'Değişim' sloganı ile umut etmeyi yeniden hatırlatan Obama acaba 20 Ocak'ta başkanlık koltuğuna oturduktan sonra hayallerini gökyüzünden yeryüzüne indirebilecek mi? Karşısında çatır çatır ölen Filistinliler'i, Hamas'ın ısrarını, İran'ın dikbaşlılığını bulunca şövalye ruhu mu harekete geçecek yoksa teslim bayrağını çekip 'aynı tas aynı hamam' politikalara devam işareti mi verecek?
***
Bu soruları cevaplamak için seçilmiş başkanın yakın çevresine getireceği isimler üzerinden gidelim...
***
Obama değişim derken özellikle ABD'nin imajını değiştirmekten bahsediyordu kampanyası sırasında. Değiştirilmesi gereken imaj da Bush'un 'terörle savaşan Amerikası' imajıydı. Kısacası imaj değiştirmek Ortadoğu'daki politikayı değiştirmek demekti. Acaba bu gerçekleştirilebilecek mi?
***
Obama'ya Ortadoğu konusunda danışmanlık yapacak isimler arasında Dennis Ross var. Ross, Clinton zamanında Ortadoğu barış elçiliği yapmış, Bush döneminde ise siyasi planlama direktörü olarak görev almıştı.. Şimdi ise İran üzerine çalışması bekleniyor. Ross'un yanı sıra ABD'nin iki eski İsrail büyükelçisi de takıma dahil: Dan Kurtzer ve Martin İndyk. James Steinberg ise dışişleri bakan yardımcısı olarak görev yapacak.
***
Bu saydığım isimlerin tümü Yahudi kökenli. Bu da Obama'nın kendini bir anda içinde bulacağı İsrail-Filistin savaşında göreve ne kadar 'objektif' başlayacağının ipucunu veriyor. Ekipte tek bir Arap ya da İran asıllı isim yok.
***
New York Times yazarı Roger Cohen pazartesi günkü yazısında bu göreve talip olabilecek birkaç isim önermiş: İran asıllı Ortadoğu uzmanı Veli Nasr, Arap asıllı İsrail-Filistin uzmanı Shibley Telhami ve yine Arap asıllı uzman Fuad Zogby. Yani isim sıkıntısı yok. Obama'nın etrafına yalnızca Yahudi kökenlileri toplaması belli ki tesadüfi değil.
***
Şimdiden yeni yönetimin eskisi gibi Ortadoğu'da İsrail yanlısı hareket edeceğini söyleyebiliriz sanırım... Oysa Obama'nın vaat ettiği değişim tüm aktörleri adam yerine koyup, çok taraflı politika üretmekten geçiyor sanıyorduk. Yoksa yanıldık mı?
***
Henüz bu sorunun cevabını vermek için erken ancak yeni başkanın yakın çevresini oluştururken izlediği yöntem ile yukarıda saydığım ekibi oluştururken izlediği yöntem arasında dikkat çekici bir fark var.
***
Obama seçim kampanyası boyunca 'particiliğin ötesine geçmek'ten bahsetti. Ülkenin kültürel ve ideolojik sınırlarını yok edeceğini söyledi. Bunu, yaptığı önemli atamalarla da kanıtlar gibi oldu. Bill Clinton döneminde görev yapan Rahm Emanuel'i Beyaz Saray Genel Sekreterliği'ne getirmesi, Hillary Clinton'ı Dışişleri'ne, yine Bill Clinton'a yakın Tim Geithner'ı Hazine'ye, hatta Bush döneminde görev yapan Savunma Bakanı Robert Gates ve Jim Jones'u Savunma Bakanlığı ve Milli Güvenlik Direktörlüğü'ne ataması aşırı 'merkezci' olarak nitelendirilmesine yol açtı.
***
Kısacası yeni başkan kampları yok etmek, parti ve değişik eğilimleri birbirine yakınlaştırmak niyetiyle hareket ediyor gibi. Çok sesliliğe önem veriyor. Veriyor da iş Ortadoğu politikasına gelince neden bu çok seslilik yerini tek sesliliğe bırakıyor?
***
Vaat ettiği değişimi hakikaten gerçekleştirmek istiyorsa Ortadoğu ekibini yeniden gözden geçirmesi gerekmez mi?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.