Akademisyenlerin, entelektüellerin bir tür fildişi kulelerde oturmaları ve gerçeklikten kendilerini olabildiğince soyutlayıp fikir üretmeye konsantre olmaları kaçınılmaz ve doğaldır.
Ancak bu yaşam tarzı bir tehlike de içerir. Kendini soyutlamanın sınırı ayarlanmazsa, gerçeklikten tamamen kopma tehlikesi vardır.
Bu tehlike global bir trend olarak yaşanmıştır ve Türkiye global trendleri adapte ettiğinden burada da yaşanmaktadır.
Özellikle akademik yaşamda ve onunla bağlantılı ve takipçi olarak entelektüeller arasında moda olan fikirler, dönemine göre değişir.
Moda olan fikir, kendisine göre entelektüelden belirli konuşma biçimleri ve davranış formülleri bekler.
Buna uyan entelektüeller kendi aralarında kavimlere ayrılır. Bunlar arasında kıskançlık, dedikodu ve kavimden dışlanma korkuları filan yaşanır.
Dönemine göre doğru olarak kabul edilen fikirden sapma korkusu, hemen herkesi kalıplara uygun konuşmaya zorlar. Yoksa kavimden dışlanma bu tipler için çok büyük tehlike oluşturur.
Fildişi kulenin içinde bir dönemde moda olan düşünce Marksizm'di.
Öyle ki; bir kişinin iyi bir akademisyen, iyi bir düşünce adamı sayılabilmesi için illa da Marksist olması zorunlu sayılmıştı.
Bu Marksist düşünce modası, kendisine göre bir stil de yaratmıştır.
Popüler olmak için kendisini Marksist ilan eden ve fildişi kule içindeki hâkim kavime bir anda üye kabul edilen, hayat stilinde de fikir hayatına uygun bazı zorunlu rötüşler yapan entelektüeller, kavim dışına düşmemek için sürekli korku içinde yaşarlar.
Kazayla kavim tarafından yanlış anlaşılabilecek bir fikir ifade etmekten korkmak, bunların hayatını yönlendirir ve içten içe kemirir.
Siyaseten 'Doğru yazma, konuşma' kavramıyla ifade edilmek istenen yaşam stili aslında budur.
Siyaseten doğruculuk, aslında hür düşünceye sahip olması gereken fildişi kule vatandaşlarını, hür düşünceden tamamen uzaklaştırır. Onları kavmin ideolojisinin tutsağı yapar.
Kavmin bireylerince beğenilmemek veya dışlanma korkusu, bu insanların hayatını tamamen yönlendirir ve kavmin esiri haline getirir.
Hür düşünceden tamamen uzak köleler, kendi kavimlerine dışardan eleştiri geldiğinde hemen saf tutar, müthiş bir dayanışma sergilerler.
Kavmin üyeleri bir tek dışarıya karşı saf tutma durumunda, birbirleri hakkında dedikodu ve ayak kaydırma, sırttan bıçaklama âdetine ara verebilirler.
Siyaseten doğruculuğun tarihi gelişiminde bir sonraki aşama, Marksizmin politik gerçekliğinin ortadan kalkmasıyla gelmiştir. Bu sefer de fildişi kulenin resmi ideolojisi liberalizm olmuştur. Kule içindekiler bu sefer de piyasa ekonomisinin üstünlüğünden ve demokrasiden tutkuyla bahsetmeye başlamışlardır.
Akademi dünyasında var olabilmenin ön şartı bu fikirleri savunma oluvermiştir ve entelektüellerin varolabilmelerinin ön şartı da bu fikirleri savunma oluvermiştir. Türkiye'de tam bu bağlamda Avrupa Birliği kavramı fildişi dünyasının gündemine girmiştir.
Hem girişimci hem de siyasi düşünce olarak hür fikirli olmak bağlamına Avrupa ülkesi olmak fikri de eklemlenmiş ve kavim üyelerinin kafasında teorik çerçevenin eksiği de kalmamıştır.
AKP, Türkiye'de bir siyasi deha göstererek fildişi kulesinin o durumunu olağanüstü şekilde kullandı ve kavimi manipüle etti.
Cumhuriyet rejimine karşı fikirlerin ve Atatürk hakkında olumsuz düşüncelerin bir anda toplumda düşünen insan olarak kabul edilebilmenin neredeyse önşartı haline gelmesi de bu bağlamda ortaya çıktı.
Dikkat ederseniz fildişi kulesi içindeki kavim, şu anda tarihinin aslında en zayıf döneminde. Çok güçlülermiş görüntüsü veriyorlar ama durum öyle değil. Çok güçsüzler. Çünkü kavim içinde çok sayıda fraksiyon var ve hemen hepsinin asıl hedefi farklı. Kavimi bir arada tutan tek şey; onların düşman olarak tanımladıkları ortak hedefler bulunmasıdır.
Ancak kavimin her fraksiyonunda farklı amaçlar olduğundan ve bir fraksiyon üstelik iktidarda da bulunduğundan ortaklık her an bozulabilir ve fikir düzeyinde savaşa dönüşebilir.
Eskiden, siyaseten doğrucu fildişi kaviminin içinde yer alan fraksiyonlar içinde iktidara yakın olanlar yoktu. 'İktidara karşı, muhalif olma' tanımı da onları bir arada tutmaya yarayabiliyordu. Şimdi kavimin içinde iktidara yakın bir fraksiyon da var ve üstelik çok güçlü
Bu da, sürpriz şekilde kavimi bölebilecek faktör olabilir. Bu nedenden dolayı fildişi kulesinde yaşayan kavim üyeleri, kendilerine sürekli yeni düşmanlar yaratmak, tanıtmak zorundalar. Bu bazen türban karşıtı, Cumhuriyet sistemine bağlı insanlar olabiliyor. Bazen de bunların yerini TSK alıyor.
Bu dünyanın gayrıresmi sözcüsünün Radikal ve Cumhuriyet gazeteleri yerine Taraf gazetesinin olması da gayet normal.
Çünkü bu, siyaseten doğrucu düşüncenin veya kaba çizgili düşüncelere ince vurgulamalar yaptıkları için 'Rokoko entelektüel' diye tanımladığım kavim üyelerinin evrimine de çok uygun düşüyor.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.