AKŞAM | CUMARTESI | 10 OCAK 2009, CUMARTESİ
Kimi zaman rekabetin, kimi zaman aşkın sembolü, kimi zamansa ihaneti affettirmenin yolu, tüm kadınların zaafı pırıltılı mücevherler, tarih boyunca tutkumuz olmuştur...
Mücevherin binlerce yıllık bir serüveni var... Eski çağlara ait kazılara bakıldığında deniz kabukları, kil ve kemiklerden yapılmış değişik takılar kadınların, hatta erkeklerin süsü bazen de statü ve kahramanlığının simgesi olmuş. Daha sonra metaller ve değerli taşlar keşfedilip, yeni tekniklerle ve alet kullanma becerisiyle işlenip ilk mücevherler yaratılmış.
M.Ö 2500 yıllarında ilk kez Sümerler altının sıradan bir metal olmadığını anlayıp mücevher olarak kullanmışlar. Aynı dönemde Mısır'da ise yıllardır günümüz takılarına da ilham veren lapis, ametist, turkuvazla kombinlenmiş altın takılar göze çarpıyor. M.Ö 7. yüzyılda Roma ve Bizans kadınlarının zümrüt, inci ve safirle bezenmiş altın kolyeler kullandıkları biliniyor.
Mücevherin tek başına bir simge olmaktan çıkıp modayla el ele vererek giysileri vurgulaması ise Rönesans'ın getirdiği değişim rüzgarları sayesinde olmuştur. Elbiselerin göğüs dekoltelerinin neredeyse göğüs uçlarına kadar inmesi boynu ve dekolteyi gözler önüne serince inci gerdanlıklar, inci pandantifli kısa kolyeler ve incilerle bezeli küpeler o dönem kadınlarının mücevher tercihi olmuştur, ki bugün de modanın kendini sürekli tekrar etmesiyle farklı şekillerde gerek çok değerli hakiki mücevherler gerekse başarılı imitasyon takılarda sık sık göze çarpan tasarımlar o dönemin izlerini taşırlar.
BİR KIZIN EN İYİ ARKADAŞI PIRLANTA
İnsanlık tarihinden bile yaşlı olan elmas, tüm kadınları büyüler. Yunanlılar elmasın tanrının gözyaşları olduğuna inanırlarmış. Bugünse bir kadının elması, başka bir kadının mide ağrısı ya da bir erkeğin af dileyen göz aşları olabiliyor. Kimi zaman da aşkının simgesi... En sevdiğim elmas takılar, anneannelerimizin taktıkları gül yüzük-küpeler ve ay-yıldızlı broşlardır. Günümüzün pek çok Türk markası bu eski takıları tekrar gündeme getirdiler. Kapalıçarşı'da ise orijinal eski tasarımları bulmak mümkün.
Keşke Marilyn Monroe'yu dinleseymişim, bu kriz ortamında faydası olurdu belki... Pırlanta, burjuvazinin simgesi olmuştur. Bugün taksitle de tek taş satılıyor ama hala gerçek pırlanta severler için onlar pırlanta değil, sadece züğürt tesellisi, maalesef. 13. yüzyılda Fransa Kralı IX. Louis asil olmayanların pırlanta takmasını yasaklamış ve sadece kraliyet ailesinin asil üyelerine bu hakkı vermiş. Pırlantanın göz alan bir pırıltısı vardır ve yüzde 95'i renksizdir. Fantezi adı verilen yüzde 5 renkli olanları astronomik fiyatlardadır. İngilizlerin pırlantayı tekellerine alması ise 19. yüzyılda Kraliçe Victoria'nın tahta çıkmasıyla olmuş ve kraliçe dönemin mücevher modasına damgasını vurmuştur. Fransızların karşı atağı ise kimselerin bugün de asla yarışamayacağı Cartier'in o yıllarda sesini duyurmaya başlamasıyla olmuştur. Bu arada pırlanta ile elmas aynı taştır. Kesim, işleniş ve şekline göre pırlanta ve elmas olarak ayrışırlar... Cartier alamıyorsanız çok üzülmeyin. Önemli olan mücevheri zarafetle taşımak ve çok şükür günümüzde pek çok alternatif var. Goldaş ve Zen Diamond'da her zaman harika tasarımlar var. Koçak Pırlanta'nın inci-pırlanta kombinleri çok zarif. Gilan ise yurtdışındaki gururumuz; dünya jet-setinde Gilan mücevherleri rağbet görüyor.
MÜCEVHER VE TAKI NASIL TAŞINIR?
* Her şeyden önce abartmamak en önemli kural.
* Tek başına çok dikkat çeken büyük mücevher ve takıları yine tek başına bırakmakta fayda var. Başka takılarla kullanmayın.
* Elbisenizin ön kısmında süsler, taş işlemeler varsa asla kolye takmayın, küçük küpeler ve tek bir yüzükle yetinin. Kuyumcu vitrini gibi görünmenin bir alemi yok.
* Gerçek mücevherler üst üste takıldığında hiç hoş görünmezler. Ancak farklı imitasyon takılar, eğer Çağla Şikel gibi yakıştırmayı biliyorsanız ve giyim tarzınız da uygunsa hoş görünebilirler ama yine de minyon kadınlara önermem.
MÜCEVHER BAKIMI
Mücevherinizi ilk günkü ışıltısıyla korumak ve yıllarca kullanabilmek için alabileceğiniz birkaç önlem var...
* Eğer ellerinizle çalışıyorsanız ve çok fazla temizlik yapıyorsanız, çalışırken mücevherlerinizi çıkarın.
* Eğer sert bir cisme çarparsanız, sertifikası olan mücevherinizi aldığınız yere götürüp kontrol ettirin ve hasar olup olmadığına bakın. İyi markalar her zaman sattıkları ürünün arkasında dururlar.
* Mücevherinizi çamaşır suyu, klor gibi kimyevi maddelerle temas ettirmeyin. Pırlanta kolay kolay zarar görmese de metal zarar görür.
* Mücevherleri saklarken temas edecek kadar yakın bulundurmayın. Birbirlerini çizebilirler.
* Orijinal kutular, saklamak için iyi bir yöntemdir.
* Zümrüt, inci gibi taşlı mücevherlerinizi uzun süre hava almayacak şekilde saklarsanız, taşlar canlılığını kaybeder.
ELİF AKÇA