AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-01-19

kategori2

Medya özel örgütü

Üzerinize afiyet biraz grip oldum... Gribin etkilerinden biri ateşse, diğeri de televizyon seyretmektir, biliyorsunuz.

Tabiatıyla ben de televizyondan gözümü alamadım ve büyük bir komployla karşı karşıya olduğumuzu o esnada, idrak ettim.
Türkiye'de kesinlikle bir 'Medya Özel Örgütü' var ve medyanın bütününe sızmaya çalışıyor.

Aksi takdirde, oyunculuk yeteneği sıfır olanların başrol oyuncusu olabilmesi...

Programcıların cühela takımından da atanabilmesi...
Analizci ve yorumcuların ise muhakkak surette, muhakeme yeteneği bulunmayanlar arasından seçilmeye çalışılmasını açıklayamazsınız.

Sanırım sistem şöyle çalışıyor:
Ebeveynler çocuklarının ellerinden tutuyor ve 'Medya Özel Örgütü'nün kapısını çalıyor...

'Eti senin kemiği benim... Yemedim içmedim okuttum, alavere dalavere mezun da ettim. Ama bir baltaya sap olamıyor. Alın bundan başrol oyuncusu yapın... O da olmadı programcı yaparsınız... Yok onu da beceremiyorsa, yazar yapar, yorumcu yapar, bilirkişi yaparsınız...' diyorlar...
Medya Özel Örgütü de tutuyor bunların ellerinden, ne yapıyor ne ediyor, bir yılda yıldıza çeviriyor.

Yok... Elifi görünce mertek değil, merkep zannedenlerin...
Her sakallıya, 'dedeciğim,' diye sarılanların başka açıklaması olamaz...
Ve bu 'Medya Özel Örgütü' o kadar derin, o kadar sinsi, o kadar tehlikeli bir örgüt ki...

Deşifre olması mümkün değil...
Elemanlarından bir tanesini dakikada 15 saçma teoriyle halkın bilinçaltına tecavüz ederken suçüstü yakalayıp sorgulasanız bile; örgütü deşifre edebilmeniz ne kelime, yakınından geçemezsiniz...

Bu sinsi örgüt, elemanlarını o derece safoşlar arasından seçiyor ki; zavallı ne halt yediğini anlamadığı için, anlatabilme imkanı da yok.
Yine de, deliler, bu örgüt kapsamında düşük zekalılardan daha avantajlı.
Onlar hemen kadroya alınıyor ve dönemsel olarak atanan bir 'baştabip'in programında konuşturulmaya başlanıyor.

İşte, üç vakte kadar, Türkiye'nin yeni  'kanaat önderi' karşınızda.
Benim, iki günlük grip maceram esnasında keşfettiğim gizli gerçek bu.
Şimdi sizce, yolda beni çevirip, 'bir televizyon programı ayarla da, millet birikimimizden faydalansın,' diyen mahallenin Huni Cavit'inin hiç mi göz hakkı yok bu programlarda?

Bana kalırsa vardır ve ona da konuğunu hiç dinlemeden müstesna fikirlerini açıklayacağı bir program behemehal verilmelidir.

Yalnız Cavit'in bir kusuru var. Her yarım saatte bir rabıtalı cümleler kurar ve tıpkı gazeteciler gibi hiç beklenmedik anlarda, hiç beklenmedik sorular sorabilir, ki Allah muhafaza...