AKŞAM | CUMARTESI | 10 OCAK 2009, CUMARTESİ
Onları bir araya getiren ortak noktaları meme kanseri. Tedaviye yeni başlamaları, devam etmeleri ya da bitirmeleri fark etmiyor. 15 günde bir buluşup dertlerini ve mutluluklarını paylaşıyorlar.
Memesinde kanserle karşılaşmak bir kadın için çok da kolay kabul edilebilecek, üstelik de yalnız başa çıkılabilecek bir şey değil. Özellikle de organ kaybının söz konusu olduğu bu kanser türünde mücadele dayanışma ve paylaşımla daha da güç kazanıyor. İster savaş kabul edin, ister tedavi 'damdan düşenin halinden yine damdan düşen' anlıyor...
Kadınların kadınlıklarının ve analıklarının göstergesi olan memelerinin olmaması, hastalanmaları, akıllarına ölüm gelmesine rağmen vazgeçmeden ayakta durmaları zor... Bilmek, anlamak, anlamaya çalışmak gerek...
Anlatarak, paylaşarak başa çıkabilmek için birçok kadın dönem dönem bir araya geliyor yaşadıkları acıları azaltmanın yollarını arıyor. Eğer sizin de yolunuz Acıbadem Kozyatağı Hastanesi'nin 7. katının koridoruna düşerse kahkaha seslerini duyduğunuzda şaşırmayın... Hastanede tedavi gören bir grup meme kanseri kadın 15 günde bir buluşuyor; ortak sıkıntılarını, hastalıklarını ve akıllarına gelen her şeyi birbirleriyle paylaşma imkanı buluyor.
Toplantı salonunda hararetle birbirlerine anılarını anlatan, espriler yapan kadınların ellerinde çay-kahve fincanları, önlerinde kurabiyeleri gördüğünüzde de sanki bir altın gününde olduklarını sanmayın...
HER DEĞİŞİKLİK YENİ BİR DERS
Kahkahalar, gülüşmeler arasında sizi fark ederlerse şanslı olduğunuzu hissedin. Sıcaklıkları, kocaman yürekleriyle kollarını açışları, sizi buyur edişleriyle 5 dakika sonra elinizde pasta tabağı ve çayınızla sohbete ortasından dalmanızı da garipsemeyin...
Hastalıklar, hastalıktan önce ve sonra hayatlarında yaşanan değişiklikler kolay değil... Tedaviyle ilgili kafalardaki soru işaretleri de kolay kolay azalmıyor. Ancak onlar bunun pratik ve kolay bir yolunu bulmuşlar. Tedavileri süren kadınlar 15 günde bir salı günleri önce hastanede buluşup psikolog Nazan Ülkü ile dertlerini, sıkıntılarını paylaşıyor, vaka ve eğitim hemşirelerinden tedaviyle ilgili bilgi alıyorlar. Bazen de gruba diyetisyen, fizik tedavi uzmanı doktorlar da katılıyor ve bu savaşçı kadınlara beslenmeleri, yapacakları egzersizlerle ilgili bilgiler de veriyor...
SOHBET BAHÇEYE TAŞINIYOR
Toplantı hastanede bitmiyor ama... Kozyatağı'nda hastanenin hemen yanındaki Kriton Dinçmen Parkı'nda sohbet devam ediyor. Gündelik yaşam, tedavilerin yanı sıra hobiler ancak en çok da hayatın anlamı, tadı ve vazgeçilmezliği tartışılıyor... Yine çaylar, kahveler sıcak sohbetlere eşlik ediyor.
Hayatlarında çok şey değişmiş onların... Birçoğu artık hayatlarının merkezi önce kendilerini koymayı başarabilmiş, kendilerini daha fazla önemseyebiliyorlar.
Hepsinin yüzünde zafer kazanmış tanrıça edası var. Kolay değil, sıkıntılarla, acılarla başa çıkabilmek ama onlar öğrenmişler... Bazen yalnız, bazen de sevdikleriyle birlikte savaşarak.
