AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-01-14

kategori2

Hasan Abi, neden bunları yazmıyorsun?

Pek çok liberal kalem gibi Hasan Cemal'in de en büyük yanılgısı Türkiye'de darbeyi sadece askerlerin yapacağına inanması. Renkli devrimlerden, 'Bizim çocuklar yaptı' sözünden haberdar olmamaları imkansız bizim liberallerin. Bu yüzden de Ergenekon'la ilgili yorumlarında ısrarla askeri suçlamaları, kimilerinin asker düşmanlığı yapmaları bilgisizlikten olamaz. Sadece bir tercih.
Dün, Hasan Cemal son dalgadaki gözaltlarını değerlendirirken tanıdığı Tuncer Kılıç Paşa'yı da anlatmış.
Ancak bu arada o gözaltıyla Ergenekon operasyonunun asli amacı, yani Türkiye'yi yeniden tasarlama girişimi arasında bir bağlantı kurmamış olması da ilginç.
Hasan Abi, görmüyor musun!
'Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği döneminde tanışmıştım kendisiyle. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne, Amerika'ya sırtını dönüp Rusya'ya, Orta Asya'ya, Çin'e hatta İran'a kısacası Avrupa yerine Avrasya'ya açılmasını savunuyordu, eski Jandarma Komutanı Şener Eruygur Paşa'yla birlikte' diye anlatmışsın ya...
Türkiye'yi Amerika-İsrail eksenine sokmak isteyenlerin tasarladığı Ergenekon ideolojisinin Kılınç'ın sözleriyle nasıl çeliştiğini aslında bizzat açıklıyorsun...
Aslından meselenin gizli kodları da bu satırlarda gizli.
Ergenekon soruşturmasıyla ilgili parçaları birbirine bağlamak o kadar kolay ki aslında...
Ne demişti Süleyman Demirel: 'Bu Türkler'in kendi kendilerine yaptıkları bir iş olamaz. Mutlaka bir yabancı parmağı var.'
Türkiye'de psikolojik harbi örgütleyenlerin papağanı Türk liberallerinin kıblesi Amerika'daki neo-con'lar. Bize orijinal olarak sattıkları fikirler aslında birer tercüme. Amerika'daki neo-con'lar ne diyorsa bunu birebir aktarıyorlar.
Asli amaç Birinci Cumhuriyet'i ve kurucu ideolojiyi yıkmak!
Önlerinde ise tek bir engel var: Bütün kaleler düştü ve sadece Türk Ordusu kaldı. Asker, bu ülke tasarımı planına karşı dimdik duruyor. Ve Türk Silahlı Kuvvetleri kendi gündemi olan her kurum gibi, her kurumda olması gerektiği şekilde, dünyanın geleceği ve ülkesinin bağımsızlığı için fikir üretiyor.
Türk Aydını ve neo-con'lar Rusya'nın yeniden dünya sahnesinde güçlü konuma geldiğini öngörememişti. Ancak Putin'in Rusya'sı dirildi ve bir süper güç olarak karşımızda şimdi.
Türk Aydını göremedi ama geçen gün gözaltına alınan Tuncer Kılınç Paşa bunu gördü. Bugün Amerika'nın bile artık kabul etmek zorunda kaldığı Rusya'nın gücünü ilk kez o telaffuz etti.
Hasan Abi bir askerin konuşmasına, fikir beyan etmesine karşı. Ama bu öngörüyü de Hasan Abi değil, bir asker yaptı.
Bakın bu süreç nasıl işledi:
2000'lerin başında Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, Rusya'yla anlaşma imzaladı. 2002 yılında Orgeneral Tuncer Kılınç yaptığı bir konuşmada Türkiye'nin yeni arayışlar içinde olmasını gerektiğini, bu arayışın Rusya, Amerika ve İran'ı da kapsamasının önemine dikkat çekti. 2004 yılında ise Putin, Anıtkabir ziyaretinde 'Atatürk'ün yolundan gidiyoruz' dedi.
Kısaca, Türk Silahlı Kuvvetleri yeni dünya düzenine, Amerika'nın tasarımına karşı analizini yaptı ve pozisyonunu belirledi.
Elbette bu pozisyon 'Laik ve Demokratik Cumhuriyet'i yıkıp 'Ilımlı İslam Cumhuriyeti' kurmak isteyenlerin arzusuna uygun değildi.
Taraf gazetesinin Türk askerini yıpratma planıyla Rusya'yla işbirliğini öneren Tuncer Kılınç Paşa'nın gözaltına alınması arasında hiç mi ilişki yok?
Hasan Abi, bunları bilmez misin?
Sistematik değil mi bunlar?

