Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

MUTLULUK felsefesi

Bir süredir eÅŸlerin birbirlerini aldatmaları konusu üzerine düÅŸünüp yazmak zorunda kaldığımdan, sonunda konu ister istemez ‘Nasıl mutlu olunur?’a gelip dayandı. Bu soruya ‘Kebap yer, mutlu olurum’ veya ‘Evlilik dışı iliÅŸki kurar, mutlu olurum’ türünden basit cevaplarla yetinmek yerine, ‘Mutluluk nedir?’ sorusunu sormuÅŸ ve buna cevap aramış olan filozofların yazdıklarını okuma yoluna gittim.12 Bu tür okumanın sonu hemen gelmiyor ama ben ÅŸimdiye kadar okumuÅŸ olduklarımdan bazı notlar aldım. Bugün bunları sizlerle paylaÅŸacağım. Konuyu sunuÅŸum biraz dağınık gibi gelirse, haklısınız. Henüz tam toparlayamadım. Bu yazıyı biraz ‘yüksek sesle düÅŸünme’ türünden kabul edin lütfen. Aldatma meselesini düÅŸünürken konuyu hızla ‘Nasıl mutlu olunur?’ sorusuna baÄŸlamam da, aldatma üzerine yazılmış kitapları inceleme süreci nedeniyle oldu. O süreçte gördüm ki; aldatma üzerine kitapların önemli bölümü, aldatma olayında yer alan insanların yaÅŸayacağı düÅŸünülen travmaların tedavisi hakkında yazılmış. Sadece aldatılanın deÄŸil, aldatanların da yardıma ihtiyaç duyacakları düÅŸünülmüÅŸ ve buna göre yardım kitapları yazılmış. Aldatılanın acı çekmesi normal ama aldatanın da acı çekiyor olduÄŸunun böyle kabul edilmiÅŸ olması bana ilginç geldi. Bu da tabii vicdani rahatsızlığa baÄŸlı bir sonuç. O da ‘Mutluluk nedir?’ sorusunu direkt sorduruyor. Filozoflardan bugüne kadar yaptığım okumalar bana, bu soruya Kant’ın verdiÄŸi cevabın doÄŸru olduÄŸunu düÅŸündürdü. Onun cevabı benim yaÅŸam biçimime uyuyor.

Kant, iyi yaÅŸamayı ‘insanın seçtiÄŸi yaÅŸam stilini baÅŸka insanlarla da zengin ve tatmin edici bir iliÅŸki içinde yaÅŸaması’ diye tanımlıyor. Bence Kant’ın tanım biçimi, insanın hayatından aldatma kavramının çıkması, birlikte yaÅŸamayı tercih ettiÄŸi kiÅŸiye karşı sadakat kavramını hayatına sokmasıyla olabilir. ‘İyi yaÅŸam nedir ve mutluluk nedir?’e verilen bazı diÄŸer cevaplar da bugün sayfada yer alıyor.

Onun kusuruna bakmayın!

Aldatma üzerine yazılmış kitapların dökümünü yaparken sadece bir kadının ‘Kocamın beni aldatması, yaÅŸamımı nasıl iyiye doÄŸru deÄŸiÅŸtirdi’ adlı bir kitap yazdığını gördüm. Aldatma üzerine yazılmış kitaplar arasında bu bir anomaliydi. Bu farkın nereden kaynaklandığını anlamak için kitabı biraz inceledim. Gördüm ki; bu fark derin bir nedenden kaynaklanmıyormuÅŸ... Kadının kocası Kanadalı’ymış. Bu ÅŸanssızlık, kadının kitabını neden yazdığını da açıklıyor. Kanada dünyanın en düzgün ve en sıkıcı yerlerinden birisidir. Erkekleri de en az ülkeleri kadar tahammülü çok zor derecede düzgün insanlardır. Oradan alınan kocanın bir kadına yapabileceÄŸi en güzel ÅŸey, baÅŸka bir kadına kaçmak olmalı. DoÄŸrusunu isterseniz bir Kanadalı erkeÄŸin aldatma eylemine giriÅŸecek kadar canlı olabilmesi beni ayrıca ÅŸaşırttı.

