Ekonomide büyümeyi sürekli hale getirmek için tasarruf ve yatırım oranlarını artırmamız gerekir. Yani bugün olduğundan daha fazla tasarruf yapmamız ve bunu da daha verimli yatırımlara dönüştürmemiz gerekir. Çin ve Hindistan gibi yüksek oranlı büyüme kaydeden ülkelerin 2007 yılı için ulusal tasarruflarının, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya oranı, sırasıyla yüzde 53 ve yüzde 35. Bu oran Norveç'te 39, Rusya'da 31, Güney Kore'de 30 ve Endonezya'da 28 düzeyindedir. Türkiye'de ise yüzde 15 civarında.
Ama Türkiye bu tasarruf açığına rağmen, dış kaynak kullanarak, yani cari denge açığı vererek hem borçluluk oranını azaltmakta hem de yatırım yapmakta ve büyümekte, 2001 sonrasında son derece başarılı oldu. Elimizdeki 2008 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamı dahil, ekonomimiz son 27 çeyrektir kesintisiz olarak büyüyor. Bu büyüme sürecinde kişi başına milli gelirimiz 2008 yıl sonundaki kur artışına rağmen 10 bin doları aşacaktır. Halbuki bu rakam 2001 krizi sonrasında 3500 dolar kadardı. Bugün OECD ülkelerinin çoğunun, ABD'nin Avrupa'nın büyük ekonomilerinin ve Japonya'nın daraldığı bir ortamda, Türkiye'nin son 9 aylık büyümesinin yüzde 3 olması ve 2008 yılı dördüncü çeyrek verileri açıklandığında da göreceğimiz gibi, yılın bütününde küçük de olsa pozitif büyüme sergileyecek olmamız önemlidir. Tabii dünyanın yere çakıldığı ortamda, bizim de ciddi durgunluk yaşamamız ve işsizliğin artması çok üzücüdür ama anlaşılabilir olmalıdır.
Hükümet üçüncü çeyrek reel büyüme verilerinden anlaşıldığı gibi üçüncü çeyrekte özel tasarruf ve özel yatırım hızla daralırken kamu tüketimi ve kamu yatırımını artırmış ve bu şekilde üçüncü çeyrek reel büyüme hızına 1.5 puan katkı yapmıştır. Yüzde 0.5 olan üçüncü çeyrek reel büyüme hızı, eğer üçüncü çeyrekteki kamu harcamaları artışı olmasa idi, 1.5 puan daha düşük olacak ve eksi 1 civarında olacaktı. O zaman da, dördüncü çeyreğin de global etkiler nedeni ile yüksek negatif olacağı düşünülürse, yılın bütünü negatif büyümeye, yani daralmaya geçebilecekti. Şimdi ise 2008 için küçük de olsa pozitif bir büyüme gerçekleşecek gibi gözüküyor.
2009 ise farklı bir durum, çünkü dünya gelişmeleri bizi daha da fazla etkileyecek.
Yalnız ortada tuhaf bir durum var. Hükümet 2007 yılındaki kavgalı genel seçimde bütçeyi bozmakla itham edilmiş ama gerçekleşmelerde bütçe performansında önemli bir bozulma görülmemişti.
2008 yılı bütçesinde de hükümetin yaklaşan mahalli seçimler nedeni ile büyük delikler vereceği ithamı yapılıyordu. Ancak bugünlerde ilan edilen bütçede sayılar aşağıdaki gibi ve hiç de kötü değil.
Bütçe giderleri 222.5 milyar YTL hedefe karşılık 225.9 olarak gerçekleşmiş, hedef yüzde 1.5 aşılmış.
Bütçe gelirleri 204.5 YTL hedefe karşılık 208.9 olarak gerçekleşmiş, hedeften yüzde 2.1 daha yüksek olmuş.
Bütçe dengesi eksi 17.9 hedefe karşılık eksi 17.1 ile hedeften yüzde 5 kadar daha düşük gerçekleşmiş.
Faiz dışı fazla ise 38 milyar YTL hedeften daha küçük olan yüzde 88 oranında 33.6 milyar YTL gerçekleşme düşük kalmış.
Bu verilerde de, hele dünyanın durumu göz önüne alınırsa, kötü bir bütçe performansı yok. Kamu bütçesinin, 2008 dördüncü çeyrek reel büyüme verileri açıklandığında, bütçede delik gerçekleşmeden, büyümeye pozitif katkı yapmış olacağını da göreceğiz.
Ülkemizdeki siyasi kavgalar ve yaklaşımlar sizi rahatsız edebilir ama kimse otomatik bütçe endişeleri taşımasın. 2009 yılında yeniden büyüyebilmek istiyorsak, zaten bütçede GSYİH'nin en az yüzde biri civarında destek içerikli, ek bütçe açığı vermemiz de oldukça sağlıklı olur.
Bugün devlet tasarruf yapıyor, müsrif olan özel taraf! 2009 yılında devlet harcama yapacak, özel taraf ise zoraki tasarruf!