Önceki gün 'Kamu ekranı'nı -Onlar bu tanımlamayı seviyor- eleştirdik. Amacımız, 'Kör kör parmağını gözüne' değildi. Aldığımız bilgiler de, düşündüğümüz gibiydi. Kimseyi kırmamıştık. Bir yerde de TRT'yi fazla yermeyen, gerektiğinde öven bir-iki kalemden biriyiz. 'Bu yayın 64 bin dolara mal oldu' ya da 'Adama da para ödediler' balonları uçurmadık. Hatta bazı izlemeden 'Yazar geçinenler' gibi, palavralar -STV'den iki adam alındı yalanı-sıkmadık. Hiçbir mitinginde Türk Bayrağı taşımayan konfederasyona bağlı sendikacılar gibi 'Kurusıkı bildirilerle' altlarını oymaya yönelik basın bildirilerine imza atmadık. Yine bunlar gibi, Devlet Televizyonu'yla -Biz de bu yakıştırmayı beğeniyoruz- ilgili yasal düzenlemeler yapılırken DTP'ye malzeme sağlamadık. Pazartesi yazdıklarımız ortada. Art niyet taşımadan, bir dost uyarısıydı. Tekrarlarsak, TRT'nin dışarıdan yorumculara ve de yönlendiricilere ihtiyacı olmadığı kanısındayız. Tabii, bir kısım medya kuruluşuna savaş ilan etmesine de gerek yok.
***
Sıra geldi, kardeşimiz kadar sevdiğimiz Cüneyt Özdemir'e. BeşNbirK'yı hazırlarken, mutlaka ajandaları olmalı. 'Hrant Dink'in öldürülmesi gibi önemli olaylar, mutlaka kayda alınmalı. Günlerce 'El Fetih saflarında çarpışan Türkler' anonsu yapılıp, sonra Dink'i anma törenleriyle, 'Eski tüfek devrimciler'in anılarını içiçe verirseniz, böyle güdük program ortaya çıkar. Oysa, 1968 kuşağının eylemcileri bir gün sonraya sarkıtılıp, daha keyifli bir yapım olabilirdi. Dedik ya, önemli olayları atlamamak şart. Konuştukları isimlere bakıyorsunuz, Faik Bulut ve Mustafa Yalçıner gibi günümüzün gazeteci-yazarı haline gelmiş iki ismi görüyorsunuz. Onlardan daha ünlü olanlar -Cengiz Çandar gibiler- niye yoktu? Siz mi atladınız, yoksa onlar mı kaçındılar?
***
24'te AB destekli bir ortak yapım: 'Bu Şarkı Kimin'in ilk bölümünü izledik. 2003 tarihli yarı belgeselde Saraybosna'lıların 'Anadolu Kızı' adlı parçasının öyküsü ele alınıyor. Sırplar'ın da sahiplendiği besteyi dinler dinlemez, başlıyorsunuz 'Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur'u söylemeye. Bizim 'Katibim'e yeni sözler yazmışlar. '40 yıl önce bir kadının yaptığını biliyoruz' iddiasındalar. Oysa, toprağı bol olsun Eartha Kitt bunu İngilizce söyleyeli yarım asır geçti. 150 senedir de, Üsküdar'dan yankılanıyor.
***
Eski kayıt mı bilmiyoruz ama Hülya Avşar Stüdyosu'ndaki Seçil Heper'li bölümü yeni seyrettik. 29 Yaş farka rağmen devam eden bir evlilik ve aynı sürede -35 yıl- sahnelerden ayrılışın öyküsü konuşuldu. Heper'i tanıdığımızda TSM'ni yorumlayışı kadar güzelliğiyle ünlüydü. 'Yaşım 50'yi geçti -Hesap meydanda 61- ama cami yıkılsa da mihrap yerinde kalsın istedim' dedi. Dikkatle inceledik. Hanımefendi'nin görüntüsü Ayasofya gibi sapasağlam. Bu arada Avşar Kızı'nın mesajını aldık. Evlilik için 'Niyetimiz var. İnşallah olacak herhalde' dedi. Ona da öneride bulunacağız. Ayağını sağlam bassın, mutlaka 'Evlilik mukavelesi yapsın'. Ne olur, belli olmaz.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.