AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-01-08
Şimdi de, Kürtçe geçim kaynağı oldu. Lafımız, daha düne kadar bu konuda yayını savunup, şimdi program bekleyenlere. Her olanakta akçalı imkan arayanlara yeni kapı açıldığı kesin. 'Ne kadar fazla koparırsam kardır' diyenlere dikkat edin, gözlerinin içi gülüyor. TRT'de bu işe soyunanların iyi niyetlileri, Başbakan gibi cevaplıyorlar; 'İşallah'. Yok mu arttıran zihniyetliler, 'Daha anlaşmadık'ı yüksek sesle söylüyorlar. Yeni tartışmayı yıllar yılı dört gözle bekleyen, Can Dündar gibileri zaten izliyorsunuz. Parmağını ver, elini isteyenlerin konumu çoğunlukta. Meclis'te grubu olan DTP'nin Başkanı'nın lafları kanımıza dokunuyor: 'Bu yayın, halkımızın yıllar yılı verdiği onurlu mücadelenin kazanımıdır'. Buna da Başbakan cevap versi. Hedefleri belli. Avrupa Birliği'nin dayatması sonucu geldiğimiz yerin iki adım sonrasını görebiliyoruz. Bereket bu ülkenin çimentoları var. Karadenizliler, Çerkezler ve 'Suyun Ütesi' dediklerimizi öncelikle sıralayabiliriz. En önemli ise Türk Silahlı Kuvvetleri, 'Siyasi rantçılar' karşısında aslanlar gibi direnmeye devam ediyor. 5n1k'da, Can Paker'in konuşmalarını dikkatle izledik. Açık Toplum Enstitüsü, 'Açık Toplum Vakfı' haline getirildi. Hani bir laf vardır; 'Şahdı, şahbaz oldu'. Soros'un oymalarının 49 ülkede sergilendiğini söylemekten çekinmiyor. Cüneyt Özdemir'den 'Kaç bin dolar alıyorsun' demesini beklerdik. Paker'in beklentisinin ucu açık. 'AB'den de fonlanacağız'ı gayet rahat söylüyor. Duble ekmek kadayıfı yiyecekler. En çok da kendilerini tanımlarını tuttuk; 'TESEV, değişim ajanıdır'. Neyin değişimi? Herhalde 'Üniter Yapının'.
***
Mehmet Akif Beki'yi Kanal-7'de görev yaparken tanıdık. Beğendik, çünkü 'Çizgisinde kırık yoktu'. Siyasi Rotası'nı severiz ya da sevmeyiz ayrı. Önemli olan, dümdüz olması. Beki de, bu yapısını hiç değiştirmedi. Başbakanlık Sözcüsü olduğunda da değişmedi, ilkeli davrandı. Yanlış anlaşılmasın, kendisinden hiçbir talebimiz olmadı. Ortaya koymak istediğimiz kişiliği. Aktif gazeteciliğe dönüşü mutlaka kişisel kararı. Nerede görev alacaksa, mutlaka duruşunu bozmayacaktır. M. Akif kardeşimize başarı dileklerimizi tekrarlıyoruz.
***
Lig TV, Fortis Türkiye Kupası maçlarıyla rengimiz olmayı sürdürüyor. İmkanlarımız ölçüsünde takip ediyoruz. Şikayetimiz yok mu, elbette var. Tek güne birkaç oyun sığdırılınca, kalitede eksilmeler hemen meydana çıkıyor. En büyük sıkıntımızın Gaziantep B.B'si önündeki Beşiktaş olduğunu anladık. Kartal'ın ne oynadığı belli değil. Sadece İbrahim Toraman'a bırakılan 'Tek kişilik savunma' ile az daha hüsrana uğrayacaktık. Ne teknik ne taktik var. 'Bizim de adımız Denizli değilse, bu takım Şampiyonlar Ligi'ne gidemez'. Sanırız Mehmet Çenteler de aynı kanıdadır. Yeri geldi, Burhaniye'den yazan işitme engelli Em. Öğretmen Ahmet Gökçe'nin e-postasına da değinelim. Lig TV'ye küçük küçük de olsa zam yapılması, can sıkıyor. Gerekli yerlere iletiyoruz. Bu durum 'Peynire zam var, DIGITÜRK'te yok' reklamına ters düşmüyor mu?
***
Tamer Turan 'Oğlum iki yıl sonra okula başlayıp, Burhan Amcası'nın yazılarıyla, doğruların yanında yer almayı öğrenecek' diyerek, havalara uçuruyor. Tansu Sarı merak etmesin, tüm mesajları alıyoruz. Henüz konuşmakta zorlanıyoruz. Yoksa, binlerce sevenimize tek tek cevap vermek isterdik. Kanal-24'ten Hakan Çelik'e, Prof. Dr. Mahmut İhsan Özgen'e, İçişleri Bakanlığı Basın Müşaviri İbrahim Saraçoğlu Kardeşimizi es geçmek mümkün mü? Aynı duygular Nurşen Ersoy, Berrin Saka, Emre Emiral, Mukaddes Diker, Oğuz Kombak, Selman Vardarlı, Hüsniye Tanyeli, Sevli Çeliker için de geçerli. Magazin basınının duayeni Hulusi Tunca 'Bahçedeki kuşlara iyi bakın' diyor. Futbol medyamızın ağır toplarından Oğuz Dizer'in satırlarıyla ağlama duvarına döndük.