AKŞAM GAZETESİ | DUNYA | 15 OCAK 2009, PERŞEMBE
Türkiye ne olacak?
Obama, ABD'nin 44. Başkanı olarak yemin edip işlerini rayına oturtunca Müslüman bir ülkeye giderek İslam dünyasıyla ilişkileri düzeltecektir. Danışmanları hangi ülkeye gideceğini araştırıyor. Seçenekler, Türkiye, Mısır, Endonezya, Katar ve Suudi Arabistan
20 Ocak'ta yemin ederek resmen göreve başlayacak olan Barack Obama'nın öncelikleri arasında kanlı, tehlikeli ve ivedi olmasına rağmen Ortadoğu olmayacaktır. Hindistan'daki terör eylemine karşı tepkisini ortaya koyan Obama'nın, Gazze'deki olaylar karşısında sessiz kalarak İsrail'e destek vermekten kaçındığı söyleniyor. Çünkü Yahudi lobilerinin kuşatması altında Obama bu lobilerin çok etkili olduğu mali piyasaları ürkütmek istemeyecek, öncelikli olarak ülkede yaşanan ve derinleşerek sosyal patlamaya doğru hızla ilerleyen mali-ekonomik kriz ile ilgilenmeyi tercih edecektir.
Ama aynı Obama aynı ağırlıkta olmasa da Irak, Afganistan ve Filistin konularının kendisi ve ülkesi için çok önemli olduğunu da kanıtlamaya çalışacaktır.
İşte bu nedenle Obama, Beyaz Saray'da işleri rayına koyduktan sonra önemli bir Müslüman ülkeye giderek önemli mesajlar vermeye çalışacaktır. Obama, Müslümanlara kendilerini yakından ilgilendiren Filistin, Irak ve Afganistan gibi önemli sorunlara gerekli ilgiyi göstereceğini söyleyecek ve Müslümanlar nezdindeki Amerikan imajının düzelmesi için bir halkla ilişkiler kampanyasını başlatacak.
OBAMA NEREYE GİTSİN
Obama'nın danışmanları başkanın gideceği ülkeyi tespit etmeye çalışıyor. Onlara göre gidilebilecek 4 önemli ülke var.
Bunlar Türkiye, Mısır, Endonezya ve Katar ya da Suudi Arabistan.
Peki bu ülkelerden hangisi şanslı ya da Amerikan müttefiği gözükeceği için şanssız?
Seçim kampanyası sırasında 'gizli bir Müslüman' olmakla suçlanan ve bu suçtan 9 Yahudi örgütünün ortak deklarasyonu ile kurtulan Obama 2002'de yaptığı bir konuşmada; 'Ben her türlü aptalca savaşa karşıyım. Eğer bugün Ortadoğu'nun herhangi bir yerinde okula gidemeyen çocuklar varsa işte uzun vadede ABD'yi tehdit eden en büyük tehlike budur'' diyordu.
Aynı Obama aynı tarihlerde Suudi Arabistan'daki bağnaz din anlayışının ABD ve dünya barışı için bir risk oluşturduğunu ve bu anlayışın tüm radikal İslamcı terör örgütleri için müthiş bir ortam yarattığını söyleyerek 'Mısır'daki anti-demokratik Mübarek yönetiminin de bölgedeki özgürleşme ve demokratikleşme mücadelesini engellediğini' vurguluyordu.
Durum böyle olunca ve söylediklerinde samimi ise Obama bu iki ülkeden herhangi birine gidemez. Çünkü Arap aleminin en büyük ülkesi olmasına, son 40 yıldır ABD'nin sözünden çıkmamasına ve Arap kamuoyunda hiçbir saygınlığı olmayan anti-demokratik Hüsnü Mübarek'in Mısır'ı çok zor bir dönem yaşıyor.
ENDONEZYA'YA İLGİSİZ
100 yıldır emperyalizmin hizmetinde olan, kutsal toprakları barındıran ve dünyanın en zengin petrol ülkesi olan Suudi Arabistan'ın ise çeşitli iç ve bölgesel nedenlerden dolayı Arap ve İslam aleminin yanı sıra ABD ve Batı'da hiçbir saygınlığı yok. Üvey babasının ülkesi Endonezya ise ılımlı Müslüman ülke olmasına rağmen Obama'nın ilgisini fazla çekmiyor.
Son 50 yılda hep ABD yanlısı ve anti-komünist bir ülke olmasına ve kendi toprağının bir bölümünde Hıristiyan bir ülke olarak Doğu Timor'un kurulmasına bile izin veren Endonezya dünyanın merkezi olarak sayılan Ortadoğu'ya uzak olduğu için çok fazla ilgi çekmiyor ve İslam aleminde hiçbir ağırlığı yok.
AK PARTİ ETKİSİ
İran'nIn ABD ve özellikle Obama yönetimi açısından ne denli farklı hesaplarla değerlendirildiğini dün anlatmıştık.
Katar ise son on yılda yıldızı hızla parlayan ilginç bir ülke.
