AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-01-19
Hatırlanırsa, yakın bir döneme kadar dış ticaret açığı ve cari açık bazlı felaket senaryoları, hem ABD'de hem de Türkiye'de oldukça revaçtaydı. Bu açıdan ABD ile Türkiye arasında bir benzerlik vardı.
Şimdi ise gene benzerlik var ama bu sefer hem ABD'de hem de Türkiye'de dış ticaret açığı ve cari açık azalıyor.
Ülkemizde ocak-kasım arasındaki cari denge açığı 38.8 milyar dolardı. Cari denge açığı şimdi aralık ayı ilan edildiği zaman, yıllık 40 milyar dolar civarında gerçekleşmiş olacak. Yılbaşı tahminleri 50 milyar doların üstünde idi.
Cari açık temmuz ayında eksi 4.0 milyar dolar, ağustos ayında eksi 3.0, eylül ayında eksi 0.93, ekim ayında eksi 2.5 ve kasım ayında eksi 0.56 milyar dolar boyutunda gerçekleşti. Aralık da göreli olarak küçük bir rakam olmaya aday.
Ocak-kasım ihracatı 132.4 milyar dolar, ocak-kasım ithalatı 182.8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ocak-kasım dış ticaret açığı ise eksi 50.1 milyar dolar oldu. Genel iç ve dış talep zafiyeti demek olan ithalat artışının kaynağı, ihracata dönük sanayi üretimindeki azalmanın, Türkiye'de ara malları ithalatında da azalmaya yol açması.
Türkiye'de ara malları ithalatı toplam ithalatın yüzde 75'ini oluşturuyor. Zaten son birkaç yılda cari açığın hızlı artmasında yükselen petrol fiyatları ile birlikte hammadde ve ara mallardaki fiyat ve miktar artışları etkili idi. Son dönemde ise hem fiyatlar düşüyor hem de üretimdeki yavaşlama nedeniyle ithalat miktarı azalıyor. Daha önceki dönemlerde yatırım ve tüketim malları ithalatındaki hızlı düşüşlere rağmen ara malları ithalatındaki değişim istikrarlı seyrini koruyordu. Son birkaç ayda ise (Ağustos 2008'den itibaren) tüm ithalat kalemleri hızlı bir şekilde azalıyor. Yatırım malları ithalatındaki değişim özel sektördeki yatırım iştahı ve kapasite artırımı açısından önemli bir gösterge durumunda. Tüketim malları ithalatı ise özel tüketimdeki seyri göstermesi açısından önemli. Daha önceleri yüzde 20-25 arasında artış gösteren ara malları ithalatındaki değişim oranı son altı ay itibarıyla yüzde 3 seviyesine düşmüş durumda. Yatırım ve tüketim mallarında ise son altı aydaki değişim negatife dönmüş durumda.
ABD dış ticareti de kasım ayında daraldı ve 51 milyar dolarlık kasım ayı tahmini yerine gerçekleşme eksi 40.4 milyar dolar oldu.
ABD'de toplam ihracat kasım ayında 8.7 milyar dolar daralmış, yüzde 1.7 civarında düşmüş. Aylık ihracat bizde de düşüyor. Üstelik Avrupa'daki daralma nedeniyle bizde düşüş oranları daha yüksek. ABD'de ithalat ise 25 milyar dolar daralmış, yüzde 10.6 gibi yüksek bir oranda düşmüş. Düşüşün bir kısmı petrol fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanıyor. Ayrıca yavaşlayan ekonomik aktivite nedeniyle petrol ithalatı miktar bazında da düşmüş. Benzer durum bizde de söz konusu.
ABD'de ithalat peş peşe dört aydır düşüyor. ABD'de ihracat eylülde 155.1, ekimde 151.5 ve kasımda 142.8 milyar dolar olmuş. İthalat ise eylülde 211.7, ekimde 208.2 ve kasımda 183.2 milyar dolar olmuş. Dış ticaret açığı eylülde eksi 56.6 milyar dolar, ekimde eksi 56.7 milyar dolar ve kasımda iyice küçülerek 40.4 milyar dolar olmuş. Yani dış ticaret açığının gerilemesinde ihracattaki artışlar değil, tersine ithalattaki hızlı azalma etkili.
Türkiye'de de durum neredeyse aynı. Oysa ne ABD'deki kriz, dış ticaret açığından kaynaklandı ne de Türkiye'deki ekonomik yavaşlamanın nedeni korkulan cari açık bazlı senaryolar.
ABD'de dördüncü çeyreğe ilişkin büyüme tahmini bu ayın sonunda yayınlanacak. Genelde yüzde 5 veya daha üstünde küçülme bekleniyor. Türkiye'de ise sanayi üretim verilerinden dördüncü çeyrekte negatif büyüme gerçekleştiğini tahmin ediyoruz. GSYH verileri ise mart ayında açıklanacak. Ama biliyoruz ki hem ABD'de hem de Türkiye'de daralan ekonomi ve iç talep ithalatta daha baskın rol oynuyor.
Gerek ABD'de gerekse Türkiye'de ithalatın azalması iç talepteki yani özel tüketim ve özel yatırımdaki değişikliklere bağlı bir şekilde gelişiyor. Daha önce cari açık bazlı felaket senaryolarına prim verseydik şu anda sevinmemiz gerekirdi. Ancak şu anda hem ABD'de hem de Türkiye'de dış ticaret açığı ve cari açık tablosunda geçerli olan durum ekonomik gidişat açısından bir sebep değil, bir sonuç niteliğinde. Büyük çapta durgunluğun sonucu!