AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-01-23

kategori2

Babamın prostatı kaybolmuştur (bulanın insanlık namına getirmesini...)

Günün sonunda içkilerimizi yudumlarken, babama 'Kafamı biraz daha attırırsan bugün yaşadığımız her şeyi açık olarak anlatırım rezil olursun' diye tehdit savurdum. O da bana baktı, baktı, baktı ve '....me kadar yaz ....me kadar yazma, umurumda değil' dedi.

Bu konuda tavrı son derece hatta olması gerekenden fazla bile net gelmişti bana. Galiba yazmamda bir sakınca görmüyordu. Ben başta uyarımı yapayım da sonra ne olur ne olmaz. Günah benden gitsindi.
Sorun aslında basitti veya basit görünüyordu. Birlikte her sokağa çıkışımızdan önce babam en son dakika mutlaka tuvalete gider ve küçük tuvaletini yapar.

Hiç ihmal etmez bunu ve her defasında 10 dakika sonra yine aynen sıkışır.
Belki inanmayacaksınız ama 10 dakika önce tuvalete giden o değişmiş gibi aynı şevk, heyecan ve güçle yeniden küçük tuvaletini yapabilir.
Birçok durumda bir saat içinde bu dört kez filan tekrarlanabiliyor. Artık canıma tak etti. İstanbul'un bütün umumi tuvaletlerinin yerlerini ezberledim. Tuvalet bulma komandosuna dönüştüm.

Bana inanın, neredeyse her mahallede gizli bir umumi tuvalet var. Üstelik bunların çoğu gizli örgüt hücresi gibi çalışıyor. Çünkü üstlerinde WC yazıyor. Bir yasak harf olan W'nun bu kadar alenen ve korkusuzca teşhir edilebilmesi bana anlamlı geldi. Bu da bilinsin.

Bazen umumi tuvaleti durumun aciliyetinin gerektirdiği hızda bulamadığım da olabiliyor. O zaman da babam 'Dirty Rotten Scoundrel' filminin başlarında yaşanılan sahneyi gerçek yaşamda canlandırıyor gibi yapıyor.
Hatırlayacaksınız; Steve Martin ile Michael Caine'nin oynadığı filmin başında Steve Martin kafasının ancak eriştiği bir masada oturmuş yemeğin gelmesini bekleyen biraz geri zekalı bir çocuğu canlandırır.

Masada türlü şaklabanlıklar yapmaktadır. Bu arada odada dolaşmakta olan Michael Cane'e dönüp 'Tuvalete çıkabilir miyim?' diye sorar. Caine de onun odadan çıkmak istediğini sanıp 'Evet haydi çık' der. Ama Steve Martin yerinde oturmasını sürdürür. Bu arada suratı komik şekiller almaktadır. Michael Caine tekrar 'Haydi çık' deyince Steve Martin 'Çıktım bile' der. İki ustanın çok güzel oynadığı ve komedi tarihine geçmiş olan bir sahneydi o.
Ben mahallelerde umumi tuvalet aramaktayken, babam bazen arabanın penceresini açıp bana 'Gel artık, aramana gerek kalmadı. Şimdi durum öyle vahim değil bir süre daha' diyor.

Bunu duyar duymaz ben yukarıda anlattığım filmin o sahnesini hatırlarım ve babamın sorununun sadece küçük tuvaletle ilgili olmasına da müteşekkir olurum.

Yahu yanlış biliyorsam lütfen birisi bana söylesin. İnsan yaşlandıkça küçük tuvalete çıkmasının kolaylaşması değil de zorlaşması gerekmiyor mu?
Adamın bütün iç organları tersine evrime geçmiş durumda. O kadar içkiye ve tütüne rağmen doktorlar iç organlarını çok genç buldular ve galiba prostatı da büyüyeceğine küçülmüş. Küçük tuvalete çıkma sıklığına bakarsak bence prostatı tamamen ortadan kaybolmuş durumda.
O nedenle bulan olursa insanlık namına bize geri getirmesini başlıkta rica ettim. Çünkü hemen her gün yaşamak zorunda olduklarım bana artık biraz fazla gelmeye başladı.