Nüfusu 500 bini bile geçmeyen bu ülkeden Irak işgalini sevk ve idare eden Obama, El Cezire'nin Arapça ve İngilizce yayınları ile bölgesel roller üstlenen Katar için farklı hesaplar yapabilir ve bu ülke yönetiminin İsrail, İran, Türkiye dahil tüm bölge ülkeleriyle yakın ve sıcak ilişkilerinden yararlanmak isteyebilir.
Obama'nın yararlanmak isteyebileceği son ülke ise Türkiye. Türkiye'nin de Katar gibi bölgenin tüm ülkeleri ile çok sıcak ilişkileri var. Üstelik Türkiye NATO, BM Güvenlik Konseyi üyesi, İslam Konferansı Örgütü'nün lideri (Ekmelettin İhsanoğlu), AB aday ülkesi. Ortadoğu'nın yanı sıra Kafkaslar, Orta Asya ve Balkanlar'da etkili bir ülke.
EN İYİ TERCİH TÜRKİYE
AK Parti'nin demokratik, laik, ılımlı ve uyumlu İslam'ı ise başta Obama olmak üzere Batı'da herkesin ilgisini çekiyor ve birçok çevre Türkiye'deki bu deneyim sonuçları ile ilgili olarak farklı hesaplar yapıyor. Bu hesapların en başında da İran ile ilgili planlarda Türkiye'den olumlu ya da olumsuz anlamda yararlanılması gelmektedir.
Obama ve danışmanlarının hesaplarına göre nüfusunun % 30'u Türk televizyonlarını uydudan izleyen Tük kökenli Azerilerden oluşan, yılda bir milyon vatandaşı Türkiye'yi turist olarak ziyaret ederek gördüklerinden etkilenen, doğalgazını ancak Türkiye üzerinden Batı'ya satabilen, Hizbullah'a gönderdiği silah ve yardımları Türkiye üzerinden Suriye ve Lübnan'a gönderen Şii ve Acem İran; laik, demokratik, ılımlı ve uyumlu Müslüman, Batı destekli ve Arap aleminde giderek saygınlık kazanan bir Türkiye'den pek hoşnut olmayacaktır.
Bu detayları bilen Obama'nın, İslam alemine vereceği mesaj için ziyaret edeceği ülkenin Türkiye olma olasılığını artırıyor. Ancak Obama böyle bir kararı vermeden önce Türkiye'nin Arap ve tam anlamıyla Ortadoğulu bir ülke olmadığını ve İslam alemini temsil edemeyeceğini düşünebilir.
'Bölgede etkisi fazla'
TÜRKİYE, bölge ülkeleriyle ilişkileri iyi olduğu için Obama'nın mesajını iletmek için seçebileceği bir ülke. NATO, BM Güvenlik Konseyi üyesi olan Türkiye, AB'ye aday, İKÖ liderliği elinde ve ayynı zamanda Kafkaslar, Orta Asya ve Balkanlar'da oldukça etkin olduğu için tercih edilebilir.
Ermeniler, Kıbrıs ve Kürt sorunu
OBAMA'NIN Türkiye ile ilgili başka sorunları var. Örneğin Ermeni meselesi, Kıbrıs ve Kürt sorunu. Bunlara 'Ben Yahudi değilim ama Siyonistim' diyen Başkan Yardımcısı Joseph Biden'ın Türkiye kompleksi ve Gazze ile ilgili Başbakan Erdoğan ve Türkiye'nin tutumuna kızan Yahudi lobilerinin kompleksi provoke etme heveslerini ekleyebiliriz.
UMUTLAR SUYA DÜŞEBİLİR
Durum böyle olunca Obama o tok sesiyle Türkiye için uzun bir BARAK havası seslendirebilir ya da Kerbela şehidi HÜSEYİN için bir ağıt yakabilir ya da klasik bir ARAP yalellisi seslendirebilir.
Arada bir de ritmi tuturmak için Afrika petrollerinin kokusundan etkilenip 'Tam tam' dansları yaparak savaş davullarını çaldırabilir ve kendisinden beklenen tüm umutları suya düşürebilir.
Böyle bir durumda ise yalnız Türkiye açısından değil, başta Irak, Suriye, Afganistan, Lübnan, Kıbrıs ve bizim coğrafyamızı ilgilendiren tüm bölgelerde 50-60 yıldır süregelen sorunlar, sıkıntılar ve gerekirse savaşlar devam edecektir. ABD'deki bildik çevreler bu sıkıntı, sorun ve savaşlarda şu anda yaşanan mali ve ekonomik krize çare arayabilir. Maliyeti büyük savaşlara para ayırabilecek ve Amerikan silah sanayiini canlandırabilecek ülkeler bizim coğrafyamızda bulunmaktadır. Unutmamak gerekir ki; 8 yıl süren Irak-İran savaşı, Saddam'ın Kuveyt'ten çıkartılması ve son 50 yılda Ortadoğu ülkelerinin silaha harcadıkları paraların toplamı 6 trilyon doları aşmıştır.
BİTTİ