeria'nın ayrışmasının toplum psikolojisinde yarattığı çatlak gitgide derinleşiyor.
Filistin halkının ortak mücadele gücü zayıflatılıyor hem kendi siyasetçilerinin hem Batı ve İsrail'in işgal ve saldırılarıyla.
İsrail Hamas'ı etkisiz hale getirmek için Gazze'ye girdiğini söylüyor.
1.5 milyon sivilin yaşadığı alanları Hamas'ı temizlemek için bombalıyor, tanklarla vuruyor.
Hamas ise sivillerin bulunduğu alanlarda, okullarda, evlerde halkın içine yuvalanmış bir yapı.
ABD ve İsrail bunun bir savunma olduğunu açıkladılar.
Bu savunmaysa savaş suçu nedir? Hangi suç büyük ve asıl suç?
Bir uygarlık hezimeti yaşamıyor muyuz?
Mahmud Derviş ölmeden önce bir söyleşide 'Irak'ta bir sivil öldürülünce gerçekten iğreniyorum ve kendimden bıkıyorum' demişti.
Biz de gerçekten iğrenelim ve kendimizden bıkalım. Filistinlilerin, Iraklıların ölümü alıştığımız bir şey olmasın.