AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-01-07
Bu kelimelerin ortak özelliği durgun, durağan olmalarıdır. Her biri 'statüko'yu temsil eder.
Biz Türkçe'de 'devlet' kelimesini kullanıyoruz.
'Devl etmek' kökünden geliyor ve 'değiştirme iradesi' anlamını içeriyor.
Yani...
Batılıların zihnindeki devlet; muhafazakar, statükoyu koruyan bir aygıt...
Bizim zihnimizdeki devlet ise; değişimi gerçekleştiren aygıt...
Halkın; değişim, dönüşüm aracı...
Bu yüzden, Türk halkının 'nerede bu devlet,' çağırışı, pek de zannedildiği gibi komik değil, bilakis bilinçaltında içeriğe hakim ve yerinde bir çağırıştır.
'Burada aksayan bir şey var. Değiştirme iradesi gerekiyor,' anlamını taşımaktadır.
Bu bir...
İkincisi ise daha önemli...
Türklerde, Batı'da olduğu gibi 'devlet' ile 'millet'in asla karşı karşıya gelmemiş olmasının sebebi, Türk devlet kavrayışının yukarıda tanımladığım özelliği gereği toplumsal dönüşümlerde 'ön alma' yeteneğinin bulunmasıdır.
Şimdi...
Zihni sadece Batılı devlet kavrayışıyla koşullanmış, devleti 'etat', 'state' anlamlarıyla öğrenmiş olanların Kürtçe TRT, Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri...
Nazım Hikmet'in vatandaşlık hakkı, gibi açılımlar karşısında, deyim yerindeyse, paralize olmasının sebebi bu.
Onlar Türk Devleti'ni; bir İngiliz Devleti, bir Fransız Devleti zannediyorlar.
Eğitimleri de zihinlerini böyle şekillendirdiği için...
Türkiye'de de her türden değişimin, tıpkı bu ülkelerde olduğu gibi 'devlet-millet çatışmaları' ile gerçekleşmesini umuyor, tersini görünce ağızları bir karış açık kalıyor.
Çünkü Türklerde devlet, aynı zamanda, milletin değişim iradesi, demektir.
Bu yüzden; kendilerini ister 'devlet'in yanında 'millet'e karşı konumlasınlar...
İster 'millet'in yanında 'devlet'e karşı konumlansınlar...
İster renkli devrim arzulasın, ister cunta niyaz etsinler...
'Devlet-millet çatışması' bekleyen ve buradan siyasal fayda çıkartmaya çalışanlar hep hüsrana uğramıştır.
'...devleti ve milleti ile bölünmez bir bütün,' ifadesi siyasi retorikten ibaret, artistik bir söz değildir.