Bu yazı, ekonomiyi şirket gibi görenlere bazı konularda teknik iktisatçı bakış açısını anlatmak üzere derlendi.
Dikkatli bir göz Japonya'nın on beş yıla yakın bir zamandır dev bütçe açıkları vermesine ve dev borç yükü altına girmesine rağmen, durgunluktan kurtulamadığını görmüştür herhalde!
Diğer taraftan da salı günü işbaşı yapacak olan Obama da trilyon dolara varacak yeni yardım paketleri, kurtarma operasyonu ve vergi indirimlerini devreye sokmaktadır. Peki, teknik bir iktisatçı görüşü, bu yardım ve paketleri, kurtarma operasyonları ve vergi indirimleri konusunda ne düşünmektedir? Obama'nın başarı şansı nedir?
Ünlü akademisyen Eugene Fama kabaca şöyle düşünmekte. Makroekonomide bir temel özdeşlik var. Herhangi bir yılda özel yatırım, tanım icabı özel tasarruflar, şirket tasarrufu (yani dağıtılmamış karlar) ve devlet tasarrufu (artı veya eksi yani açık veya fazla olabilir) toplamına eşit olmak zorundadır. Global bir ekonomide bu tanımlar globaldir. Yani özdeşlik global olarak geçerlidir. Ancak global ortamda herhangi bir ülke için özdeşlik geçerli olmayabilir. Örneğin Türkiye ve ABD benzer durumdadırlar. Her iki ülke de cari denge açığı vermekte ve böylece başkasının tasarruflarını devreye sokmakta idi. ABD aşırı özel tüketim ve yatırım için, Türkiye de aynen aşırı yatırım ve tüketim için uzun zamandır başka ülkelerin tasarruflarını borçlanmakta idiler.
Her ülkede devletin temel ekonomik hedefi bugünkü ve gelecekteki gelir düzeyini yükseltmektir. Destek paketleri, kurtarmalar ve vergi indirimleri de bu hedef çerçevesinde değerlendirilmek zorundadır.
Devlet durgunluk ortamında ve işsizlik varken destek paketi gündeme getirdiği zaman, bu adım vatandaşlara ve şirketlere çok hoş gelir. Ancak üzücüdür ki bu paketler ekonomide arzu edilenden çok farklı sonuçlar ortaya çıkarabilir. Destek paketinin finansmanı bir yerden gelmek zorundadır. Bu tür paketler genelde devletin borçlanmayı artırması ile finanse edilmek zorunda kalınır. Çünkü aşırı para yaratmak defalarca yaşadığımız gibi enflasyon gündeme getirir.
Diğer taraftan devletin borçlanmasının artması ise, özel tarafta borçlanılarak yatırıma gidebilecek fonları emer. Yani devlet kurtarma paketleri ve destek programları fonları bir taraftan başka bir tarafa aktarır. Bu durumda destek ve kurtarma operasyonun net etkisi, bir uzun vade karşılaştırması gerektirir. Fon özel tarafta kalsa ve yatırılsa idi, ortaya çıkacak üretkenlik ve verimlilik ile, fonun devlet tarafından aktarıldığı yerdeki üretkenlik ve verimlilik arasında, gelecekte karşılaştırma yapılarak net etki ölçülebilir.
Bugün tüm dünyada gündemde olan, ve 'fiscal stimulus' adı verilen girişimlerde devlet borçlandığı parayı ya bir takım altyapı projelerine aktarmaya veya vatandaşlara ve ülkenin çeşitli kurumlarına bir takım transfer ödemeleri yapmaya kullanır. Bu ya vatandaşları doğrudan projelerde istihdam etmek veya tüketim ve tasarruf davranışlarını etkileyerek iş yaratmak hedefi ile yapılır. Bu işlem tabii ki kamu borçlanması ile finanse edilir.
Ancak sorun devletin borçlanmasının özel yatırımın borçlanacağı fonları kapması anlamına gelmesidir. Devletin borçlandığı kadar özel yatırıma gidebilecek fon azalır. Bu durumda mesela devletin altyapı yatırımları ancak özel tarafta engelledikleri özel yatırımlardan daha verimli oldukları taktirde faydalı olurlar. Ancak vatandaşlara sorduğunuz zaman da, birçoğu devletin yatırımlarının bir çoklukla fonları çar çur ettiğini düşünürler. Bu da aslında bir gerçektir. Kamu yatırımlarının çoğu özel yatırımlar kadar etkin ve verimli değildirler. Çünkü özel yatırım ayakta kalmak zorunda olduğu için verimli olmak zorundadır. Kamu yatırımlarının böyle bir endişesi yoktur. Doğru kamu yatırımları bile sonunda çıkar grupları tarafından ele geçirildiklerinden, zarar vermiş olabilirler.
Benzer bir durum vergi indirimleri ile destekleme ve kurtarma için de geçerlidir. Vergi indirimi, eğer devlet harcama kısmayacak ise, borçlanma artışı demektir. Borçlanma artışı da, ileride geri ödenme zamanı geldiğinde, başlangıçta vergi indiriminden faydalanan vatandaşlar tarafından ödenecektir.
Dikkatli düşünelim. 2001 yılına kadar bütçe açığı ve bunun sonucu olarak dev borç yaratan ülkemiz vatandaşları, 2001 sonrasında bu borçların ödenmesi ve kamunun kurtarılması için, her türlü ağır ve gayri adil vergileri ödemediler mi?
Bu nedenle şu anda, hem ABD ve hem de Türk vatandaşları için çıkar yol bir an evvel tasarruf etmeyi öğrenmek, milli deyişimiz ile ayağımızı yorganımıza göre uzatmaktır.
Devletin borçlanmasının sonuçları şirketin borçlanmasının sonuçlarına benzemez. Mali destek şirin bir kavramdır da, aşırı yapıldığı taktirde kamu borcunun hızlı artışı ile sonuçlanırsa , beraberinde felaketi getirir. Bunu defalarca yaşadık, artık öğrenmeliyiz.
IMF'e kızıyoruz ama IMF aynen bunu söylüyor. Kaynağını bulamadığın harcamayı yaparak yeniden borç tuzağına düşme diyorlar!