Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Ben krizden etkilenmedim

Sanıyorum çelik gibi sinirlerim olduğundan, bu krizden hiç etkilenmedim. Ancak bağımsız gözlemciler, etkilenmediğim yolundaki görüşüme nedense katılmadıklarını söylediler bana.

Bu tespitlerini paylaşmadım ama ekstra tartışmalar çıkmasın diye rutin yaşamımı aksatmadan sürdürüyorum.

Gündelik rutinim son zamanlarda şöyle oldu: Sabah uyanır uyanmaz bana pozitif enerji versinler diye bilhassa rengine bakarak seçtiğim beyaz haplardan alıyorum. Beyaz 'Masumiyetin rengi' ya, o haplardan alır almaz durduk yerde kendimi çok masum hissediyorum. Üzerinde 'Lustral' yazan kutuda bulunan haplardan, ben hemen yatağımın yanına koyduğum çok şık kutuda bulunduruyorum.

Bu kutu ve içindeki beyaz haplar hem eve belirgin bir 'Feng Şui' elektriği saçıyor hem de yakında olduklarından kalkıp hapa erişinceye kadar geçebilecek zamanda anormal davranışlarda bulunmamı engelliyorlar.

Bir defasında geceden hapları kutuya koymayı unutmuşum. Onlara erişinceye kadar yolda karşıma çıkan sarı renkte bir kediyi boğmaya çalıştım.

Günüm böyle başlıyor işte... Sonra sadece 'Espresso' içmekten ve arada bir beyaz hap takviyesi yapmaktan ibaret olan günlük diyetimle yaşamaya devam ediyorum. Beyaz haplar 'Espresso'yu daha da acı hale getirmeseler, onları şeker niyetine kahveye atıp içeceğim. Ama denedim, çok acı oluyor.

Bütün günümün böyle geçtiğini zannetmeyin. Bir saat geliyor, kahve içmeyi bırakıp içki içmeye başlıyorum. Lustral, içkiye de kokteyl tadı vermiyor ne yazık ki...

O nedenle içkiye başladıktan sonra da hapları ayrıca içmeyi sürdürüyorum. Bu durumumun bana en büyük yararı şarabı bırakmak oldu. Çünkü artık prensip itibarıyla alkol derecesi düşük mayileri-kahve hariç-içmiyorum.

Bir başka prensibim daha var... Ben ağzıma hava kararmaya başlamadıkça katiyen içki koymam. Sadece bu nedenden dolayı kış saati uygulamasına geçildiği günün, Türkiye'de resmi bayram ilan edilmesinde ısrarlıyım. Şahsen ben kış saati uygulamasına geçildiği günü Cumhuriyet Bayramı'ndan çok daha büyük ve etrafımdaki insanları ürküten bir coşkuyla kutladım.

Daha birkaç vazgeçilmez prensibim var ama bunları şimdilik tamamen unutmuş durumdayım. Eğer bir gün hatırlayacak olursam, bunu da yazarım, söz... Ama hatırlayabileceğimi hiç sanmıyorum. Çünkü yeni yaşam stilimin yol açtığı bir başka durum da benim için geçmişin, son hapı aldığım veya son içkiyi içtiğim anla sınırlı olması... Bunun dışındaki geçmişim yok gibi geliyor bana. Gelecek de bir sonraki içkiye kadar gidiyor. Onun ötesinde de bir şey düşünemiyorum nedense...

5-10 bardak yüksek alkollü içkiden sonra da Lustral alıyorum. Bu içkilerin çeşit çeşit rengi var ama en çok da viskinin 'Lustral' hapıyla renk karışımı, pantone şirketinin üst yönetimininin bile tasarımlarını kıskandıracak bir uyum gösteriyor. Beyaz haplar görünüm açısından Martini ile hiç güzel olmuyor. Çünkü şeffaf rengin üzerine bir de beyaz, sonsuz anlamsızlık gibi geliyor bana. Bu nedenle Martini içerken neşeleneceğime hayatın sonsuz bir anlamsızlıktan ibaret olduğunu düşünmeye başlıyorum.

