Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Önceki Günün Adası

Ruh halinizi yönetemiyorsanız, yanlış zamanlamayla okunan bir kitap, bir makale sizi fena halde yıpratabiliyor.

Dün ünlü karikatürist David Levine'ın tek başına yaşadığı evinde kör olmak üzere olduğunu anlatan makaleyi okudum.

Düşünsenize; New York Review of Books dergisinin çizeri bu meşhur sanatçı, yıllardır binlerce ve belki de on binlerce karikatür çizmiş.

Son aylarda derginin okuyucuları çizgilerde bir gariplik olduğunu anlamışlar.

Her zaman mükemmel olan oranlarda bir oynama fark edilmiş. Hatta sanatçının meşhur imzası bile hayranlarına bozuk gibi gelmiş.

Ve sonra acı gerçek ortaya çıkmış. Sanatçı hızla görme yeteneğini kaybediyormuş.

Yakın zamanda bir buçuk yıl kadar oturmuş olduğum bölgeye çok yakın olduğundan çok iyi tanıdığım Brooklyn Heights bölgesinde yalnız olarak yaşıyormuş.

Bir anda kendimi adamın yerine koydum. Acısını, korkularını, terk edilmişlik duygusunu içimde derinden hissettim. Hatta onun artık göremediği gözleriyle bakabilse dışarıda neler görebileceğini de hayal ettim.

Sonbaharın son günlerinde ağaçlardan dökülmüş kızıla yakın renkli yapraklarla kaplı sokaklar, çocuk bakıcılarının gezdirdiği bebekler, koşu yapan bir-iki genç, bisikletle gezen orta yaşlı insanlar, bir elinde kitap diğerinde kahvesi, rahat oturacağı bir kafeye aceleyle gitmekte olan gençler...

Brooklyn her evin penceresinden bakıldığında aynı gözükür... Ama parasını kazanmak için ölene kadar çizmek zorunda olan Levine artık bunları göremiyor. Biraz çizebilmek için güneşli bir günde bile odanın içinde ışık yakmak ve büyüteçle bakmak zorunda. Bir süre sonra bunlar da işe yaramayacak.

Sanatçı duyarlılığını taşıyan ve çok parlak günleri de olmuş olan Levine, şimdi kimbilir ne kadar da korkuyordur. Karanlık tamamen bastırınca ne yapacak, nasıl yaşayacak bilmiyorum ki?..

Duyarlandırdı beni onun hikâyesi. Kendimi tutmasam romanını bile yazabilirim. Bunu içimde hissediyorum.

Kapitalizmin zor duruma düşenlerine karşı ne kadar acımasız olabildiğini de bildiğimden adamın durumunu daha iyi anlayabiliyorum.

Yıllardır durmadan çizdi. Dergiye büyük değer kattı. Hatta dergiyi dünya liginin başına çıkardı. (Hâlâ daha onun çizgilerinden oluşan 2009 yılı takvimini pazarlıyorlar). Bu defa hayat darbe vurmuş, eskisi gibi çizemiyor artık. İlk iş olarak maaşını kesmişler.

Gençliğimden bu yana okuduğum hatta bilimini yaptığım kapitalizmin özel acımasızlığının ne kadar da gerçek bir şey olduğunu bir daha anlıyorum.

Son dönemin en popüler filozofu Slavoj Zizek, kapitalizmi bir vampire benzetiyor. Nasıl ki bir vampirin öldüğünü sandığınızda o başkalarının kanından beslendiğinden aniden canlanırsa, kapitalizmin öldüğünü, bittiğini sandığınızda o da tekrar canlanır. Çünkü kendi güçsüzlerini yok eder, onların kanından beslenir ve daha güçlü halde sürdürür yaşamını.

Bu sürece direnmek de Zizek'e göre mümkün değildir. Direnmek teslim olmak anlamına da gelebilir ona göre.

Bu aralar sosyal açıdan yalnızlık ve arkadaşsızlık konuları üzerinde hayli düşünüyorum. Umberto Eco'nun 'The Island of the Day Before' (Türkçe'ye 'Önceki Günün Adası' diye çevrildi) adlı bana hayli çarpıcı gelen kitabını da okuyorum.

Özetle kitap 'yalnızlık tema'sını işliyor. Büyük fırtınayı atlattıktan sonra bir kişi hariç bütün personeli ortadan kaybolmuş bir gemide tek başına yaşamaya başlayan Roberto'nun yalnızlığını nasıl yaşadığı, neler düşündüğü anlatılıyor uzun uzun.

İşin daha ilginci; gemi öyle bir yerde duruyor ki, sahil gözüküyor ama gidilecek uzaklıkta değil, gemi hiç hareket de etmiyor.

Roberto vaktini, uzaktan seyrettiği sahile bakıp, hayaller kurarak geçirmek zorunda.

Bugün bir romancı duyarlılığındayım. Ben kendi gemimden çıkıp uzaktan izlemekte olduğum hayata katılsam bile kendimi yalnız hissediyorum.

Kendimi yalnızlığın, arkadaşsızlığın resimlerini çizen Edward Hopper'in resimlerinden bir tanesinde konu karakteri olarak düşünüyorum

Sonuç itibarıyla ben kardeşim Ufuk Güldemir'i çok özledim. Bugün özellikle daha yoğun, daha derinden hissediyorum bunu.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3