AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-01-15

kategori2

İtibarımıza neler dahildir?

Çocuksu gözlerinde heyecanlarını gizleyemeyen adamın fotoğrafı artık gülümsüyor. 

Ya da bize öyle geliyor. 
Fotoğraflarına ona karşı taşıdığımız ağır mahcubiyeti biraz aralayıp bakabiliriz bundan sonra.
Nazım Hikmet, insanımızın gönlünden yükselen dev çınar ağacı.
Hayatının dramatik iç burkutucu hikayesi bizi vicdanımızda mahkum etmişti.
Yargılanmış, hüküm giymiş, vatana ihanetle suçlanmış bir büyük şair vardı tarihimizde.
Çok sevdiği ülkesinin vatandaşlığından çıkarılmış olması bir kara leke gibi üzerimizde duruyordu.
Ülkesinden sürülmemiş, hayatından da sürülmüş olmanın acısıyla, vakitsiz kaybettiğimiz büyük şairimiz...
Uzaktaydı ama memleketimizin en sahih duyuşlarını gök gürültüsü sesiyle bize ulaştırdı.
Ve yalnızlığımızı azalttı, kendi yalnızlığının mekanlarından.
Çünkü biz buradaydık ve kendi sesimizi bile duyamıyorduk. 
Kültür Bakanlığımız, bu ezildiğimiz yükü azaltacak sağduyulu girişimde bulunmuştu.
Devlet zihniyetinde belli bir dönemin kapatıldığı ve tarihin derinliklerine gömüldüğünü  düşünmeye başlamıştık.
Tam da bu sırada bazı yazar, akademisyenlerin evlerinde arama yapıldığı haberleriyle uyandık dün sabaha. 
Hayatı boyunca kendi inandıklarını yazan ve konuşan isimlerdi onlar.
Siyah-beyaz bir filmin içine girdik zaman yine geriye doğru kendini sarıyordu.
Kurtulmak istediğimiz görüntüler hayalet gibi peşimizi bırakmıyordu.
Prof. Yalçın Küçük'ün evinden götürülüşünü izlerken azalan itibarımızı izliyor gibiydik.
Yargıtay Onursal Başsavcısı'nın evindeki arama sürüyordu.
Onlar fikirlerini kamuya açık konuşabilme cesaretleri olan insanlarımızdı.
Kanaatlerini açık üsluplarıyla dile getirirlerdi.
Hayatlarını kitaplarıyla ve düşünceleriyle bina etmiş kişiler.
Haklarındaki işlemlerin gerekçelerini bilmiyoruz.
Gerekçenin ne olduğunun ötesinde bizim itibarımıza onların düşünceleri de dahildir.
Toplumsal itibarımıza tüm düşünce hayatımızın fikirleri de dahildir.
Fikirlere katılmak koşulu olmaksızın.
Düşünen, yazan insanlarımıza göstereceğimiz ihtimam hepimizin sorumluluğudur.
İtibar onlara ve hayatlarına  gösterdiğimiz özen, ihtimam, saygı ve nezakettir.
Onlara olan hassasiyetlerimizi koruyarak muteber bir toplum oluruz.
Hukukun hakkaniyetiyle yüzümüzün ağarmasını istiyoruz bir an önce.
Yazarına, düşünenine, şairine reva gördüğünden daha büyük olamıyor bir ülke.