AKŞAM GAZETESİ | Doğan Sarıbeyoğlu | 2009-01-14

kategori2

Karan, Servet ve Arda'nın düşündürdükleri

Karan, transferinin söz konusu bile olmasına üzülüyor. Sinir sistemine ve futboluna yansıtmaması Galatasaray'a duyduğu sevgiden kaynaklanıyor. Her futbolcunun mutlu olduğu, yabancı görücülere bile kızıyor. Takımın kaptanı, kazanılan son iki şampiyonlukta oynadığı futboldan çok takım havası oluşturmasındaki çalışmaları ile göze battı. Morali çabuk bozuluyor, haklı da olsa kızmamayı öğrenmeli. Baros'a dört net gol pası verdi, Baros hepsini kaçırdı. Bu durumda sahadan alınması gereken Karan değil, Baros olmalıydı. Ama Karan, 'Skibbe'de insan, o da hata yapabilir' diye düşünmeliydi.
Servet, takımına para kazandırmadan yurt dışına gitmeyeceğini açıkladı. Akıllı adam.. Ümit Davala'da öyle konuşmuştu. Gün geldi antrenör yardımcılığında o tercih edildi. Servet, futbolunu da yürekten oynuyor. Önce takımını sonra da kendini düşünüyor. Yeşil sahada o varsa, taraftarlar takımlarını güçlü hissediyorlar. Yurt dışına gitse de dönüşünde Florya'da alkışlarla karşılanır.
Arda'nın gerçek yeteneği beyninde. Bu yaşta ağzından çıkan sözler o organının çok iyi çalıştığını gösteriyor. Ayaklar ne kadar muhteşem olursa olsun, topu nereye nasıl atacağını beyin karar veriyor. Bu nedenle beyin futbolcular için çok önemlidir. Sabri ile Arda aynı yaştalar ikisinin de yetenekleri iyi Arda da topa vuruyor, Sabri de. Birinde top Arda'nın istediği yere gidiyor, Sabri de ise topun nereye gideceğini Allah biliyor. Arda hedefini seçmiş. Bülent Korkmaz diyor...
Demek ki mutluluğu Türkiye'den Galatasaray'dan başka bir kulübün formasını giymemekte bulacağına inanmış.
Bu üç futbolcu gibi Galatasaray'da top koşturan yarı profesyonel, yarı amatör başka futbolcularda var. Mesela Ayhan, Hasan, Uğur, Sabri gibi... Bunun için Galatasaray, futbolcularına beş para bile ödeyemediği yıllarda Fenerbahçe'nin elinden iki tane şampiyonluk kupası alabildi. 7-8 futbolcunun böylesine yaklaşımı belki Galatasaray ananesinin eseri oluyor. Taraftarlar, genel kurul üyeleri, başkan ve yöneticileri böyle kadroların oluştuğu bir dönemde yeni stadın hayata geçmesinin nimetleri ile 29 Ekim'den sonra asla bitmeyecek bir sarı-kırmızılı bayram yaşamaya başlayabilirler.