Faşist İsrail Devleti, dün dünyanın en büyük toplama kampı Gazze'ye karadan binlerce askerle girdi.
Bir haftada yüzlerce insanı öldürdü bu faşistler...
Şimdi karadan ilerliyorlar... Hamas direniyor.
Dünya susuyor.
O çok sevimli Obama nerede?
Tek bir kelime duydunuz mu 'Müslüman' Obama'dan?
Avrupa; 'medeni' Avrupa nerede?
İnsan haklarının, demokrasinin, 'iyi ve güzel' olan her şeyin kalbi Avrupa'dan bir ses duyan var mı?
Bu katliama sessiz kalmaları gerçeğin itirafıdır. Bosna'yı hatırlayın... Çeçenistan'ı hatırlayın... Irak'ı hatırlayın...
Onlar insan, biz yerliyiz. Bu gerçeği görüyoruz artık.
Jean Paul Sartre, Fantz Fanon'un 'Yeryüzü'nün Lanetlileri' adlı başyapıtına yazdığı önsözüne şu cümle ile başlar:
'Çok uzun olmayan bir süre önce yeryüzünde iki milyar insan vardı, bunların beş yüz milyonu insandı, bir milyar beşyüz milyonu yerliydi...'
Yerli olmak onurdur.
Dün bu onuru paylaşan on binler vardı Türkiye'de...
Çağlayan'da, Diyarbakır'da, Taksim'de toplanan, buz gibi havada, sağanak yağmur altında toplanan on binlerce insan...
İslamcı, milliyetçi, Türk, Kürt, solcu, hiçbir şeyci... Sadece insan olduğunu haykırmak isteyen on binlerce yürek bir araya geldi ve haykırdı...
İnsan olduğunu anımsamak isteyen, yaşananlara bakıyor. Vicdanını yokluyor. Bir şey yapıyor... Dün on binler ayağa kalktı.
İsrail, ABD ve AB temsil ettikleri değerlerle Türk insanı için bir samimiyet sınavından geçti.
Ve, elbette geçemediler...
Sözüm ona 'aydın'lara sesleniyorum.
Hadi kalkın ve ABD'yi, AB'yi ve İsrail'i savunun...
İçinde 'insan hakları' ve 'demokrasi' olan cümleler duymak istiyorum sizden...
Medeniyetle başlayan kudretli cümleler...
Sessizliğiniz bizi onurlandırıyor Türkiye'nin kıymetli aydınları...
Gazze'de kardeşlerimiz, kızlarımız, ağbilerimiz, annelerimiz ve babalarımız misket bombaları ile öldürülürken bir başka şeyi başarıyorlar.
Öldürülen her çocuk bize; Türkiye'nin sıradan insanlarına bir başka unutulan gerçeği hatırlatıyor.
Dün, Türkiye ayaktaydı...
Türkiye'den açılan cephe vicdanlarımız kadar uçsuz bucaksızdır.
Son sözüm bilmeyen için küçük bir hikaye...
Henry David Thoreau, Amerika'nın Meksika'ya karşı yürüttüğü savaş sırasında konan vergiyi, 'Ödediği paralar bir insanı öldürmek üzere kullanılmasın' gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapiste yatti. Kendisinden 14 yaş büyük olan ve birçok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Ralph Waldo Emerson, telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında şöyle bir konuşmanın cereyan ettiği anlatılır:
- Henry, neden buradasın?
-Waldo, sen neden burada değilsin?
Henüz ayağa kalkamayan dostlarımız sahi neden burada değilsiniz?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.