AKŞAM | CUMARTESI | 10 OCAK 2009, CUMARTESİ

ATIL KUTOĞLU İstanbul'da

8 yıldır New York Moda Haftası'nda düzenlediği defileleriyle Donna Karan, Calvin Klein gibi dünyaca ünlü modacılarla adını aynı platformda duyuran Atıl Kutoğlu, İstanbul'da ilk mağazasını açtı. Bir yaşam markası olmak için ilk adımı atan Kutoğlu'yla yeni mağazasını, İstanbul'u ve planlarını konuştuk


Ailesi doktor olmasını isterken o hep sanata ilgi duymuş. Küçükken önce baleye sonra da resme merak salan Atıl Kutoğlu, Vakko defilelerinden aldığı feyiz ile modeller çizmeye başlamış. Alman Lisesi'nde okurken çizimleri arkadaşları arasında çok popülermiş hatta bu çizimleri diktirenler bile oluyormuş. Ailesi Vitali Hakko'ya bu çizimleri ulaştırınca ona Vakko'nun kapıları açılmış. Yaz aylarında Vakko'da staj yapan Kutoğlu'nun tasarımcılık macerası, işletme okumak için gittiği Viyana'da gönlünde yatan aslanın depreşmesiyle başlamış. Bir gün tramvayda Viyana Belediye Başkanı'yla karşılaşınca kendisinden ilk defilesi için sponsor olmasını istemiş. Başarılı defilenin ardından Belediye Başkanı'nın eşi, Kutoğlu'nun tasarımlarını giymeye başlayınca Avusturya sosyetesiyle tanışmış. Birbiri ardına prenseslerin kapısını çaldığı Kutoğlu, basının ilgi odağı olmuş. İTKİB'in de desteğini arkasına alan tasarımcı, 8 yıldır New York Moda Haftası'nda defile düzenliyor.

Tasarımlarında Türk kültürünün öğelerini barındıran ve Türk modasını yurtdışında tanıtmaya çalışan Kutoğlu, ülkesine olan vefa borcunu ödemek için İstanbul'da bir mağaza açtı. Demsa işbirliğiyle açtığı mağazasında koleksiyonuna ek olarak ilk çanta tasarımlarını da görücüye çıkaran modacı, çok heyecanlı zira bu mağaza New York, Münih ve Venedik'te açmayı planladığı mağazalar zincirinin ilk halkası, daha doğrusu amiral gemisi...

Çalışmalarını Viyana'da sürdürmeye devam eden ancak açılış nedeniyle bir süredir İstanbul'da olan modacı, İstanbul'a dönmediğini her fırsatta vurguluyor. İstanbul'un New York, Paris gibi olmasa da Ortadoğu'nun moda merkezi olabileceğine inandığını söyleyen modacıyla yeni mağazasını, Türk modasını ve İstanbul'u konuştuk...

İstanbul'da ilk mağazanızı açtınız, sizi İstanbul'a getiren neydi?

Yıllardır Avrupa ve Amerika arasında mekik dokuyarak Türk modasını tanıtmaya çalıştım. Uzun zamandır Türk modaseverlerden baskı vardı niye İstanbul'da mağaza açmıyorsun diye. Son 3 senedir Beymen'de koleksiyonlarım satılıyor ama bir modacının bire bir felsefesini yansıttığı bir mağazasının olması güzel. Bir vefa borcu olarak düşündüm bunu Türkiye'ye... Büyük bir projenin ilk adımı bu. Artık bütün markalar mono-brand mağazalara geçiyor. Markanızı birçok ürüne yaydığınız zaman kendi mağazalarınız olması gerekiyor. Zincirin ilk mağazasını İstanbul'da açmak mantıklı geldi. Nişantaşı son yıllarda çok heyecan veren bir yer. New York, Münih, Viyana'da da mağaza açmayı planlıyorum.

Sadece gece elbisesi yok mağazanızda...

Koleksiyon çok geniş. Herkese hitap eden gömlekler, trikolar bulunuyor ve bu sezon başlayan bir çanta koleksiyonum da var. Bu çantalara 'Karolina bag' dedim. 16 modelden oluşan bu koleksiyonda çok sevdiğim topmodel Karolina Kurkova'dan ilham aldım. Çanta, aksesuar olarak çok önemli bir obje, bir modacının ulaşabildiği en uç noktalardan biri. Kadın onunla bütünleşiyor ve sabahtan akşama kadar taşıyor. Çantayla daha uluslararası bir marka kimliğine bürünüyorsunuz.