Daha fazla şükrediyorum-Ayşin Beykal
Tedavim mart ayında bitti. Bittiğinden beri de grubun toplantılarına katılıyorum. Tek göğsüm alındı, yakında estetik ameliyat yaptıracağım. Kalabalık ve sevgi dolu bir ailem var. Eşim, arkadaşlarım müthiş destek oldu ve sadece iyileşmeye odaklandım. Kötü hissettiğim zamanlar da oldu, ağlama krizleri, ilaçların etkisinden başımı kaldıramadığım anlar... Saçlarım döküldü, çok güzel bir kel oldum (gülüyor). Yemeğe çıkarken makyajımı yaptım, küpelerimi taktım ve kel olarak gittim. Kafam üşüyünce de peruk taktım! Burada, içinizde kıyıda köşede kalmış her şeyi paylaşıyorsunuz. Şükrediyorum, 5 yıl kullanmamız gereken bir ilaç var. O da olmayabilirdi.
Kendimi daha çok önemsiyorum - Esin Alime Şahin
Emekli bankacıyım, 48 yaşındayım. Kanser denildiğinde çocuklarımı düşündüm ilk olarak ama biliyor musunuz zamanla kendimi önemsemeyi öğrendim. Kemoterapilerim başladı. Garip bir duygu, robot gibi olmuştum. Şimdi aynaya baktığımda etkileniyorum ama şükrediyorum, ayaktayım, yaşıyorum ve dışarıdan insanlara bakışım da değişti. Dışarıdan sakin, normal görünüyorum ama yaşadıklarım ortada; kim bilir diğer insanların da içlerinde neler var demeye başladım.
Saçlarıma daha çok üzüldüm - Gülfer Altankay
DİŞ hekimiyim, 40 yaşındayım. Kanser olduğumu kontrolümde öğrendim. Tam da tatil planları yaparken... Denize girmeyi düşünürken ameliyathaneye girdim. Hekim olduğum için birçok şeyin daha çok farkındaydım. Çok zor günler de oldu. İnsanlar internete çok takılmasınlar, orda inanılmaz korkunç şeyler var. Göğsümün olmamasını hiç problem yapmadım ama sapsarı, upuzun saçlarım vardı, kestirmeye kıyamazdım. O biraz üzdü. Yine de her şey aşılabiliyor, vazgeçmemek önemli. Şimdi hayatımı daha çok önemsiyorum, canımın istediklerini yapıyorum.
Artık önce ben geliyorum - Arzu Hayta Atik
Sol göğsüm alındı ama kanser olduğuma değil, o dönem çocuk yapmak istediğim için sıkıldım. Şu anda 5 yıllık bir yasağımız var. Kemoterapiden önce embriyo dondurduk. Doktorum da izin verirse hiç kemoterapiden etkilenmemiş bir bebeğim olabilecek. Şimdi bebeklerim hastanede yatıyorlar. Bu hastalık bencil olmayı da öğretiyor. Önceden kendimi en son düşünürdüm ama şimdi öncelikleri kendime vermeyi öğrendim. Artık önce ben geliyorum.
Daha kötü hastalıklar var - Ester Sisa
Emekliyim. Tedavim biteli 11 ay oldu. Senelik kontrolümde ortaya çıktı. Babaannem ve halamda vardı ama anne tarafımda yoktu, hiç konduramıyordum. Kemoterapiler bitince memelerimin tamamının alınmasına karar verdik. 62 yaşındayım ve sağlığım memelerimden daha önemli. Toplantılar bizim için çok büyük bir destek. Kanseri yaşamayan için adı çok ürkütücü, ama kanserden daha kötü hastalıklar var: Felçli, yatalak hastaları görünce halime şükrediyorum. Umut ve doğru yerde doğru tedavi çok önemli. Ben şanslıydım.
Farımın biri kırık - Aliye Cömert
48 yaşındayım. 4 yıl önce göğsümde nerdeyse salatalık kadar bir kitle vardı. Fark ettiğimde 3. aşamadaydı. Hatta ben kitap yazdım, yakında basılacak 'Farımın Biri Kırık' ... Süreç çok acemice ve şaşkınlıkla geçti, göğsüm alındı, ilk etapta bir tepkim olmamıştı ama sonra fark ettim, önemli bir uzvum gitmişti. Grubumuz çok keyifli, burada eşitiz ve çok rahatız.
