AKŞAM | SIYASET | 14 OCAK 2009, ÇARŞAMBA
Meclis grup toplantıları Ergenekon tartışmalarına sahne oldu. Erdoğan, Baykal'a yine 'Neden korkuyorsunuz' diye sordu, Baykal 'Gücü yetse CHP'ye de saldıracak ama boyunu aşar' dedi. Bahçeli, soruşturmaya destek verdi
TELAŞLANMA ELİNİ VE DİLİNİ HUKUKTAN ÇEK
Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi de olmaz
Erdoğan, Baykal'a 'Lütfen elinizi, dilinizi hukukun üzerinden çekin' diye seslendi, neden endişe ettiğini sordu
Başbakan Erdoğan, Ergenekon operasyonuna ilişkin CHP lideri Deniz Baykal'ın eleştirilerine 'Niye korkuyorsunuz? Anadolu'da güzel bir laf var: Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Elinizi ve dilinizi lütfen hukukun üzerinden çekin' diye yanıt verdi. Partisinin TBMM'deki grup toplantısında Erdoğan şunları söyledi:
İNTİKAM HIRSIMIZ YOK: Asla mafyalarla ve çetelerle mücadelemiz intikam hırsına dayalı değildir. Başta ana muhalefet, öte tarafta yavru muhalefet, 'Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla' kabilinden bunun intikam hırsından kaynaklandığını ortaya koymanın gayreti içine giriyor. Yahu insan biraz insaf eder, sıkılır! Günlerdir çukurlardan çıkan bu bombalar, silahlar neyin nesi? Bu haritalar neyin nesi? Birilerini katletmeye dönük bu planlar neyin nesi? Bu konuda yargı yürütmeye böyle bir görevi vermiş, yürütme de sümenaltı etmeden meydana çıkarmışsa, polis ve jandarmamıza teşekkür etmeniz gerekir!
KURUMLAR ZAN ALTINDA BIRAKILAMAZ: Hangi kurumun içinde olursa olsun, bunu yapanlar varsa karşılığını görmesi lazım. Sıfatı ne olursa olsun burada hassasiyetimizi korumamız lazım. Ama hiç kimse kişilerin işlediği suçlar nedeniyle kurumları zan altında bırakma yetkisine de sahip değil. Bu siyasetçiyse siyaset kurumunu, polis ise emniyet teşkilatını, asker ise TSK'yı, bir yargı mensubu ise yargıyı kimse zan altına sokamaz.
HARBE Mİ GİDİYORUZ: İnsanı hayrete düşüren lav silahları, binlerce mermi, nedir bu hal? Harbe mi gidiyoruz? Ne tür adımlar atılıyor, bu ülkede neler olmuş, neler oluyor? Kimbilir, belki bu işin daha başı. Daha neler gelecek? İnsanı bu düşündürüyor!
ERGENEKON SAVCILARINA TEŞEKKÜR: Bu noktada güvenle, cesaretle, vicdanının sesine dayanarak adım atan herkesi tebrik ediyor ve 'hayırlı olsun' diyorum. Bu Türkiye'yi böyle kurtaracağız. Kuru hamasetle bu iş çözülmedi, çözülmez.
BAYKAL ELİNİ DİLİNİ ÇEKSİN: Neden korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz Sayın Baykal? Telaş etmenize hiç gerek yok. Anadolu'da güzel bir laf var: Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Bazı isimlerle gönül bağınız, ilişkiniz olabilir. Aksi ispat edilene kadar herkes masumdur. Mahkemeler üzerinde siyasi baskı oluşturmaya hiç yeltenmeyin. Gelin siz de hukuk sistemine, bu ülkenin mahkemelerine güvenin. Mesuliyet makamında biri olarak, elinizi ve dilinizi hukukun üzerinden lütfen çekin!
YARSAV'A TEPKİ: Yürütme, yargı ve yasama bağımsızdır. Durumdan vazife çıkarmaya çalışanlar var. Birileri söylediği zaman 'yargıya müdahale', Sayın Baykal söyleyince 'ne güzel söylemiş, bize de destek çıkmış' diyenleri de söylemek zorundayım. Kurumları birbiriyle çatıştırarak bu ülkenin bugüne kadar hiçbir yere varamayışını hissedemeyenleri anlamakta zorlanıyorum.
BAŞBAKAN'DAN BOP İTİRAFI
Doğmadan ölen proje ERDOĞAN, 'Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) içerisinde olan Başbakan Filistin sorununu çözsün' diyen MHP'ye yanıt verirken, ilk kez projenin başarısız olduğunu itiraf etti. Erdoğan şöyle konuştu:
EVET, EŞBAŞKANIYIM: TC Başbakanı, Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanıdır. BOP'un amaçları bellidir, Türkiye'nin görevi de bellidir. Ama muhalefet partisi bunu okumamışsa, kendi partisinin içinde bulunan dışişleri mensupları (MHP'li Deniz Bölükbaşı'nı kastediyor) genel başkanlarına bunu anlatmadıysa, ben ne yapayım? BOP, Ortadoğu barışına, ekonomik kalkınmaya, kadınların özgürlüğüne yönelik kurulmuştur. Şu anda doğmadan ölen proje durumuna geldi.
