Dünyada 'Severek aşağılamak' diye bir olgu var. Daha çok birbirine âşık olduklarını söyleyen insanlar arasında görmeye alışık olduğumuz bu durum, bazen toplumsal düzeyde de ortaya çıkıyor.
'Sever gibi yaparak aşağılama'nın toplumsal boyutta ortaya çıkması ise 'Rokoko entelektüeller'in dünyasına ait bir durum.
'Rokoko entelektüeller' kendilerini düzey olarak genelde toplumun üstünde görür ve mutlaka sahip çıkılması gereken 'ezilenler' ararlar.
Sahip çıkmaya karar verdikleri yeni grubu bulur bulmaz da 'Sever gibi yaparak aşağılama' anomalisi ortaya çıkar.
'Rokoko enteller', kendi yaşam stiline mazeret bulmak için ortada sahip çıkılması gereken sınıf veya zümreler kalmasa da bunları kendisi kafasında kurgular. Bu nedenle işçi sınıfı politik bir sınıf olarak ortadan kaybolunca bir süre kimlik krizi yaşayıp boşlukta kalmışlardır.
Ama buna çare olarak hemen kendilerine yeni işçi sınıfları yarattılar. Bunlar, en kolay hedef olan kadınlar, etnik azınlıklardı. Sonra da daha da yaratıcı oldular ve cinsel kimlikler üzerine varyasyonlar/fanteziler yaptılar.
Hepsi de bir ölçüde tuttu. Bunlar siyasi tartışma konusu oldu. Çünkü Batı'dan aktarılan fikirler pek şık oluyordu. Ayrıca 'Rokoko enteller'in eli kalem tutuyordu ve belirli bir birikimleri de vardı...
Şimdi onlara kötü bir haberim olacak. Şu günlerde 'Rokoko entellerimiz' büyük bir kimlik bunalımına girmek üzereler. Çünkü bu toplum onlara yeni sahiplenecekleri, proleter muamelesi yapabilecekleri yeni sınıflar, zümreler sunmuyor artık. Yine işçi sınıfının politik olarak varolmayı bıraktığı dönemdeki gibi boşta kalmaları ihtimali var.
Bunu okuyunca eminim ki; 'Nasıl olur?' diyeceksiniz. 'Ekonomik kriz sürerken mutlaka onların ilgisini çekecek yeni insanlar da çıkacaktır ortaya'.
Ama işler öyle değil. Bu ekonomik krizde de toplumun en okumuş, en dinamik grubuna dahil olan bilgili, birikimli ve eğitimli insanlar işsiz kalıyor. Onlar acı çekiyorlar.
'Rokoko entelektüeller' ise bir grubu ancak kendilerini onlardan üstün görebiliyorsa sahiplenir. Çünkü onların haklarını sahiplenme sürecinde kendi kafalarında teorik çerçeve oluştururken, o sınıf veya grubu indirgemek zorundadırlar.
Örneğin; ben 'Rokoko Marksistler' arasında işçi sınıfını küçümsemeyen birinin çıktığını görmedim.
'Rokoko entelektüel'in hayatında bu kuraldır. Etnik azınlığa sahip çıkarken bile, o etnik azınlığın yaşam stilini küçümser ve alay konusu yaparlar.
'Rokoko entelektüeller' işte bu nedenden dolayı sürekli kendilerinden nefret ederler ve bundan dolayı da, kendilerini uç noktalara çekip uç laflar söylerler.
Bu da bir tür kendi kendini cezalandırma biçimidir.
Şu aralar yaşadıklarımız, ne yazık ki 'Rokoko entelektüeller'e alıştıkları davranış biçimini göstermeleri imkânını vermiyor...
Çünkü:
1- Yeni işsiz kalan insanlar bilgili, birikimli oldukları için çoğu 'Rokoko entelektüel'in düzeyiyle ya aynı ya da ondan daha yüksekte bir yerde. Bu 'Rokoko entel' için tahammül edebileceği bir durum değil.
2- Şu anda darbe yemekte olan insanlar zor durumda olmalarına rağmen 'Rokoko entelektüeller'den bir anlayış beklentisi içinde değiller. Çünkü onlardan bir hayır gelmeyeceğini, bilgileri, birikimleri nedeniyle biliyorlar.
3- 'Rokoko enteller' yeni sınıfı kafasında indirgeyemiyor. İşsizlik durumuna üzülse de onlara acıyamıyor. Çünkü yeni sınıf-geçici darbe yese bile-kendi ayakları üzerinde durmaya alışık ve kendi kendisine saygısı bulunan insanlardan oluşuyor.
4- Rokokolar, kendi kafalarında yeni sınıfı nasıl konumlandırabileceklerinin teorik çerçevesini de kuramıyorlar. İşsiz insanlar çalışırken para kazanabilecek mesleklerde bulunduklarından, 'Rokokolar' bunların nasıl ele alacağını dahi bilmiyor. Üstelik yeni işsizler, çalışırken bir orta sınıfı oluşturduklarından, 'Rokoko' onları sevmiyor da... Ya 'Beyaz yakalı' ya da 'Küçük burjuva' olarak küçümsüyor/indirgiyor. İkisi de pek anlamlı değil.
Dolayısıyla bilgili, birikimli kimliğini sadece mesleğiyle bağlı olarak oluşturmuş, eğitimli insanları, bu toplumun entelektüellerinin savunacak teorik çerçeveleri yok ortada. Etrafa 'Rokoko enteller' hâkim olduğu için birçok insan sahipsiz, korumasız kaldı.
'Rokoko entelektüeller' gerçekten sahiplenilmesi gereken bu yeni işsizler grubu ortadayken, büyük bir ikiyüzlülükle bunu sahiplenmek istemediğinden, boşta kalmamak için yine alıştıkları, bildikleri eski konuları tekrar tekrar gündeme getiriyorlar.
Türkiye'de türban sorunundan, Kürt meselesinden çok daha önemli olan konu, yeni işsiz sınıfların sahipsiz olarak ortada bırakılmasıdır.
2001'de de yaşandı, şimdi de oluyor. Bu insanlar aslında ülkenin omuriliğini oluşturuyorlardı. Bizi dik tutacak, aslında dünya liglerinde durduracak insanlardı. Yazık oluyor onlara da ülkeye de...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.