Yabancılaşma azalıyor - Psikolog Nazan Ülkü
Kanser hastalığında psikoterapi, hastalığın fiziksel tedavisinin tamamlayıcısıdır. Çünkü kanser psikolojik zorlanma ve bozukluklara yol açma potansiyeli en yüksek olan hastalıklarındandır. Grup olgusu, yabancılaşmanın azaltılması, hastanın anlaşıldığı duygusunun gelişmesi, yalnız olmadığı duygusunun yaşanması, kaygı, depresyon, öfke, suçluluk gibi örtülü duyguların serbestçe ifade edilmesi, hastanın ailesi ve sosyal etkileşim alanındaki insanlarla iletişimini güçlendirmeye yardımcı olması ve yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olması açıdan etkilidir.
24 saat bizi arayabilirler - Ayşin Kayış (Onkoloji Vaka Hemşiresi)
Görevim hastaların her türlü danışma ve eğitim çalışmalarında 24 saat onlara yardımcı olmak. Doğal olarak çok korkuyorlar ve endişeliler. İlk yaptığım şey onların duygularını ifade etmesine yardımcı olmak. Tedavilerine dair kafalarında da birçok soru oluyor. Bu yolda engebeli ve taşlı olsa da birlikte ve yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışıyoruz. Hekimlerimizin ve benim özel telefonlarımız da hastalarımızda vardır ve bize istedikleri zaman ulaşabilirler. Sabahın üçü-beşi fark etmiyor.
Yan etkilerle savaşıyoruz - Gülçin Adatepe (Kemoterapi ve Kemik İliği Bölümü Klinik Eğitim Hemşiresi)
Kemoterapİ sürecinde hastaların karşılaşacağı tüm sıkıntı ve yan etkilerin, gerekli bilgilerin hastalara aktarılması ile ilgileniyorum. Bir aileyiz ve güven duygusu çok gelişti.
Hayat arkadaşım kanser - Mine Erciş
Emekli bankacıyım. 2005'de iki memem alındı. Menopoza kemoterapiyle birlikte girdim. Hayatım boyunca spor yaptım ve bu dönemde de bırakmadım. Belime kadar saçlarım vardı... Kemoterapiden 15 gün sonra hepsi döküldü. 6 ay kel gezmek bana ne yapar ki diye düşündüm. Benden, kişiliğimden ne alabilir? 30 yaşımdan beri çocuklarıma annelik ve babalık yaptım. Tam büyüttüm, arık her şey yolunda, bir hayat arkadaşım olsun dedim, kanser arkadaşlık etmeye başladı bana.
Eşimle aşkımız arttı - Arzu Özkan
Ev hanımıyım, 33 yaşındayım. 2 yıl önce oğlumu emzirdiğim süreçte fark ettik. Babaannem, anneannem ve annemde de olduğu için bekliyordum aslında. Eşim ve ailem çok destek oldu. Tüm eşlere sabırlı olmalarını öneriyorum, hastalıktan sonra eşimle birbirimize daha çok bağlandık, bağlarımız çok güçlendi. İnsanları ben yatıştırdım, eşimi bile yeri geldi ben teselli ettim. Hep olumlu baktım... Oğlumun büyüdüğünü göreceğim dedim ve direndim. Herkese vazgeçmemelerini öneriyorum.
İntiharı bile düşündüm - Emel Yüksel
64 yaşımdayım, kansere 24 yıl önce yakalandım, çok şükür iyiyim. Şimdi eşim 1 yıldır akciğer kanseri tedavisi görüyor. Var gücümle ona destek oluyorum. İlk öğrendiğimde 40 yaşımdaydım ve inanılmaz üzüldüm, intiharı bile düşündüm ama sonra kendime 'Sen çok güçlüsün ve başarabilirsin' dedim. İyi ki de demişim! Burada gruptaki bu paylaşımı, desteği görünce çok mutlu oldum. Mücadeleyi asla bırakmamak gerekiyor...
Canınız değil, içiniz acıyor - Semiha Koç
42 yaşındayım. İlk 6-7 ay inanamıyorsunuz, dışarıdan birini seyrediyorsunuz gibi geliyor. Sonra fark ediyorsunuz... Burada grupla olmaktan çok mutluyum, bakışımı anlayan ve benim anladığım insanlarla bir aradayım. Şu an kanserle mücadele eden insanlara önerim; ailelerinden destek almaları, canınız acımıyor, içiniz acıyor. Ailenin desteği çok önemli, çünkü çok gergin, sinirli, hırçın dönemler olabiliyor.
TÜRKAN YILMAZER