AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-01-08
Bu kitapta neredeyse üç buçuk metrekare alan içinde dünyanın en büyük üç dinine ait kutsalların bulunması nedeniyle ortamın her an nasıl da gergin olduğu anlatılır.
Tek bir silah bile atılmadığı zamanda gerginlik adeta havada hissedilmektedir. Bir el silah atıldığı takdirde ise olabilecekleri siz düşünün.
Kutsal kitapları okumuş bir insan olarak inanç duygusu saf, ihtiyacı ön plana çıksaydı üç dinin de üç buçuk metrekarede bile barış içinde yaşayabileceklerini düşünüyorum ben. İsteseniz bana naif diyebilirsiniz. Olabilirim de; huzur ve barış için galiba biraz da naif olmak gerekiyor.
Ama her gece görüyorsunuz; bu yan yana yaşama olamıyor işte... İnsanlar, birbirlerine karşı çok acımasız ve vahşi.
Tek bir Tanrı'dan gelen emirler doğrultusunda yaşamak iddiasında olan insanların başka insanlara bu kadar vahşi ve acımasız olabilmelerini ben anlayamıyorum doğrusu. Neredeyse irrasyonel bir vahşet sürüyor.
Din alimi olmadığım için ben popüler kültürün bazı kaynaklarına giderek bu durumu anlamlandırmaya çalıştım. Ve gördüm ki; bu savaşın sonunun olabilmesi imkansız, irrasyonalite sürdükçe durumlar daha da kötüye gidecek.
Amerika'da Pat Robertson adında bir Evanjelik Protestan din lideri var. '700 club' adlı televizyon programı milyonlarca insan tarafından izlenir, insanlar tavırlarını onun dediğine göre alırlar.
Bu şahıs, işlemiş olduğu inanlık suçları nedeniyle 'Kasap' olarak adlandırılmış Ariel Sharon beyin kanaması geçirip komaya girdikten sonra çok sevindi. Bunun ilahi adaletin gereği bir cezalandırma olduğunu iddia etti.
Çünkü Sharon uluslararası politika manevraları gereği İsrail askerlerini Gazze işgalinden geri çekmişti. Bu Pat Robertson'a göre ilahi bir suçtu ve çekilme emrini veren insana da ilahi bir ceza verilmişti.
Düşünsenize; adam bunu milyonlarca insanın izlediği bir televizyon kanalında anlatıyor ve o insanlar da buna inanabiliyorlar. Siz Amerika'nın özellikle Ortadoğu bölgesinde nasıl bu kadar vahşileşebildiğini merak ediyorsanız, bu tür şeyleri mutlaka bilmeniz gerekiyor. (Üstelik ABD bölgemiz hakkında hiç de öyle sanıldığı kadar bilgisiz, deneyimsiz de değilmiş. Ferit Şahenk Bey bana bir kitap verdi Michael Oren tarafından yazılmış olan kitabın adı 'Power, Faith, Fantasy... America in the Middle East, 1776 to the Present.' Bunu okuyunca olan biteni daha iyi kavrıyor, Amerika'nın bölgeden çekileceği açıklamalarına gülüp geçiyorsunuz. Çünkü 1776 yılından bu yana buradalar.)
Pat Robertson'un yaydığı türde irrasonaliteyi yayan başkaları da var. Merakımdan bazı kitaplarını getirtip okumuş olduğum Tim LaHaye adlı yazar bunlardan bir tanesi. Adam aynı zamanda Evanjelik bir din adamı. Onun kitapları 'mahşer etiği destanları türü kitaplar' diye özel kategorize edilmiş.
Yazar, kitaplarında kötü ile iyi arasında bir büyük savaşın adım adım nasıl geleceğini anlatmak iddiasında. Ona göre İsa'nın yeniden dünyaya döneceği güne doğru verilecek biüyük savaşın (mahşer) iyi tarafı İsa'ya (Mesih) olarak inananlardan, kötüler de tabii ki ona göre buna inanmayanlardan oluşuyor.
Bazı insanlar bu tür şeylere derinden inanıyor ve kendi yarattıkları vahşeti kendi gözlerinde aklıyorlar.
Adamın saçmaladığı kitaplardan bir tanesini alıp okumaya çalıştım ama olamadı. Dayanamayarak yarıda bırakmak zorunda kaldım
Ama önemli olan bu değil. Önemli olanın adamın o kitabının 60 milyon adet satmış olması. İnanılmaz bir rakam değil mi?.
Bu altyapıyı bilmeden, popüler kültürel kodları okumadan olan biteni katiyen anlayamazsınız. Tamamen irrasyonel dürtülerle başlatılan savaşa rasyonel çözümler üretmeye çalışmak da bence zaman kaybından başka bir şey değil. Şunu bilin; bu işin sonu pek gözükmüyor.