AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-01-19
Yazı okurken canınız sıkılmasın, biraz eğlenin diye her gün saçımı süpürge yapıp uğraşıyorum.
Takdir ediliyorum mu bilemiyorum.
Bunu bilmesem de ben her gün yazdığım konuya biraz renk katacak boyutlar sokacağım.
Bugün birçok insanın hayallerini yıkacak ve başlığın çağrıştığı ile hiç alakası olmayan bir konu üzerine yazacağım. Bugün ciddi bir yazı yazma zamanım. (Entelektüel aybaşı türü bir şey olmalı bu.)
Bugün aslında ekonomi ile alakalı olacak yazı. (Beklentilerin farkındayım, her gün gelen mektup bombardımanından biliyorum ne istediğinizi. Merak etmeyin, o yöne doğru da gideceğim pek yakında...)
1960 yılında Volkswagen Amerika'da çok ilginç bir reklam kampanyası başlatmıştı. Bir zemin üzerinde sadece 'Küçük Düşünün' yazıyordu (Think Small). Reklam kampanyası bundan ibaretti. Tabii ki bu Volkswagen'in Beetle modeli için açılmış bir kampanyaydı.
Zamanlaması ise çok enteresandı. Çünkü 1960'lar tam da Amerika'nın hem ekonomide hem politikada hem de bölgesel yayılmacılıkta tersine 'Büyük Düşünmeye' başladığı bir tarihti.
ABD o günlerde hayatın her alanında 'Büyük daha da büyük' demeye başlamıştı. Genelde büyük arabalar üretiliyordu. ABD dünya ölçeğinde gücünü ve denetimini daha da fazla yaymaya başlamıştı.
Volkswagen şirketi ise bu genelde geçerli trendlere tamamen karşı çıkan bir kampanya başlatarak çok büyük ilgi çekmeyi başarmıştı.
Hayatta tersine davransalar da Amerikalılar aslında küçük düşünmeye çok alışıktır.
Küçük işyeri sahipliğinin Amerikan kültüründe ayrı bir yeri vardır. Küçük kasaba değerlerinin de önemi büyüktür ama bu kültürel eğilimlerine karşın gerçek yaşamda kendileriyle de çelişerek hep büyüğe, daha da büyüğe oynadılar. Borsadaki kazancın da normal olanı onları tatmin etmedi. Daha çok kazanmak için karmaşık fikirler ürettiler. Borsaları dev oldu, yatırımları da inanılmaz boyutlar aldı.
Ben şimdilerde 1960'lı yıllardaki o başarılı reklam kampanyasını düşünürken 'Küçük Düşün' önerisi toplumca kabul görseydi acaba bugünkü kriz çıkar mıydı diye de düşünmeye başladım.
Ama bu olmadı. 1960'lı yılların sonunda başlayan kültürel gelişmelerin de etkisiyle o tavsiye sadece bir alt kültürün sloganı olarak kaldı.
Beetle marka arabalar ondan sonra daima toplumun hakim kültürünün rağbet ettiği bir araba değil, daha çok muhalif, sosyal değerleri yüksek ve hakim kültüre karşı olan kültürlerin arabası olarak görüldü.
Bu araba modeli üzerine farklı bir kültür oluşturuldu, fan kulüpler kuruldu. (Türkiye'de de var bunlardan.) Sahiplerine hep '68' ruhuna sahip insanlar olarak bakıldı.
Beetle modelinin üzerine yaratılan kültürün oluşmasında 1969 yılında gösterime sokulan ve daha sonra yenileri de yapılmış olan 'Herbie' adlı film karakteri de çok önemli katkıda bulunmuştur.
Herbie aklı olan ve bağımsız davranan bir Beetle marka otomobildi. İlk filmin adı 'The Love Bug'dı. Karakter çok sevimliydi. Seyredince insanın hemen gidip bir Beetle otomobil alası geliyordu.
Bu alt kültür çok gelişti, çok da zenginleşti ama toplumun hakim kültürü olsaydı acaba ekonomik kriz de çıkar mıydı? Bunu hiçbir zaman net olarak cevaplayamayacağız.
Galiba sadece şunu söylemek mümkün: Reklamda denildiği gibi 'Küçük düşünebilseydi' herhalde bugünkü kriz en azından bu kadar büyük olmazdı.
Ama işin şu boyutu da var; Amerika büyük gelişme başarısını da daima büyük düşünmesine borçlu.
Bu yüzden büyük depresyon başlarken New York'ta yine büyük düşünüldü ve ekonominin durumuna rağmen Empire State binasının inşasına başlandı. (Binanın adı bile imparatorluk baksanıza.)
Yayıncılık yaşamında da büyük düşünüldü ve bugünlere kadar başarıyla gelen New Yorker dergisi 1925 yılında kuruldu. Yaklaşan depresyonu kimse takmadı.
ABD şimdi bu krizden de çıkacak. Tüm dünya onun yapacaklarını bekliyor.
Şimdi önümüzdeki soru şu: Acaba bu kez 'Küçük' mü yoksa yine 'Büyük' mü düşünerek çıkacaklar krizden?...
Amerikan halkının bir alışkanlığı var. İlk önce küçük değişimlere bakıyor, bunu kabul edip, benimseyince de ondan daha büyüğünü uygulamaya geçiyor.
Birçok insan bu nedenden dolayı toplumdaki trendlerde ve tavırlardaki küçük değişimlere çok önem veriyor. Buna da 'Micro-trends' deniliyor.
Açıkladığı programa baktığımda, Obama da galiba ilk önce bu küçük değişimleri başlatıp sonra büyüğe atlanmasını teşvik edecek gibi geliyor bana.
Mikro düzeydeki değişimlerden sonra ABD makro düzeyde yani büyük düşünmeye başlayınca global kriz de ortadan kalkacak.