2. Dünya Savaşı'nda, şehirlerin üstüne gökyüzünden bombalar yağarken bile iyi tüketme ve harcamaların karşılığını alma arayışı tamamen durmadı.
Bir ekonomik kriz sürecinde, hele de bir gün çıkışının başlayacağı bir ekonomide yaşanıldığından, iyi tüketme arayışı tabii ki bitmeyecek.
Sadece bunun nasıl bir tüketim biçimi olacağı henüz bilinmiyor. Yeni oluşmaya başlayan dünyaya insanlar biraz hazırlıksız yakalandı. Tüketiciler şaşkın, üreticiler de öyle...
Yeni oluşmaya başlayan dünyaya göre herkes bir pozisyon almaya çalışıyor. Hemen hemen hiçbir şeyin net olmaması nedeniyle insanlar panikliyor da...
Üretici ile tüketicinin buluşmasına yardımcı olan reklamverenler de şaşırmış durumda.
Bu şaşkınlık moda ve stil dergilerinin reklam sayfalarına da yansımış halde. Amerika'da eylül ve ekim ayları bu tür dergilerin geleneksel olarak büyük reklam aldıkları aylardır. Çünkü bu aylarda önümüzdeki yılın trendleri ve tüketim alışkanlıkları belirlenir. Global düzeyde etkili olan bir belirleme sürecidir bu.
Conde Nast şirketinin çıkardığı ve o dünyanın kraliçesi sayılabilecek VOGUE dergisi geçen yıl eylül ayında tam tamına 725 sayfa ilan alarak çıkmıştı.
Bu nedenle derginin o sayısı birisinin başına yanlışlıkla düşse onu rahatlıkla öldürebilecek kalınlıktaydı...
Kriz sürecinde bu yıl VOGUE dergisinin eylül sayısı yüzde 18 azaldı. Dergi yine de pek ince sayılmaz ama ilan sayfalarının sayısı bu eylülde 674 sayfa.
Sadece diyemiyorum çünkü geçen yıla göre azalma olsa da yine de hayli fazla sayıda ilan var.
Hearst şirketinin çıkarmakta olduğu Cosmopolitan dergisinin Amerikan piyasasına yönelik ilan daralması daha az olmuş. Onlar geçen yıla göre yüzde 3.2 ilan azalmasına uğramış.
Lüksün tanımını yapmak iddiasında olan ve trendleri kültürel anlamlarıyla inceleyen makaleler yayınlayan VANITY FAIR dergisinde geçen yılın eylül ayına göre ilan sayfasındaki azalma yüzde 6'ya yakın olmuş.
Krizin hızla vurduğu Türk medyası içinde yer alıp oralardaki düşüşlere büyük diyebilmek pek mümkün olmasa da, ABD piyasasında o tür dergilerde bir tam sayfa ilanın 120 bin dolar civarında olduğu hatırlanırsa, en düşük oranlı düşüşün bile medya şirketlerine ciddi bir darbe vurduğu hesaplanabilir sanıyorum.
Şimdi üzerinde düşünülmesi gereken nokta; yeni dönemde lüksün tamamen ortadan kalkmasa da çok da popüler olamayacağının anlaşılması ve bu durumda lüksü ve tendleri tanımladığı belli olan dergilerde bile ilan sayfası sayısının düşmesine rağmen ilanların hâlâ daha ciddi bir düzeyde olmasına cevap arama olmalıdır.
Dedim ya, tüketiciler şaşkın, üreticiler de öyle... Sadece kesin olarak bilinen bir şey var; o da birçok şeyin değişeceği...
Şimdiden ortaya çıkmaya başlayan bazı eğilimleri doğru okumaya çalışıyor üreticiler.
Ben yapabildiğim kadarıyla, modern kültürü ve trendleri anlayabilmek için bu tür dergileri takip etmeye çalışırım. Değişim sürecinin sonunda ortaya tam olarak neyin çıkacağı henüz tam anlaşılamasa da bazı eğilimler kendini belli etmeye başladı.
Bunun etkileri, yayınlanmaya başlanan 'Daha rahat ve güzel yaşamaya yardımcı olmak' iddiasındaki kitapların başlıklarında da görülmeye başlandı.
Daha şimdiden mecburen başladı ve yakın gelecekte büyük ihtimalle hâkim ideoloji şu olacak: İnsanlar daha iyi yaşamak, daha güzel ve stilli gözükmek arayışlarından vazgeçmeyecek. Ancak hemen herkes bu arayışını eskisine göre daha az ve tutumlu para harcayarak gerçekleştirmek için uğraş verecek.
Yeni dünyanın sloganı büyük ihtimalle 'TUTUMLU YAŞAM' olacak.
Lüks malları üreten şirketler bile bu fikre kendilerini alıştırsalar iyi olacak. Şimdilerde tüketicileri yokluyor, gidişatın yönünü tayin etmeye çalışıyorlar.
Bu yıl bile stil ve moda dergilerinde ilanların daha fazla azalmaması da bu arayışın bir parçası.
India Knight tarafından yazılmış olan 'The thrift book: Live well spend less (Tutumluluğun kitabı: İyi yaşayın ve daha az harcayın) adlı kitap, başlığında hem yeni dönemin ideolojisini anlatıyor hem de çok yakında popüler olacak yayıncılık içeriğini de haber veriyor.
Kısa süre önce kriz nedeniyle şirketinden 25 kişinin işine son veren yaşam gurusu Martha Stewart bu yeni dönemin trendini anlamış olmalı ki; medyasında içerik değişikliğine çoktan başlamış durumda.
Biz gazeteciler bu değişimi anlamak ve kendimizi buna uydurmak zorundayız. Uydurmanın dışında medyadaki yeni trendin Türkiye'de de mutlaka yaşanacağını anlayıp buna uygun yayın içerikleri oluşturmalıyız.
Ben dersimi çalışmayı ve trendi takip etmeye devam edeceğim.
Bu arada dersimi biraz daha iyi çalışabilmek için Amerikan medya piyasasından ELLE dergisine özel ilgi göstermeye karar verdim. Çünkü bendeki son verilere göre onlar geçtiğimiz yılın eylül ayına göre bu yıl eylül ayında ilan sayfasını yüzde 6.6 artırmayı başarmış durumdalar.
ABD'den hemen getirteceğim ve inceleyeceğim o dergiyi. Onlar bu dönemde bir şeyi doğru yapıyor olmalı.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.