Sürüklenerek yaÅŸayıp giden insan, kimi günlerine anlamlar katmış: Bayram demiÅŸ örneÄŸin, yılbaşı demiÅŸ. Kutsal deÄŸerler yüklemeye çabalamış yaÅŸamına. BİR sürecin başında, baÅŸlangıcında olmak duygusu, bir tür hesaplaÅŸmayla karşı karşıya bırakıyor insanı: Nice dostlar bilirim, her yıl başında yeni bir defter alırlar, yenilemeye çalıştıkları umutlarıyla defterlerinin bir köÅŸesine eskiden yaptıklarını düÅŸündükleri yanlışları, bir köÅŸesine de yeni yıldan beklediklerini, yeni yılda yapacaklarını yazarlardı. Kim bilir kaç defter eskitmiÅŸlerdi, defterleri eskir, geçmiÅŸteki yanlışlarının onların üzerinde yarattığı rahatsızlığın etkisi azalır, umutlarını nefes nefese diri tutmaya çalışırlardı. Kim bilir, belki bazıları, ölümlerinden önceki yılbaşında defterlerine usanmadan yazdıklarıyla bu dünyayı terk ettiler. Yılbaşı gelse de umutlarımı bir tazelesem diyenleri de vardı belki. Barışı, güzelliÄŸi, hakça bir düzeni istemek için yılbaşını beklemeye ne gerek vardı? İnsan oluÅŸundan sorumlu her insan için, herhangi bir gün yeni, herhangi bir gün eskiyle hesaplaşıp, gelecek yolculuÄŸuna çıkış yapabileceÄŸimiz atılımları taşımaz mıydı? Özel günler, kutsal günler, geçmiÅŸimize, toplumumuza, insan oluÅŸumuza saygıyı, birlikte yaÅŸama çabamızda dayanışmayı saÄŸladığı için elbette anlamlıdır. Biz insanların düÅŸünürken, karar verirken, kendi kültürlerinden, birlikte yaÅŸayışlarını olanaklı kılan deÄŸerlerinden beslenmelerinin yanında, kendi bireysel bakışlarının, kendi iç güçlerinden yola çıkmaları da olanaklıdır. Bu açıdan herhangi bir günümüz, umutlarımızı tazeleme, kendimizle hesaplaÅŸma açısından yeni bir gün, bir yılbaşı bir bayram olabilir. (Deliye her gün bayram denmiÅŸtir: Her gün yılbaşı olur demiyorum: Bizim kendi özyaÅŸam öykümüz içinde, anlamlı bir günümüz yılbaşımız olabilir. Zamanı kendi açımızdan yorumlayabildiÄŸimizde, herkesin kabul ettiÄŸi bir yıl süresi içinde birkaç yılbaşımız bile olabilir.) Böyle zaman yorumcusu olabilen bireyleri barındıran kültürler, anlamlı kabul ettikleri günleri daha yoÄŸun daha derinlemesine yaÅŸayabilirler. GeçmiÅŸten gelen evrensel deÄŸerlere yaslanarak, olanca geniÅŸliÄŸiyle önlerine açılan gelecek ufku içinde, ÅŸimdinin sorunlarına bakabilecek gücü taşıyan bireyleriyle varolan bir kültürün, yeniyi kavrama, yaratma gücü artar. İşte bu kaygılarla, ülkemizin “yeni” yıllarında, geçmiÅŸten ders alarak karşılaÅŸtığı, karşılacağı sorunlarla, kendini yenileyerek baÅŸedebilmesi için bir tür sorgulama çabası önerisinde bulunabiliriz: 1. Sevgili ülkem, güzel Türkiyem, bu yıl da Batı ve DoÄŸu’yla iliÅŸkinde, geçmiÅŸteki yalpalamalarından öÄŸrenerek, ne gibi yenilikler ortaya koymayı düÅŸünüyorsun? Neredesin sevgili ülkem, nereye gidiyorsun? Bir iktidar geliyor, seni Batı’ya çekmeye çalışarak DoÄŸu’ya itmenin planlarını yapıyor. Biri geliyor, yerimiz iyi burada duralım diyor. Avrupa’ya doÄŸru çekiÅŸtiriyorlar seni? Peki hangi Avrupa? Hangi ortaya çıkarılmadık derinliklerinle gireceksin Avrupa’ya? Müslüman’ın küçük görüldüÄŸü, sömürüldüÄŸü bir dünyada, Müslüman’ın kültür alanında canlanma çabasına yeterince giremeyip, silahla bunu baÅŸarma tercihini nasıl buluyorsun, güzel ülkem? 2. Neden çoÄŸunlukla, ekonomik, siyasal terimlerle konuÅŸuyor başındaki iktidarlar? Senin bir anlam dünyan yok mu? Neden ülkemin aydınları bu anlam dünyası üzerinde kafa yormaz da, sana hep dışarıdan birileri gibi bakarlar? Seni benimsediklerini, deÄŸerlerini araÅŸtırdıklarını ağızlarından pek duymayız. Özgürlükçü bakmak, bu ülkenin geçmiÅŸ yaÅŸantısına, deÄŸerlerine uzak düÅŸerek mi gerçekleÅŸiyor? Senin deÄŸerlerini din penceresinden görenler de sana dışarıdan bakıyorlar çoÄŸunlukla: Sanki senin toprakların onların deÄŸilmiÅŸ de, bu ülkenin, bu dilin, dillerin, bu coÄŸrafyada içten yaÅŸanarak anlaşılma çabasını, “milliyetçilik, ulusalcılık” dolayısıyla dar kafalılık, sığ yerelcilik, evrensel deÄŸerleri yakalayamama, belki biraz abartarak söylersek bir tür faÅŸizmmiÅŸ gibi görüyorlar. 3. Sevgili ülkem, kendini yenileyemeyen eski umutların gerekleÅŸtirilememe beceriksizliÄŸi yüzünden, sığ, fırsatçı insanların cirit attığı bir yer mi oldun? Bu ülkedeki tinsel (manevî) gücü, “ülke bir kurmaca kavramdır” yorumuyla küçümseyen, aidiyet duyguları iyiden iyiye zayıflamış “her yerden” konuÅŸtuklarını düÅŸünüp, hiçbir yerde olduklarını unutan, “buradan” bakmayı körlük sanan insanların eline düÅŸtüÄŸün doÄŸru mu? 4. Bir umut sunabilecek misin bu yılda gönlüme bir damla benim? (Ülkeme sorular sürecek.)
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.