Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Dindar insan sayısı çok artacak

Orta çağlara gelindiğinde Batı âleminde son derece ciddi bir 'Contemptus mundi' (Dünyadan tiksinme) edebiyatı vardı.

Buna göre dünya; hastalık, acı çekme ve hayal kırıklıklarının yeriydi. Hayat da kısa ve acılarla doluydu. Gerçek mutluluğa gidecek kapı ölümden sonra açılabilecek bir şeydi.

Bu türün temellerini tamamen anlamama ve kabul etmeme rağmen, felsefedeki bazı gelişmelerden nasıl olup da bu kadar kopabildiğini de anlamakta zorlanıyorum.

Batı düşüncesinin evrimini tamamen etkilemiş olan 'Antik Yunan'daki felsefeciler Sokrates'ten önce dünyanın oluşumu ve gelişimi ile ilgili konuları irdelemeye yoğunlaşmışken, Sokrates tamamen farklı bir soru sordu ve buna yoğunlaşıp Batı düşüncesinin evrimini kökten değiştirdi. O soru 'İyi, mutlu yaşam ne demektir ve kendimiz için iyi yaşama nasıl ulaşabiliriz'di. Yani o soruyla birlikte felsefe, mutluluğu bulmanın peşine düşmüştü.

Orta çağlarda dünyadan tiksinti edebiyatının hayli yaygınlaşması, 'Mutluluğu nasıl yakalarız?' sorusuna cevabın bulunmasının hiç de kolay olmadığını gösteriyor.

Cevap konusundaki belirsizlik hâlâ daha sürüyor ve 21'inci yüzyılda belirsizliğin daha da artması beklenebilir. 'Nasıl mutlu olunur?' sorusu hakkında kafa karışıklığımız yoğunlaşarak devam edecek.

Bireylerin mutluluğu yakalayabilmeleri için filozofların önerdiği formüller her geçen gün daha da yanlışlanıyor gibi gözüküyor. Çünkü çoğu, kendimiz dışında gelebilecek olumsuz etkilere karşı kendimizi koruma üzerine kurulmuş tezlerden ibaret.

Örneğin; Seneca iyi yaşama, insanın kendi tabiatı ile uyumlu bir yaşam kurabilmesi durumunda ulaşılabileceğini söylemiş. (Bu böyleyse, benim çok mutsuz olmam gerekiyor. Çünkü benim sınırsız para harcama, çok içme ve zincirleme çapkınlık yapmaktan oluşan bir tabiatım var. Buna uyumlu bir yaşam sürmek için ise büzük ister).

Stoikler ise insanın olumsuz dışsal etkileri kabul edip onlara uyum sağladığı takdirde zihinsel huzura ulaşacağımızı ve ancak bu şekilde dış etkiler üzerine hâkimiyet kurabileceğimizi söylüyorlar.

Bunları yazmak, söylemek kolay da; açıkçası hiçbirisi fazla anlamlı da değil. Ne yani; işten yeni atılmış bir insana 'ekonomik kriz olduğunu kabul et ve bu gerçeğe uyum sağla, huzur bulursun mu?' diyeceğiz. Bunu dediğimiz zaman ciddi bir dayak yiyeceğimiz de kesindir. Filozoflar tatmin olacak diye alınacak bir risk değil bu.

İnanmakta zorlanacaksınız ama 'Mutluluk Araştırmaları' (Journal of Happiness Studies) adlı bir dergi de var. Adı net, mutluluğun ne olduğu ve buna nasıl ulaşılacağı üzerine araştırmaları yayınlıyor bu dergi. 'Umutsuz ev kadınlarının' okuyup mutlu olacağı türde yazılar da var dergide. Hayli fantastik konular da işlenmiş.

Örneğin; bir araştırmada arkadaşlarıyla oyun oynayan çocukların yalnız çocuklardan daha mutlu olacağı anlatılıyor. Banallığı ile insanı isyan ettirecek düzeyde bir şey bu ama bilim insanları arada bir böyle şeyler yapar. Hepimizin bildiği bir gerçeği tekrardan ispatlarlar nedense.

Makaleleri taradım ve sonunda okuyabileceğim iki alternatif arasında kaldım. Bir tanesinin başlığı 'Kuveytli üniversite öğrencileri arasında mutluluk' diğeri de 'Ally MCBeal' dizisinde mutluluk üzerine görüşlerdi. İkisi arasında fazla kararsız kalmadım. Çünkü Kuveytlilerin mutluluğu beni hiç alakadar etmediğinden Ally McBeal dizisiyle ilgili olanı okudum. Bu diziyi yaratan David E. Kelley aynı zamanda mutluluk üzerine çalışmaları ile de tanınan bir felsefeciymiş. Adamın mutlu olunması için iki temel önerisi varmış:

1- İnsanların kendilerine fantezi dünyaları kurup gerçek sorunlardan kaçmaları sakıncalı olmadığı gibi çok da sağlıklı bir şeydir.

Ben bunu sıkça yapıyorum ama Rana beni çocuk gibi davranmakla suçlayıp, kızıyor.

2- Adamın ikinci önerisi ise; insanların kendilerini gülmeye zorlamaları ve gülebildikleri takdirde mutluluğun da onu takip edeceğidir. Bu da bence Hıncal Uluç'un temelde çok haklı olduğunu gösteriyor.

Gördüğünüz gibi çok derin felsefi çalışmalardan oldukça çocukça görülebilecek önerilere kadar mutluluğu arayışların sürdüğünü ortada.

Bence 21'inci yüzyıl yine 'Contemptus mundi' edebiyatının canlandığı bir yüzyıl olacak.

Yine de Antoine de Saint-Exupèry'nin dediği gibi; hayata karşı doğru tavrı koymaya ve dışsal etkilere karşı kendi iç huzurumuzu korumaya çalışmak, o dışsal etkilerin değil, asıl bizlerin onlarla nasıl yüz yüze geldiğimizin önemli olduğunu da görmeliyiz.

21'inci yüzyılda inançlı insan sayısında büyük bir patlama olacak. Mutluluk Araştırmaları dergisinde de dindarların daha kolay mutlu olduklarını gösteren birçok yazı da var zaten.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3