Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Recession chic: Durgunluk şıklığı

Moda ve zevklerdeki değişimlerin, yaklaşmakta olan ekonomik değişimlerin en önemli ilk göstergesi olduğu tarihsel süreçte ispatlanmış bir gelişmedir.

Bu, moda oluşturucuları ve trendleri belirleyenlerin, hayatta yaşanacak bazı değişimleri önceden sezip kendilerine pozisyon almaları demektir.

Bir örnek verecek olursak; büyük depresyon öncesinde modada etek boyları ilk önce dizin altına inmiş daha sonra da depresyon iyice ağırlaşmaya başladığında ayak bileğine kadar sarmalamıştır vücudu.

Kıyafet, çaresiz kalmış bireyi dış etkenlere karşı korumaya çalışan zırh gibidir sanki.

Tam tersi süreç 1960'lı yıllarda yaşanmıştır. O dönemde dünya daha masumdu ve insanlar eğleniyordu. Mini etek modası ortaya çıktı. Bireyler kendini dış dünyaya karşı kıyafetleriyle korumak yerine, bunun tam aksi şekilde, mini eteğe rağmen neredeyse çıplak kalarak kendilerini dışarıya açıyorlardı.

Bunları çoğaltmak mümkün. Örneğin; 1970'lerde OPEC nedeniyle petrol krizi Batı'yı vurduğunda 'Trend-setter'lar buna tepki olarak, hippi bakış açısını modaya uygulayıp, ideolojik ortama uyum sağladılar.

Bugün de ekonomik kriz var ve dünyanın değişeceğini hepimiz hissediyoruz ama ne yöne gideceğimizi bilemiyoruz. Bu dönemin kendisine özgü davranış biçimleri, stiller ve trendler yaratması kaçınılmazdı. Bir süreç içinde bu da yaşanıyor.

Buna özet olarak 'Recession chic' (durgunluk şıklığı') diyebiliriz. Burada şıklık, 'chic' kavramını tam olarak karşılamıyor, bunun farkındayım. Tam bir çeviri olsun diye yazdım. Öyle ama 'chic', şıklık kavramını da içeren, ayrıca stil ve bir ruh halini vurgulayan kavramdır.

Örneğin 'Radikal chic' dediğinizde döneme özgü toplumsal hareketlere sahip çıkıp da radikal davranış biçimini sergileyenlerin ruh hali anlatılmak istenir. 'Radical chic'i benimseyen kişi ona göre düşünür ve davranır, kendi stilini de bunlara uydurur.

Şimdi de 'Recession chic' ortaya çıkmaya başladı. Buna göre davranan insanlara da 'Recessionista' deniliyor.

Peki, bir 'Recessionista' nasıl davranış özellikleri sergiler:

n En başta, dönem zorluklar getirdi diye stil sahibi bir insan olma çabasını katiyen ihmal etmez.

n Ama stilli olacak diye çok pahalı kıyafetler ve takılar kullanmaktan tamamen kaçınır. Bu tür kıyafetleri taşımanın yeni dönemde zevksizlik olarak algılandığını bilir. (ABD başkan yardımcısı adayı Sarah Palin, seçmenin karşısına fiyatı 150 bin dolar olduğu söylenen kıyafetle çıktı. İnsanlar tepki verince de bir sonraki konuşmasında blucin giymiş bir şekilde göründü).

Bir 'Recessionista', bu eğilimi önceden görür, aynı stili pahalı kıyafetler yerine daha ucuz kıyafetlerle oluşturmaya çalışır ve bilgili davranırsa bunu da başarır.

n Bu yeni trendi 'Yeni Minimalizm' olarak da adlandırabiliriz. Seçilen kıyafetlerde, aksesuarda, ev eşyası seçiminde hep bu anlayışın damgaları görülecek.

n Ve bu yeni dönemin resmi rengi siyah olacak. Bu artık belli. Tüm stil oluşturucular 'Black is back' (siyah döndü) sloganı ile çalışıyor.

Milan'da, New York'ta podyumlara siyah hâkim. Durgunluğa rağmen 600 küsur sayfa yayınlanan Vogue dergisi de son sayısında siyahın önemini vurguluyor.

Zannedildiği gibi siyah renk seçimi, insanların ruh halini yansıtma çabasıyla alakalı değil.

Çoğu uzman diyor ki; 'Siyah hâkimiyeti insana bir maske takıyormuş hissini verir. Siyah kıyafet bir zırh gibidir, insan kendisini dış etkilere karşı daha korunuyormuş gibi hisseder'.

'Film noir' sinema akımı, bu dönemin trend oluşturucularına birçok fikir vereceğe benziyor.

Biliyorsunuz 'Film noir'lar, sadece siyah-beyaz olmanın yanı sıra canlandırılan karakterlerin hayata karşı bir tavır, bir duruş sergilemesini ister. Zorluklar karşısında yılmayan, yediği darbeler karşısında mücadele azmi daha da artan, lafın özeti; görmüş geçirmiş bir bilge duruşu ister kahramanlarından.

Öyle anlaşılıyor ki; 1955 yılında çekilmiş olan Les Diaboliques filminde Simon Signoret'nin sergilediği stil, şu aralar modacılara hayli ilham veriyor.

Siyah renkli kıyafetlerimiz bu yeni dönemde bir tür güvenlik battaniyesi rolü üstlenecek.

Avantajımız ise, güvenlik sağlayan battaniyemizi sürekli üstümüzde taşıyor olacağımızdır.

Bu yeni stil sadece kıyafetlere değil aksesuarlara da damgasını vuracak.

Örneğin; meşhur Fransız parfümcüsü Kilian Hennessy bu yeni dönem için kolay uçucu hatta berrak denilebilecek neşeli kokulardan vazgeçip, adını 'L'Oeuvre Noire' diye adlandırdığı bir parfüm üretmiş bile.

Ben, bazen olan biteni borsaların grafiklerine değil de moda dünyasına ve stillerdeki değişimlere bakarak daha iyi anlarız diye düşünüyorum.

Üstelik siyah kıyafetini, manikür ve pedikürünü siyah saten renkle de takviye eden (örneğin Chanel Beaute markasıyla) manken, bir de L'Oeuvre Noire parfümü sıkarsa son derece şık olacağını düşünüyorum.

Wall Street Journal gazetesi uzun yıllardır büyük yatırımlar yapmış bazı fon yöneticilerine bugünlerde neler yaptıklarını sormuş.

Aralarında en meşhur olanı, 'Ben bugünlerde bir büyük asansör firmasına ve Nestle firmasına fon yatırımı yaptım' demiş.

Şaşıran gazeteci 'Neden bu sektörler?' diye sormuş.

Adamın cevabını ben hayli felsefi gördüm ve tüm karamsarlığıma rağmen o bakış açısını kendime de uygulamaya çalışıyorum. Bakın adam ne demiş:

'Şu aralar herkes panik içinde herkes karamsar. Ne yani bu dünyada artık hiç kimse çikolata yemeyecek mi, yüksek bina hiç mi inşa edilmeyecek? Tabii ki bunlar olmaya devam edecek. Nasıl ki yarın güneşin doğacağına eminsek bundan da emin olalım. Yarın güneş doğacak.'

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3