Hayatın sadece sonsuz bir anlamsızlıktan ibaret olduğu düşüncemin kuvvetlendiği anlarda, sürekli olarak piyasalardan haber veren Bloomberg televizyonunu açma vakti geliyor. O kafayla ne seyredersem seyredeyim, çok gülüyorum. Bir keresinde farkında olmadan, yanlışlıkla Suudi Arabistan televizyonunu açmışım. Orada gördüklerime bile çok gülmüşüm. Bu halimi gören Rana, beni hayli uzun süre için tımarhaneye kapattırmaya karar verdi.

Bu karar da hoşuma gitti. Çünkü en azından tımarhanede haber kanallarını çeken televizyon bulamayacağıma emindim. Sonra belki de orada beyaz hapların likit şeklini sürekli olarak serumdan vermeleri ihtimali bile vardı.

Bu tür düşüncelerle ekranda bana artık hiçbir şey ifade etmemeye başlayan grafiklere bakarken, birkaç da Xanax attırıyorum. Her defasında koltukta bayılıyorum. Ayıldığımda saat ya sabaha karşı 3 veya 4 oluyor. Lanet olası saat, yaz saati döneminde de olsak kış saatinde de, ayıldığımda bir türlü sabah 7 olamıyor. Ayıldığım saat ile evin resmi uyanma saati arasında mutlaka düşünecek vakit aralığı kalıyor. Dante'nin Inferno'sunda gibi oluyorum o saatlerde.

Bazı bilim adamı arkadaşlarım o saatlerde de olsa benim hâlâ daha düşünmeyi beceren bir beyne sahip olmamı mucize olarak nitelendirdi. Onlar arasında açık sözlü olanları, bu yaşam stilimden sonra benim beynimin az pişmiş yumurta kıvamında olması gerektiğini deklare ettiler.

Ben her gece ayılma saatimle resmen uyanma saatim arasındaki süreyi 'Beyaz hapları almaya başlamayı bekleme sürem' olarak adlandırdım. O boş saatlere hayli anlam kattı bu ad. Beyaz hapları neden erkenden almaya başlamadığımı merak ederseniz, yazının başında söylediğim gibi, çelik sinirlerim yüzünden bu krizden hiç etkilenmemişim Bu avantajımı kaybettirecek zararlı âdetlere başlamaya hiç niyetim yok. O saatlerde içinde bol 'Dry Martini' olan sıvılar yudumluyorum. 'Dry Martini'nin şekerimi kontrol altında tutmama yardımcı olduğuna gerçekten inanıyorum.

Sonunda beyaz hapları alma zamanı da mutlaka geliyor ve bütün kısır döngü tekrardan başlıyor.

Ben kendi hayatımdaki rutinlerden mutlu olduğum için bu rutinimi de çok seviyorum. ÇOK ama ÇOK ÇOK çok seviyorum. Tek şikâyetim, cinsellikle ilgili olanlar dışındakilerden oluşan bazı duygularım arada bir abartılı olabiliyor (Cinselliğimin ölüm yıldönümünü önceki gün görkemli ve büyük bir törenle andım). Şimdi şöyle şeyler de olabiliyor... Önceki gün masada 'Bana şu salatayı uzatır mısın?' diyen Rana'yı mutlaka öldürmem gerektiği konusunu kafama not ettim. Bir ara bunun mantıksız ve abartılı bir tepki olduğu gibi yakışmayan duygular hissettim.

Ancak bunlar birkaç duble içince geçti gitti. Sonra kafamda kesin öldürme fikrime uygun vesileler yarattım. Ve bunları bulmam hiç de zor olmadı. Çünkü dedim ya, çelik gibi sinirlerim var benim ve istediğim an hâlâ daha sakin düşünebiliyorum.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3