Ahmet İnam ahmet.inam@aksam.com.tr

kategori2

Yeni yılda yeni sorular ülkeme

Sürüklenerek yaşayıp giden insan, kimi günlerine anlamlar katmış: Bayram demiş örneğin, yılbaşı demiş. Kutsal değerler yüklemeye çabalamış yaşamına. BİR sürecin başında, başlangıcında olmak duygusu, bir tür hesaplaşmayla karşı karşıya bırakıyor insanı: Nice dostlar bilirim, her yıl başında yeni bir defter alırlar, yenilemeye çalıştıkları umutlarıyla defterlerinin bir köşesine eskiden yaptıklarını düşündükleri yanlışları, bir köşesine de yeni yıldan beklediklerini, yeni yılda yapacaklarını yazarlardı. Kim bilir kaç defter eskitmişlerdi, defterleri eskir, geçmişteki yanlışlarının onların üzerinde yarattığı rahatsızlığın etkisi azalır, umutlarını nefes nefese diri tutmaya çalışırlardı. Kim bilir, belki bazıları, ölümlerinden önceki yılbaşında defterlerine usanmadan yazdıklarıyla bu dünyayı terk ettiler. Yılbaşı gelse de umutlarımı bir tazelesem diyenleri de vardı belki. Barışı, güzelliği, hakça bir düzeni istemek için yılbaşını beklemeye ne gerek vardı? İnsan oluşundan sorumlu her insan için, herhangi bir gün yeni, herhangi bir gün eskiyle hesaplaşıp, gelecek yolculuğuna çıkış yapabileceğimiz atılımları taşımaz mıydı? Özel günler, kutsal günler, geçmişimize, toplumumuza, insan oluşumuza saygıyı, birlikte yaşama çabamızda dayanışmayı sağladığı için elbette anlamlıdır. Biz insanların düşünürken, karar verirken, kendi kültürlerinden, birlikte yaşayışlarını olanaklı kılan değerlerinden beslenmelerinin yanında, kendi bireysel bakışlarının, kendi iç güçlerinden yola çıkmaları da olanaklıdır. Bu açıdan herhangi bir günümüz, umutlarımızı tazeleme, kendimizle hesaplaşma açısından yeni bir gün, bir yılbaşı bir bayram olabilir. (Deliye her gün bayram denmiştir: Her gün yılbaşı olur demiyorum: Bizim kendi özyaşam öykümüz içinde, anlamlı bir günümüz yılbaşımız olabilir. Zamanı kendi açımızdan yorumlayabildiğimizde, herkesin kabul ettiği bir yıl süresi içinde birkaç yılbaşımız bile olabilir.) Böyle zaman yorumcusu olabilen bireyleri barındıran kültürler, anlamlı kabul ettikleri günleri daha yoğun daha derinlemesine yaşayabilirler. Geçmişten gelen evrensel değerlere yaslanarak, olanca genişliğiyle önlerine açılan gelecek ufku içinde, şimdinin sorunlarına bakabilecek gücü taşıyan bireyleriyle varolan bir kültürün, yeniyi kavrama, yaratma gücü artar. İşte bu kaygılarla, ülkemizin “yeni” yıllarında, geçmişten ders alarak karşılaştığı, karşılacağı sorunlarla, kendini yenileyerek başedebilmesi için bir tür sorgulama çabası önerisinde bulunabiliriz: 1. Sevgili ülkem, güzel Türkiyem, bu yıl da Batı ve Doğu’yla ilişkinde, geçmişteki yalpalamalarından öğrenerek, ne gibi yenilikler ortaya koymayı düşünüyorsun? Neredesin sevgili ülkem, nereye gidiyorsun? Bir iktidar geliyor, seni Batı’ya çekmeye çalışarak Doğu’ya itmenin planlarını yapıyor. Biri geliyor, yerimiz iyi burada duralım diyor. Avrupa’ya doğru çekiştiriyorlar seni? Peki hangi Avrupa? Hangi ortaya çıkarılmadık derinliklerinle gireceksin Avrupa’ya? Müslüman’ın küçük görüldüğü, sömürüldüğü bir dünyada, Müslüman’ın kültür alanında canlanma çabasına yeterince giremeyip, silahla bunu başarma tercihini nasıl buluyorsun, güzel ülkem? 2. Neden çoğunlukla, ekonomik, siyasal terimlerle konuşuyor başındaki iktidarlar? Senin bir anlam dünyan yok mu? Neden ülkemin aydınları bu anlam dünyası üzerinde kafa yormaz da, sana hep dışarıdan birileri gibi bakarlar? Seni benimsediklerini, değerlerini araştırdıklarını ağızlarından pek duymayız. Özgürlükçü bakmak, bu ülkenin geçmiş yaşantısına, değerlerine uzak düşerek mi gerçekleşiyor? Senin değerlerini din penceresinden görenler de sana dışarıdan bakıyorlar çoğunlukla: Sanki senin toprakların onların değilmiş de, bu ülkenin, bu dilin, dillerin, bu coğrafyada içten yaşanarak anlaşılma çabasını, “milliyetçilik, ulusalcılık” dolayısıyla dar kafalılık, sığ yerelcilik, evrensel değerleri yakalayamama, belki biraz abartarak söylersek bir tür faşizmmiş gibi görüyorlar. 3. Sevgili ülkem, kendini yenileyemeyen eski umutların gerekleştirilememe beceriksizliği yüzünden, sığ, fırsatçı insanların cirit attığı bir yer mi oldun? Bu ülkedeki tinsel (manevî) gücü, “ülke bir kurmaca kavramdır” yorumuyla küçümseyen, aidiyet duyguları iyiden iyiye zayıflamış “her yerden” konuştuklarını düşünüp, hiçbir yerde olduklarını unutan, “buradan” bakmayı körlük sanan insanların eline düştüğün doğru mu? 4. Bir umut sunabilecek misin bu yılda gönlüme bir damla benim? (Ülkeme sorular sürecek.)

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3