AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-01-19

kategori2

Batı Şeria, Ürdün'e; Gazze, Mısır'a bağlansın

Amerika'da siyaset yapımcıları yoğun bir şekilde Filistin-İsrail sorunu için çözüm üretmeye çalışıyor.
Şimdiye kadar teklif edilen en fonksiyonel önerilerden biri stratejist Daniel Pipes'tan geldi.
Pipes'ın çözüm öneren makalesinin aynı zamanda İsrail'de Jarusalem Post'ta yayınlanmış olması bu tezin İsrail tarafında da 'karşılık' bulduğunu gösteriyor.
Filistin'de mutlaka bir 'devlet iradesi' bulunması gerektiğini söyleyen bu çok önemli makale, önce olmazları gösteriyor.
Diyor ki;

1. İsrail, Filistin'i yönetemez. Dinsel, ekonomik, kültürel olarak kendisinden bu kadar farklı bir toplumu kontrol altında tutabilmesi mümkün değildir.

2. Filistin Devleti de başarıya ulaşamaz. 1993 Oslo Anlaşması'yla bu süreç başlamıştı ama Filistin otoritesi anarşizm, cihadizm, ideolojik aşırılık ve anti-semitizm ile zehirlenmiş durumda. Savaş Lordları da çok etkin.

3. İki uluslu bir devlet tezi de başarıya ulaşamaz, çünkü iki ulusun da birbirine karşı daha uzun yıllar silemeyeceği antipatileri var.
Bu olmazları gösterdikten sonra Pipes tezini yazıyor:
Amman, Batı Şeria'yı; Kahire Gazze'yi yönetebilir!
Aslına bakarsanız birkaç yıldır Amerikan siyaset yapımcıları bu tezi geliştirmeye çalışıyorlardı.
Aralarında Ürdün-Batı Şeria Konfederasyonu önerenler bile oldu.
Şimdi önemli olan...
'Gazze'yi Mısır; Batı Şeria'yı Ürdün yönetsin' tezinin İsrail'den de karşılık buluyor olması. Birçok kaynak, Filistin'de bazı El Fetih kadrolarının da bu tezi desteklediğini söylüyor.
Demek ki, yakında ilan edilebilecek ateşkes ile birlikte, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu öneriyi masaya getirmesi bir sürpriz olmamalı.
Ancak, dikkat çekmek gerekiyor, bu çözümde Hamas'ın ne bir yeri ne de fonksiyonu var.
Türk siyaset yapıcıları da karşılaşabilecekleri bu muhtemel çözüm planı karşısında, yeni senaryolar yazmak zorunda kalacaktır.

Baykal'ın en yaman çelişkisi
Deniz Baykal diyor ki, Ergenekon Operasyonu kapsamında gözaltına alınanlar 'Cumhuriyet'i Savunanlar'dır...
Ben de Deniz Baykal'a sormak istiyorum...
Madem gözaltına alınanlar 'Cumhuriyet'i Savunanlar'...
O vakit, niçin Tuncay Özkan'ın, Yalçın Küçük'ün ve diğerlerinin yakalarına birer CHP rozeti takmıyor?
Niçin, Kemal Gürüz'ü Ankara'dan, Bedrettin Dalan'ı İstanbul'dan aday göstermiyor?
Madem Baykal 'Cumhuriyet'i Savunanlar' diye bu isimleri tescilliyor, o vakit CHP'nin kapıları niçin bu isimlere kapalıydı ve hala kapalı?
İşte bunu anlamakta güçlük çekiyorum.
Ya 'Cumhuriyet'i Savunanlar' muhakkak CHP dışında savunsunlar, diyor olmalı Baykal...
Ya da 'Cumhuriyet'i Savunanlar' nedense kat'i surette CHP'de bulunmak istemiyorlar.
Baykal'ın bu isimler hakkında tereddütleri var demek istemiyorum.
Belki yoktur.
Ama bu pek yaman bir çelişkidir...
Ve sizce de Baykal'ın, kendi ifadesiyle 'Cumhuriyet'i Savunanlar'a CHP'nin kapıları neden kapalı, sorusuna bir yanıt vermesi gerekmiyor mu?