Evdeki kitapları yakmaya başladım
Geçen gece evde Amerika'dan aldığım ve öylesine bir köşeye koyduğum eğlenceli bir kitap elime geçti. Urban Outfitters'da girişteki masalarda satılan komik kitaplar arasında bulmuştum, kahve masasının üzerinde de süs misali bırakmışım. Gelen giden olursa inceler, ben sıkıldıkça bakarım, eğlenirim diye.
Kitabın adı 'Forbidden Knowledge' yani 'Yasak Bilgi.' İçinde yasal bir uyarı var: 'Kitabın içindeki bazı şeyleri yapmanız yasalar tarafından engellenmiş olabilir, ona göre davranın.'
İlk defa geçen gece göz gezdirdim. İçinde 'Bir darbe düzenlemek', 'Hapisten kaçmak', 'Su bombası yapmak' gibi konularda ayrıntılı bilgiler var.
'Herkesin bilmemesi gereken 101 şey' altbaşlığını taşıyan kitabın bu son gözaltları sonrasında imha edilmesi gerektiğine karar verdim.
Olur da birinin eline geçerse eğlence-mizah olduğunu anlatamam...

Milliyet CHP'yle ilgili kararını vermiş
Geçen günkü Milliyet'in birinci sayfasında bir Ercan Karakaş röportajı anonsu var. İçeride de bol bol ağırlanmış. İstanbul Belediye Başkanlığı'na CHP'den aday adayı olması üzerine. Halbuki daha birkaç gün önce Deniz Baykal, CNN Türk'te İstanbul adayının ya Kılıçdaroğlu ya da Tekin olacağını açıklamıştı.
Kısacası Ercan Karakaş'ın esamesi okunmuyor. İyi ki okunmuyor çünkü Karakaş siyaset sahnesinde gerçek bir 'loser'dır. Geçmişte hiçbir şey olmadığı gibi bundan sonra da hiçbir şey olmayacağı ortadadır. Nitekim kendi genel başkanı bile bunu anlamış, aday adaylığını bile tanımamıştır!
Ben Ercan Karakaş'ın adını duyduğumda Kadir Topbaş kabusuna altın tepside başkanlığın yeniden verildiğini düşünmüştüm. Ancak olur da Karakaş seçilse olacak çok basitti: Çok iyi projeler olur, asla hayata geçmez bir de sularımız kesilirdi! O kuşak sosyal demokratlar pek iş yapmaz, bol bol konuşur çünkü.
Peki Milliyet'in bu ısrarı ne?
CHP'ye mesaj veriyor da ondan. 'Biz Ercan Karakaş'ı istiyoruz' diye baskı oluşturuyor. Yoksa ne işi var birinci sayfada.
Ancak artık sıktı bu mesele. Milliyet, CHP konusunda hep aynı pozisyonda. Sürekli birilerini teşkilata kabul ettirme derdinde. Genel Başkanlık konusunda Umut Oran'a da haddinden fazla bir destek çıkmışlardı.
Maalesef karşılık da bulmuyor bu. Çünkü halktan uzak ve empoze etmek üzerine kurulu bir habercilik anlayışı.
Tabii bir de şu var: Umut Oran'ın medyayla arası çok iyi. Medyada önemli konumdaki isimler onun yakın arkadaşı.
Ercan Karakaş'ın da eşi Müjde Ar üzerinden 'Sezen Aksu medyası'yla bağlantıları var.
Kısacası biraz da eş-dost-ahbap hatırı var bu işlerde.