Son zamanlarda hem dünyada hem de Türkiye'de insanların masa başına oturup yemek yemeleri üzerine kurulmuş bir yarışma türü çok popüler.
İnsanların pişirmeye hiç girişmeyecekleri ve kendilerinin de yemeyeceği yemeklerin pişirilmesini ve sonunda başka insanlar tarafından yenilmesini büyük ilgiyle seyretmeleri, dünyada pop-kültür teorisyenleri tarafından 'Yemek pornosu' (Food porn) olarak adlandırılıyor.
Bu konu üzerine ilk yazı 2005 yılının ekim ayında Harpers dergisinde çıkmıştı. Yazar Frederick Kaufman 'Debbie does salad: The food network at the frontiers of pornography' başlığı attığı yazısıyla yepyeni bir sosyolojik kavram yarattı ve o referans alınarak yazılan birçok araştırmanın da öncüsü oldu.
Makalenin başlığı, has pornoya meraklı insanlar tarafından bilinen 'Debbie Does Dallas' (Debbie Dallas'ı Yaptı) filmine komik bir gönderme yapıyor.
O filmde hatırladığım kadarıyla Debbie adındaki kız, Dallas Cowboys takımının tüm oyuncuları ile zincirleme yatıyordu. Yemek pornosunun işlendiği makalenin başlığı da 'Debbie salata'yı yaptı. Bana zekice atılmış ve komik bir başlık oyunu olarak geldi.
Yemek pornosunu inceleyenler, yemek yapılırken kullanılan terminolojinin, yakın plan kamera çekimlerinin hemen hepsinin pornografi filmlerden alındığını gösterdiler.
Yemek programlarını izleyenler ise bir anlamda o an pornografi izleyicisi konumundadır. Bazı hazların hazırlanıp tüketilişini, odalarının yalnızlığı içinden kendilerini yabancılaştırarak izlemektedirler.
Büyük yazar Emile Zola'nın 'The Belly of Paris' adlı romanı da bir anlamda yemek pornosu sayılabilir.
Romanda, aç bazı insanların, her türlü yiyeceğin satıldığı Paris hali bölgesinde yaşadıkları ve o karakterler açısından yiyeceklere bakmak ve yemenin seksin yerini nasıl tamamen aldığı anlatılır.
Yazdığı kitaplar ile ülkemizde de tanınan Şef Anthony Bourdain 'Food Porn' başlığı attığı makalesinde, televizyonda yemek pişiren ünlü şeflerin artık yakın geçmişin porno film yıldızlarının yerini aldıklarını söylemiş.
'Deep Throat' filminin oyuncusu Linda Lovelace'in yerini Şef Alice Waters'ın aldığını, 'Çıplak şef' (the naked chef) olarak bilinen Jamie Oliver'in ise artık günümüzün Marilyn Chambers'ı olduğunu, ülkemizde Home kanalında program yapan Emeril'in ise bir zamanların çok ünlü porno film oyuncusu Ron Jeremy'in yerini tuttuğunu anlatmış.
Anlayacağınız; yemek pişirip yiyen insanları televizyonda izlemenin dikizleme duygusunu tatmin eden, pornografiyi gizli seyretmekten duyulan hazdan alınan haza benzer haz vermek gibi bir yönü var deniliyor.
Eğer durum böyleyse, bizdeki popüler yemek programlarını bir tür yemek toplu seks âlemleri olarak nitelendirmek mümkün. Ama tabii o tür programların neden birdenbire bu kadar popüler olduğunu sadece bu gerekçe ile açıklamak bence uygun değil.
Bunun temelinde biraz daha acıklı olan bir başka neden daha var. (Lanet olsun bu ciddi yönüme. Bir türlü tam baskı altında tutamıyorum onu!)
Biliniyor ki; kriz yaşandığı, mutsuzluğun fazla olduğu dönemlerde, insanların bir masa etrafına oturup yemek yiyen insanları seyretme eğilimleri artıyor. Bunu görmek hem insanlara güven duygusu veriyor hem belki de ne yazık ki artık kendi alıp yiyemeyecekleri yemeklerin hâlâ daha başka bir yerlerde yenildiğini görmenin verdiği tuhaf bir huzur da söz konusu olabilir.
Raymond Carver'ın çok çok hüzünlü bir hikâyesi var. Adı 'A small, Good Thing'. Bunu özetleyeyim de toplu halde yemek yemenin rahatlatıcı olabilecek yönünü irdeleyelim.
Hikâyedeki anne ve baba, çocuklarını trafik kazasında kaybetmişler. Müthiş bir yıkım içindeler. Ölen çocuklarının yaklaşan doğum günü için kazadan önce bir pasta ısmarlamışlar. Kazadan haberi olmayan fırıncı onları sürekli telefonla arayıp 'Pasta hazır, haydi gelin alın şunu' demektedir. Yüreklerini parçalayan bu telefonları artık sona erdirmek için bir gün anne ve baba fırına gidip olan biteni fırıncıya anlatırlar. Fırıncı ses çıkarmadan onları dinler ve sonra yeni pişmiş bir ekmeği alıp masaya getirir ve ekmeği üçe böler. 'Haydi yiyin, size bu iyi gelir. Bu küçük ve güzel bir şeydir.' (Hikayenin başlığı).
Umarım 'Yemekteyiz' türü programların son dönemde popülerliğinin artması toplumda yaygınlaşan acının ve mutsuzluğun bir sonucu değildir.
İnşallah yemek pornosu türü yorumların daha geçerli olduğu bir toplumda yaşıyoruzdur. Bunu hiç sanmıyorum ya haydi neyse!
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.