Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

İyimserliğin yeni tanımı

Ben pazar günleri, önümdeki haftanın beş gününde yazabileceğim yazı konularını düşünür, bir kenara not ederim.

Bu alışkanlığımı hâlâ daha sürdürüyorum. Bence bu, hayata iyimserlikle bakmanın maksimum bir tezahürüdür. Bu da benim hâlâ daha uzun vadeli beklentilerim olduğunu gösteriyor.

Eğer ben yazar yerine bir yatırım bankacısı olsaydım, bu sefer de pazar geceleri eminim ki, hafta içinde giyeceğim beş gömleği ütületirdim. Bu uzun vadede iyimser bakış açısı, bir hastalık gibidir. İnsana bir kez yapıştı mı üzerinizden atabilmeniz zor oluyor.

Arada bir kötümser olmaya başladığım zaman birkaç duble viski iyi geliyor.

Hani size hayatın tüm güzel yanlarını zehir etmek için yeminli insanlar vardır ya; bunlardan biri son dönemde içki tüketimimin artması üzerine bana içkinin zararlarını anlatan bir kitap verdi. Kitabı veren kişi okuyunca içmeyi bırakacağımı sanıyordu. Ben ise okuma alışkanlığımdan vazgeçtim, her şey daha rahat oldu.

Komedyen David Letterman, parası kalanlara yeni dönemde yatırım tavsiyelerinde bulunmuş.

Ona göre ideal yatırımcının portföyü şu şekilde oluşmalıymış: Paranın yarısı çeşitli içki markalarına bağlanacak, diğer yarısı da striptizci kızlara...

Bu şekilde krizi daha zevkli atlatma imkanı mutlaka doğarmış.

Tamamen aynı fikirdeyim. Ancak burada kastedilen bizim anladığımız tür striptiz değil.

Bu, Amerika medeniyetinin dünyaya en büyük armağanını oluşturan kucak dansçısı kızlar.

Kucak dansında, çıplak kızlar kucağınıza oturuyor ve çeşitli hareketler yapıyor. Onlar size dokunabiliyor ama siz onlara dokunamıyorsunuz. Yani bir tür işkence de denilebilir buna...

Wall Street'te çalışan borsacı erkeklerin bu kucak dansına, stres atmak için büyük ilgi gösterdikleri biliniyor. (Hatta şu anda New York'ta bu iş kolunda büyük bir patlama yaşanıyor. Bir tek bunlar krizden etkilenmedi. Tersine, kriz onlara iyi iş getirdi).

Ben şahsen, Amerika'dan hemen her şeyi ithal etmiş olan Türkiye'nin bu kucak dansı kültürünü hâlâ daha getirmemesini sonsuz üzüntüyle karşılıyorum. 'Kucak dansçı kızlar kulübü' olsaydı, şimdi çok daha iyimser olacağımıza ben eminim.

Şimdi; 'Kızlar bize dokunuyorsa biz onlara niye dokunmayalım?' diye düşüneceksiniz, biliyorum. Çünkü ben oralarda yaşarken gezmeye gelen Türklerin çoğu böyle düşünürdü. Ancak, kulüpte yaşadıklarından sonra bu şekilde düşünmeyi tamamen bıraktıklarına eminim. Hatta kucaklarına oturan kız onlara, 'Ne olur dokun' diye yalvarsa bile, dokunmaya bugün bile hâlâ daha çekindiklerini biliyorum. O geceyi de korku ve dehşetle hatırladıklarına eminim.

Bu kulüplerde, en kısa boylusu iki metrecik, eni bir Airbus hangarına sığmasını engelleyecek genişlikte olan ve hayatını 'Keşke bir vesile çıksa da birilerini öldürsem' diyerek yaşamakta olan insanlar var. Bunlar kucağına dans etmesi için kız çağıran müşterinin arkasında durur ve tüm uyarılara karşı kıza dokunmaya çalışan kişiyi öldürmeye tam yetkileri varmış gibi davranırlar.

Benim davetli olarak o kulüplere götürdüğüm Türklerin hepsi şöyle badireler atlattı: Türklerin hepsi kurallara uymaz, çıplak kadın görünce azarlar ya, kulübe giden Türklerin önemli bölümü çıktıklarında sağ elleri popo deliklerine tamamen girmiş şekildeydiler. (Bunu çıkarmak da hayli zor bir iş. Bazılarına yardımcı olmak zorunda kaldım da bundan biliyorum).

Azmışlardan bazıları pes etmeyip bu kez de sol elleriyle ellemeyi sürdürüyorlardı, Arkadaki korumalar en sonunda bunların başını da popolarına sokmaya karar verdiklerinde ben müdahale edip bahşişle filan kaçırırdım Türkleri kulüpten.

Olsun; risk almaya hazırım. Kucak dansçı kızlar iyimser olmama yardım ediyor.

Yeri gelmişken şunu da söylemeliyim. İsterseniz Schadenfreude (Başkalarının acısından mutlu olmak) deyin siz. Kulüpte iri adamların, inatçı adamların çeşitli uzuvlarını popo deliklerine zorla sokmalarını seyretmek de kucağında kız dans ettirmek kadar neşe ve iyimserlik verici olabiliyor.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3