İdi Amin’in hayatı üstüne yapılmış filmi (İskoçya’nın Son Kralı) hatırlayın. Filmin hemen başında ülkesi İngiltere’yi terk etme kararını almış olan genç doktor, göç edebileceÄŸi bir ülke bulmak için odasındaki küreyi çevirir ve rastgele bir noktaya basar. Åžansına neresi gelirse hemen oraya göç edecektir. İlk basışında ÅŸansına Kanada çıkar. Adam oraya tahammül edemeyeceÄŸini düÅŸünür ve yine dener ÅŸansını. İkinci çeviriÅŸte eli Uganda’ya dokunur. Hemen oraya gider. Kanada öyle bir yer iÅŸte. Kanadalı kocanın karısının yazdıkları ise bu yüzden önemli deÄŸil.

İlk soruyu Sokrat sordu

Antik Yunanistan’da filozoflar Sokrat’a kadar hayatın anlamı ve orijini konusu üzerine kafa yordular. Sokrat ise ‘İyi yaÅŸam biçimi hangisidir?’ konusunu ortaya çıkararak bir anlamda filozofinin sorunsalını tamamen deÄŸiÅŸtirdi. Kendinden sonraki filozoflar bu soruya cevap oluÅŸturmak için çalıştılar. Sokrat üzerinde düÅŸünülmüÅŸ, üzerinde bilgiyle çalışılmış yaÅŸamın, iyi yaÅŸam olduÄŸunu düÅŸünürdü. Kendisine bilgiye dayalı bir yaÅŸam kurabilmiÅŸ, anlamlı güzel hedefler koyabilmiÅŸ ve diÄŸer insanlara iyi tepkiler verebilen, iyi iliÅŸkiler kurabilen insanların hem mutlu olacaklarını hem de iyi yaÅŸam idealini yakalayabileceklerini düÅŸünürdü.

Herkes böyle olacak deÄŸil ya!

Tabii ki ben buraya kadar kendi hayatıma uyan, tavrıma uygun olduÄŸunu sandığım filozoflara öncelik verdim. Ama herkes benim tavrımda olacak da deÄŸil. Herkesin benim gibi davrandığı bir dünya eminim ki çok sıkıcı ve rutin olurdu. Neyse ki Seneca gibi düÅŸünen filozoflar da var. Seneca kendi doÄŸasıyla uyumlu yaÅŸam kurabilmiÅŸ insanların mutlu olacağını düÅŸünürdü. ‘Stoik ekol’ün bu düÅŸüncesinde olan erkekler mutlaka aldatmayı çok doÄŸal buluyor ve de mutludurlar. DüÅŸünsenize; hem çapkınlık yapıyorsunuz hem de davranışınızı haklı bulan derin bir düÅŸünce ekolünü de yakalamışsınız. Bu da mutluluÄŸunuz için yetmiyorsa ben de ‘Yuh’ derim size

Ayn Rand da çapkındı

DoÄŸrusunu isterseniz gönül rahatlığıyla aldatabilmek için insanın hayli egoist olması gerekiyor. Gerçi Ayn Rand’ın bahsettiÄŸi tür egoizmin bununla bir alakası yoktu. Bu büyük düÅŸünür baÅŸarılı insanların sadece kendi ideallerinin peÅŸinde tavizsiz ve egoist bir kararlılıkla davrananlardan çıkabileceÄŸini söylemiÅŸtir. Herkesin ‘yapma’ dediÄŸini kendisi doÄŸru görüyor diye yapan, sadece kendisini düÅŸünerek davranan insanlar onun için birer üstün insandılar. Tabii ki bütün bunların aldatan insanın egoizmi ile hiçbir iliÅŸkisi yok. Rand’ın düÅŸüncesi hayli derin felsefe içeriyor ama Rand bir ihtimal, kendi düÅŸüncelerinin etkisiyle de olsa, kocasını rahatlıkla aldatmaktan hiç geri durmadı. Tercihi ise genç öÄŸrencileriydi. Ayn Rand da mutluydu. Bunun da bilinmesi gerekiyor.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3