Yakın tarihimizin arka bahçesine kepçeler giriyor. Yasak ve saklı bahçeden, binlerce faili meçhul cinayete kurban gitmiÅŸ insanımız bize bakıyor.
Biz göremiyoruz.
Tarihin örtülmüÅŸ bir dönemi kazılıyor, biz de hafızamızda kazı yapmak zorunda kalıyoruz.
Arkamızı döndüÄŸümüz, unutmaya çalıştığımızla, yeniden karşılaşıyoruz, bu defa kaçamadan izliyoruz.
BaÅŸkaları da bu görüntüleri izliyor.
Onlar bu puslu zamana, babalarını, oğullarını, eşlerini kurban vermiş aileler.
Arkalarından ateÅŸ edilerek katledilmiÅŸ babaların çocukları da bu görüntüleri izliyor.
Pencereden kocasını uÄŸurlarken, gelen ölümü görmüÅŸ ve asla unutmayacak eÅŸler de.
Karanlık bir geceye karışmış, yok olmuş oğullarının yasıyla, hayata katlanan analar da.
Gelmeyecek olanları hala bekleyenler de.
Bize gönül koymuÅŸ, kırgın olmalılar, kalplerini umutsuzluÄŸa kilitlemiÅŸ bu aileler.
Üstüne üstlük hala çiÄŸ iktidar çekiÅŸmelerinin ve siyasi suçlamaların da tanıkları oluyorlar.
İdeolojisi vatandaÅŸ öldürmek olan yapılara, ad koyma tartışmasını aÅŸamayan körlükte kalıyoruz.
Katilin bile katil olamadığı bir ülkede yaşıyoruz.
Öldürme kararını aldıranlara karşı yaÅŸama hakkımızı savunamıyoruz. Meclis araÅŸtırmalarında hazırlanan raporlar raflarda çürüyor.
Bizler bu ailelerin içlerinde nasıl bir cehenneme mahkum edildiklerini bir an bile anlayamayız.
Onlara taşıttığımızı bu ağır yükü sırtlamanın zamanı bugün deÄŸilse hangi gün olacak?
Onları varlıklarındaki isyandan, inançsızlıktan kurtarmanın yolu bize çıkmıyor mu?
Bizlerin vicdanından geçmiyor mu?
İnsan eliyle ateşlenen ecele hangimiz katlanırdık ki...
Aynı ülkede yaÅŸarken tanımadığınız, görmediÄŸiniz bu insanlarımıza ahlaki ve vicdani olarak borçluyuz.
Onların başına gelenlerle bizim de ilişkilenmemiz insani zorunluluktur.
Beraber yaÅŸama tasavvurumuz, toplum olabilme niyetimizin gereÄŸidir.
Onlara, yaÅŸadıkları trajedideki saklanan gerçeÄŸi vererek, ufunetlerini bir nebze olsun alabiliriz.
Bu hepimizin boyun borcudur.
VatandaÅŸ olarak yaÅŸama hakkı ideolojiler üstü insan olma hakkımızdır.
Öldürme kararı veren tetiklerin ve pimlerin ardındaki yapıların aydınlatılması ortak geleceÄŸimizi de kuracaktır.
Siyasetimizin insansızlığına paye vermeden, kan davası hesaplarına bulaşmadan.
O zamanlar bu cinayetlere geçit verip ÅŸimdi demokratlık çığırtkanlığı yapanlara kanmadan !
Bir daha ertelemeden, gölgelemeden, bir on yıl daha kaybetmeden, çocuklarımız büyümeden...
Biz, suikastlarla, bombalarla, toplu cinayetlerle berelenmiÅŸ bir toplumuz. İçimizdeki tahammülsüzlük ve öfke belki bunun delaleti.
Unutabilmenin suçluluk duygusuyla yaşıyoruz.
KaybettiÄŸimiz yazarlarımıza, akademisyenlerimize, hukukçularımıza, tüm insanlarımıza ve ailelerine bu dünyada verebileceÄŸimiz bu ahlaki vefadan gayri ne kaldı?
Onlar, toplumsal ahlakımızın yüzleri olarak arka bahçeden bize bakıyorlar.
Biz de yüzümüzü onlara çevirelim artık.