LIFESTYLE BİR    MARKA OLMAK İSTİYORUM

Çantayla lifestyle bir marka olma yolunda ilk adımı atmış oluyorsunuz değil mi?

Sadece çanta değil mağazamda trikolar, gömlekler, cüzdanlar var hatta
erkekler için kravat, kaşkol, cüzdan bulunuyor. Seneye erkek koleksiyonunu komple hale getirmeyi düşünüyoruz. Böylece global bir lifestyle markası olmak istiyorum. Yakında Atıl Kutoğlu dekorasyon objeleri ve parfümü olabilir. Ve Türk kültürünü arkamıza alarak patlama yaratacağımıza inanıyorum. 8 yıldır New York Moda Haftası'nda büyük beğeni gördük. Türk-Osmanlı esintilerinin çok sade ve cool çizgilere dönüşmesi, Londra ya da Miami'deki bir kadının kullanabileceği bir hale bürünmesi çok önemli. Bu anlamda çok beğeni alıyorum.

Türk ve Osmanlı motiflerini modern kıyafetlere uyarlamak çok incelik istiyor zira aksi halde sadece Araplara hitap edebiliyoruz...

Evet, bizde genelde Doğu esintili kıyafetler alaturka bir zevke hitap ediyor; dozu ayarlamak çok önemli. Bir de modası geçmeyen, zamansız kıyafetler hazırladığıma inanıyorum ki bu en büyük iltifat.


ATIL KUTOĞLU2 GELİYOR

Bugüne kadar Prenses Camilla, Francesca von Habsburg, Ira von Fürstenberg, Lauren Bush, Catherina Zeta Jones, Karolina Kurkova ve Naomi Campbell gibi birçok ünlü ismi giydirdiniz. Hal böyle olunca İstanbul'da insanlar sizin mağazanızdan içeri girmeye ürkmez mi?

Sanmıyorum çünkü bütün büyük markaların kıyafetlerini hep Hollywood starları giyiyor. Mağazamızda sokaktan geçen insanın da alabileceği ürünler de var zira buraya sadece alışveriş için gelinsin istemiyorum. Gelsinler, ne yaptığımızı görsünler. Bir moda buluşma noktası yaratalım, burada etkinlikler düzenleyelim. İnsanların dokunabildiği bir marka olmak istiyorum. Bir adım sonra da 'Atıl Kutoğlu2' diye daha spor bir marka oluşturmayı düşünüyorum.

Koleksiyonumu valize doldurup New York'un yolunu tuttum


Uluslararası alanda başarılı olabilmek için genç tasarımcılara ne öneriyorsunuz?

Her şeyden önce çizginiz orijinal ve uluslararası platformda varlık gösterebilir bir seviyede olmalı. Çok disiplinli ve aktif bir çalışma gerektiriyor. Kimseden yardım beklemeden kendileri de yurtdışında girişimlerde bulunmalılar. Seneler önce koleksiyonumu valize atıp New York'a gittim. Bir otele yerleşip belli başlı mağazaların alım müdürlerine ve gazetecilere koleksiyonumu gösterdim. Bir anda çok önemli mağazalardan sipariş almaya başladım. New York Times benimle ilgili bir haber yaptı. İşi şansa bırakmayıp dil bilmek ve iyi ilişkiler kurmak gerekiyor.

İstanbul bir moda merkezi olabilir mi sizce?

İstanbul'da potansiyel görüyorum. Moda alanında güzel adımlar atılıyor. Geçen yıl İstanbul Fashion Lab'i düzendiler. Oturmuş firmalarımız var.  Bundan sonra akılcı bir şekilde faaliyetler düzenleyip en azından bulunduğumuz bölgede, Orta Doğu'nun moda merkezi olabiliriz. Bir New York, Paris olmak için çok daha yaratıcı koleksiyonlara ihtiyaç var ama İstanbul'da farklı bir çekicilik yaratabiliriz. Komşu ülkeleri ve komşu bölgeleri hedefleyerek, belki sanatla ve turizmle modayı karıştırarak çok başarılı moda festivalleri düzenlenebilir.


AYSUN  ÖZ KAŞİ

  • Diğer Haberler

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3