AKŞAM | CUMARTESI | 05 OCAK 2009, PAZARTESİ
Fark ettiniz mi etrafınızdaki ne çok kişi yeni yılı evinde karşıladı. Pimi geçen yıl çekilen ‘ekonomik kriz’ sadece yılbaşı partilerine değil modaya, müziğe, sinemaya, gündelik alışkanlıklara yani kısaca hayatımıza da yansıyacak, peki ama nasıl? Türkiye’nin ilk trend danışmanlık şirketi olan Trenddesk’in ortağı Zeynep Arhon’a sorduk. Arhon, önümüzdeki birkaç yıl içinde ‘mutluluk’ kavramının öne çıkmasını, mutluluğun da ekonomik kriz nedeniyle eve dönüşte olacağını öngörüyor. Dolayısıyla gerçeklerin acıttığı durumlardan kaçmak için, geçmişten gelen bazı şeyleri yeniden canlandıracağımızı da... Örnek mi? 60’ların aşk anlayışı ve romantizmi, evde oynanan kutu oyunları, hobi olarak balkon bahçeciliği ve örgüyle eski Türk filmleri geri dönerken, son dönemde sinema ve televizyonda da sıklıkla işlenen ‘fantezi dünya’ masalları ve kahramanları iyice öne çıkacak. Mutluluğu yakalamak için geçmişten gelen veriler günümüze adapte edilecek.
Fantezinin yükselişi, süper kahramanların öne çıkışı ve mutluluğu evde aramaya başlamak gibi trendler hayatımıza nasıl yansıyacak?
İşin tasarım kısmı söz konusu olduğunda karşılığı romantizm olarak yansıyacak. Çünkü tasarımda olan her şey iletişim dünyasını da etkiliyor. Ahşabın geri dönüşünden kutu oyunlarının öne çıkmasına kadar daha çok ambalaj göreceğiz. Süper kahramanlar, eski Türk filmleri geçmişten gelen birer yankı olarak hayatımıza girecek. Zaten mutluluk kavramı, pozitif psikoloji ile daha fazla düşünülen bir şey haline geldi. Harvard’da pozitif psikoloji bilimleri dersi ilk kez ekonomi dersinden fazla öğrenci çekiyor... Markaların tüketicilerin hayatlarına başka bir şekilde mutluluk sokacak interaktif ve marka ile müşteriyi yakınlaştıracak platformlar sunmalarını bekliyorum.
‘Retro’ kavramı neden sürekli trend oluyor?
Bu dönemde 60’ların hiç olmadığı kadar moda olacağından bahsediliyor. Çünkü 60’lar son 50 yıllık süreçteki en iyi dönem olarak görülüyor dolayısıyla aşk, barış ve hoşgörü ifadeleri geri dönecek. ‘Gerçek’ artık hiç olmadığı kadar acıtıyor insanı. Osmanlı’nın son birkaç yılda yeniden yükselmesi de bu yüzden. Çünkü şu an içinde yaşadığımız ortamda o zamanlar var olan şan, şöhret ve zenginliği bulamıyoruz.
ÇOCUKLUĞUMUZU ARAYACAĞIZ
2000’ler kişiliksiz bir dönemi mi ifade ediyor?
Galiba ‘modern-otantizm’ dönemi denilebilir buna. House Cafe ve Kitchenette gibi mekanların aslında formatı dışardan alıp ama uygulamayı iyi becerdikleri bir şeyden örnek vereyim. Mekanda beton yerler, bitmemiş tuğla görünümlü duvarlar bir yanda ama mutfakta soğuk ve mesafeli endüstriyel tasarımlar kullanılıyor. Sanki eskiden gelen bir atmosferle bitmemişlik hissi birleşiyor gibi. Ve o soğuk mesafeli tasarımlar da 2000’lere özgü. Ne var ki bu günlerde, hayatın en güvenli dönemi olan çocukluktan gelen görünümlerle iyi hissedilecek. Eski pastane havaları, kurabiyeci dükkanı gibi mekanları çağrıştıran yerler artacak. Bu tür yani hem nostaljik geri dönüşlere hem de evi anımsatan tasarımlara ihtiyaç var.
Bitmemişlik hissi mi cazip geliyor?
Daha ziyade kusursuzluktan bıktık galiba. Kusursuzluk hissi yoran bir şey. Doğada çoğu şey asimetrik ama biz uzun zamandır birbirinin aynı duvarların içinde yaşıyoruz. Kusursuzluk yıkılacak, kalıba değil içeriğe bakacağız... Aşçı olmak, kendi çapımızda tasarımcı olmak ayrı bir dünyanın özellikleriyken artık hepimiz bunun bir parçası olduk. Eve dönüş yaşarken de en çok ihtiyaç duyulacaklar; mısır patlama, ekmek yapma ve pilav makineleri, bira çeşmesi gibi hem gündelik olarak kullanılan hem de evde kendimizi bir şeylerle uğraşırken iyi hissettiren ürünler olacak. Çünkü bunlara bir kere para verip sonra evdeki rahatımız için sürekli kullanıyoruz!
Peki ya hobiler?
Tüketimin mutlulukla olan ilişkisi de sorgulanacak artık. Tüketmek sanki bir hobiydi, nefes almak gibiydi. Ama artık aile ve arkadaşlarla geçirilen zaman daha önemli olacak. Hobiler de gelişecek. Mesela evde bahçecilik yapmak hem oyaladığı hem de ürün verdiği için son hızla artacak.
‘Kendi işini kendin yap’ akımı yurtdışında son dönemde çok popüler. Bize yeni yeni mi geliyor?
Bu akım, yaratıcılıkla finansal zorluğun birleşmesiyle yerinde bir durum ortaya çıkarıyor. Ekonomik krizin ‘L’ şeklinde olduğu söyleniyor. Yani tüm bu konuşulan trendler 6 ayda değişebilir! Ama duygusallık sınırının değişmesi ile yaratıcılık da artacak. Madem eskisi kadar sık alışveriş yapamıyorsun artık tığ işle, örgü ör! Artık akıllı tüketim öne çıkacak. İndirimleri yakalamak, modelleri takip edip, şiş numaraları sormak... Eskiden hesaplı olmak utanılan bir şeyken şimdi az para ile çok şey yapabilme becerisi yakalanması gereken bir trend olacak.
Markalar da kampanyalarını buna adapte etmeye başlıyorlar mı?
Makul bir slogan; ‘Madem cüzdanını açıyorsun, aldığın şey buna değmeli!’ Sonuçta lüks de etkileniyor bu durumdan. Zamansız güzellik kavramı haliyle öne çıkacak. Kıyafetler de zamansız olacak aldığınız 3 ürünü mutlaka kombin edebilmelisiniz.
SELİN ÖZAVCI