AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-01-20
Bu yazı bir toplumsal borcumuzu ödemek için yazıldı. ABD'li melez şarkıcı Eartha Kitt geçtiğimiz günlerde öldü ve medyamız da onu pek anmadı. Halbuki Eartha ülkemizin tanıtımına büyük katkı yapmıştı.
1950'li yılları hatırlayabilecek yaşta olanlar Eartha Kitt'i unutmamışlardır. 1951 yılında İstanbul'un en önemli eğlence mekanı, Elmadağ Caddesi üzerinde bulunan Kervansaray apartmanındaki lokanta ve onun kulübü idi. 2008 yılının son günlerinde ölen Amerikalı şarkıcı Eartha Kitt 1951 yılında burada sahneye çıkmıştı. Orhan Boran'ın öğrettiği 'Üsküdar'a gider iken' şarkısını, Türkçe ve İngilizce söyleyerek büyük sükse yapmıştı. Eartha Kitt'in Amerika'ya döndükten sonra plağını yaptığı bu Türk şarkısı, iki yıl içerisinde meşhur olmuş ve birkaç milyon satmış bir plak olarak ülkemize geri dönmüştü.
Annesi Afro-Amerikalı ve kızılderili melezi olan Eartha, 1927 yılında doğmuştu. Eartha hayata çok zor başlamıştı. Annesi 14 yaşında pamuk tarlasında bir beyazın tecavüzüne uğramıştı. Babasının da Alman veya Hollanda asıllı olduğu tahmin ediliyor ama ortada yoktu. Önce koruyucu bir ailenin yanına verilen Eartha, sonraları teyzesi tarafından büyütüldü.
Sahne kariyerine Katherine Dunham Topluluğu'nda dans ederek başladı. İlk filmi olan Casbah'ta 1948 yılında rol aldı. 1950 yılında Orson Welles ile çevirdiği Dr. Faustus filmi ile tanınmaya başladı. Welles onu, 'Dünyanın en heyecan verici kadını' olarak tanımladı. 1960'lı yılların ünlü televizyon dizisi 'Batman'in son bölümünde 'kedi kadın' rolünü oynadı.
Eartha Kitt 1960 yılına kadar televizyon, film ve gece kulüplerinde şarkı çalışmalarına devam etti. Bu dönemde 'Let's Do It', 'Champagne Taste', 'C'est si bon', 'Monotonous', 'Santa Baby' gibi şarkıları ile sanat yaşamında tırmandı.
Siyah-beyaz mücadelesinin zirvede olduğu 1968 yılında, Başkan Johnson'un eşi Lady Bird Johnson'un Beyaz Saray'da verdiği bir davete katıldığında söylediği sözler Amerika'daki sanat hayatına bir süre ara vermesine sebep oldu. Davet sırasında Lady Johnson'un Vietnam savaşı hakkındaki düşüncelerini sorması üzerine, 'Ülkenin en iyi gençlerini vurularak ölmek ve sakatlanmak için Vietnam'a gönderiyorsunuz, sonra da onların olanlara isyan etmesine şaşıyorsunuz!' diye cevap vermesi, First Lady'yi ağlatmıştı. Bu olaydan sonra Eartha Kitt bir süre istenmeyen bir şarkıcı haline geldi ve sanat hayatına Avrupa'da devam etmek zorunda kaldı. 2001 yılında Vanity Fair dergisinde yapılan bir röportajda Eartha bu olayda söylediklerinden dolayı hiç pişman olmadığını, mutluluk duyduğunu söylüyordu. Sonunda 1978 yılında Başkan Carter'in Beyaz Saray'a davetiyle Avrupa sürgünü sona erdi.
Eartha Kitt bir tek Vietnam savaşı karşıtlığı ile manşetlere çıkmamıştı. 1974 yılında Güney Afrika'da verdiği konserlerle de dikkati çekmiş ve 'apartheid' politikasına karşı gelmesi ile de tanınmıştı. Son olarak da 'I Love Men' şarkısında eşcinsel haklarını savunması ile de ön plana çıkmıştı.
Eartha Kitt dört dili çok iyi konuşan ve on dilde şarkı söyleyebilen bir sanatkardı. New York Times'ta Brooks Atkinson onun için 1952 yılında, 'O yalnızca tahrik edici değil aynı zamanda bir şarkıyı alevler içinde bırakan bir sanatkardı' sözlerini kullanıyordu.
Eartha Kitt 2008 yılı 25 Aralık günü 81 yaşında ölünceye kadarki yaşamı boyunca 35 filmde rol aldı, sayısız long play, single ve CD doldurdu. 2003 yılında 77 yaşındayken 'Nine' oyunu ile sahnedeydi. 80 yaşındayken 2007 yılında 'Santa Baby' adlı meşhur Noel şarkısının adını taşıyan yeni CD'si çıkıyordu.
Peki Eartha Kitt'in ülkemizde bu kadar tanınmasına sebep olan 'Katip' kimdi? Bu konuda Prof. Dr. Beynun Akyavaş'ın 'Sultaniyegah İstanbul' kitabında verdiği bilgiye göre, şarkının kahramanı olan katip, Üsküdar Adliyesi'nde Başkatip olarak çalışan Aziz Mahmut Bey'di. Aziz Mahmut Bey yakışıklılığı ve yeşil gözleriyle dikkat çekermiş, 17 defa evlenmiş; şarkının güftesini de eşlerinden biri Seyyide Hanım yazmış.
Şarkının bestesinin bir Bayburt türküsünden alındığını söyleyenler olduğu gibi, bir Arap şarkısı olduğunu ileri sürenler de var. Fakat en kuvvetli rivayete göre, beste 1853-56 Kırım savaşı sırasında Üsküdar Selimiye kışlasında bulunan İskoç birlikleri için yazılan bir marştır. Oldukça beğenilen bu marş sonraları İskoç saat fabrikalarından biri tarafından konsol saatlerine yerleştirilir. Bu saatler de 'Katibim türkülü saat' olarak Türkiye'de büyük ilgi görmüştü.