İMZAM YOK: Ana muhalefet, yavru muhalefet bunu kalkıp ikide bir kullanıyor. Bu konuyla ilgili bizi bağlayan, Tayyip Erdoğan'ın attığı bir imza yoktur. Sadece insani olarak üstlendiğimiz bir görevdir. Ne ana muhalefet, ne yavru muhalefet ne yanındakiler, bizim Ortadoğu'da duyduğumuz hassasiyeti duyabilirler.
DAVUTOĞLU SAVUNMASI: Bakıyorsunuz bir tane köşe yazarı çıkıyor, 'Uluslararası diplomaside özel temsilci diye bir şey yoktur' diyor. Önce insan sorar, öğrenir. Evet beyefendi, özel temsilci vardır. Şu anda benim özel temsilcim Kahire ile Şam arasında mekik diplomasisi uyguluyor. Ne olacağını merak ediyorsan, gelir randevu istersen, seninle konuşuruz. Yarın ne olacak sorusunun cevabını yarın görürüz.
Ne demek kredi kartı mağduru?
SİCİL affı düzenlemesine değinen Erdoğan, 'kredi kartı mağduru' ifadesini eleştirdi: 'Ne demek kredi kartı mağduru? Parayı sınırsız kullanıyorsun, ondan sonra ödemiyorsun. Kazandığı kadar tüketmesini bilenle, kazanmadığını tüketme gayreti içerisine gireni aynı kefeye koyabilir miyiz? Nasıl oluyor da mağdur oluyor? Benim insanım dürüsttür, dürüstlüğü sever. Kredi kartı mağduru gibi bir ifadeyi literatüre sokmanın hiçbir anlamı yok.'
O silahları kim ne zaman koydu
Baykal, Ergenekon soruşturmasını eleştirirken yine Hitler dönemi benzetmesi yaptı, 'Nazilerin aydınları suçladığı Reichstag yangınları gibi' dedi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon soruşturmasını Almanya'da Nazilerin aydınları suçlamak için çıkardıkları ve 'Reichstag yangınları' olarak tarihe geçen olaylara benzetti. Baykal, partisinin grup toplantısında şu mesajları verdi:
MUHTIRA VERİLMEDİ: Çarpıcı gözaltına alınmalar oldu. Genelkurmay Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüştü, toplantılar yapıldı. Memnuniyetle gördük ki bir muhtıra verilmedi. 3 gün sonra 3 general tahliye edildi, YÖK Başkanı serbest bırakıldı. Ergenekon'la ilgili birdenbire vites yükseltme olayının ciddi bir frenle durdurulduğuna tanık olduk.
O ÜÇ GÜNDE NE OLDU: Bu önemli insanlara karşı böyle bir hareket başlatılacaksa çok önemli bir dosyanın olması lazım. Sağlam kanıtlar vardı ise üç gün içinde, daha hakimin önüne gidilmeden bu insanlar nasıl serbest bırakılmışlardır? Ne oldu o üç günde? Dosya sağlam da 'yapamadık' mı diyorsun. Bırakıldıklarına sevindik ama, niye bırakıldılar?
NÜRNBERG DAHA KISAYDI: 2 bin 500 sayfalık iddianame mi olur. Nürnberg iddianamesi bile bu kadar uzun değildi. Bu dava hibrit arabalar gibi. Bir boyutuyla suçla ilişkisi olanlar, bir boyutuyla ilgisi olmayanlar. Her nedense her dalgada bu ikisi bir arada.
TUNCAY GÜNEY BİLİRKİŞİ: Dalga dalga adalet olmaz. Tuncay Güney ne derse iddianameye koyuyor. Ne olduğunu anlamış değiliz. Bence savcının bilirkişisi.
NEREDE TERÖR: Hala Ergenekon diye bir örgütün var olduğunu yansıtamadılar. Örgüt varsa bir başkanı, yönetimi, tüzüğü olur. Nerede bunlar? İbrahim Şahin de örgüt üyesi Sabih Kanadoğlu da. Terör örgütüymüş. Yaptığı terör nerede? Silahlar çıkmış. O silahları kim oraya koydu? Ne zaman koydu?
REICHSTAG YANGINLARI GİBİ: Susurluk'tan 6 yıla mahkum olmuş, ona gereğini yap. Sana muhalefet eden memleketin aydın insanları ile bunun ne ilgisi var. Nazi döneminde yaşanmış Reichstag yangınları vardır. Memleketin aydınlarını yargılamak için yangın çıkartırlardı, sonra o yangınları bu insanların çıkardığını iddia ederlerdi. Aynı onun gibi. Nazizm de öyle gelmişti.
BAŞBAKANIN BOYUNU AŞAR: Başbakan 'Muhalefet ve medya panik halinde' diyor. 'Bunlar suçludur, bunlar da işin içindedir' demek istiyor. Biz demokrasi mücadelesinin nereden geçip geldiğini yaşamış insanlarız. Başbakana tavsiye ediyorum, CHP ile uğraşmasın. Başbakanın boyunu aşar.
GÜCÜ YETSE CHP'YE SALDIRACAK: Başbakanın gücü yetse, fırsatını bulsa hukuk falan dinlemeden elinden gelen her şeyi yapacak. CHP'ye saldıracak. CHP'ye bulaşamıyorsa bu gücünün yetmeyeceğini bildiğindendir.
İNANDIRICILIĞINI KAYBETTİ: Şimdi yeniden güç toplanacak, yeni dalgalar gelecek. Ama bunlar artık inandırıcı değil.