AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 24 OCAK 2009, CUMARTESİ

Amerikalı modacıdan Osmanlı esintileri

Modacı Alexandra Ivanoff'un Amerika'da başlayıp İstanbul'da devam eden yaşamı, sıra dışı bir öykünün ilginç detaylarıyla dolu. Amerika'da klasik müzik kariyeri yapan, pek çok başarılı Broadway şovunda sahne alan Ivanoff, ikinci kariyeri olarak gördüğü moda tasarımına yönelmeye karar vermiş ve soluğu çok sevdiği İstanbul'da almış. Ancak İstanbul, Ivanoff'un sadece yaşadığı şehir değil aynı zamanda ilham aldığı kültürün de başkenti. Nitekim Ivanoff, Historical Vogue isimli markasında yer alan ve kaftandan çantaya çeşitlilik gösteren tasarımlarında ağırlıklı olarak Osmanlı'nın saray yaşantısından esinlenmiş. Aynı zamanda keman, şan ve solfej dersleri vererek müziği de hayatından çıkarmayan Alexandra Ivanoff'la Tarlabaşı'ndaki evinde tarih kokan tasarımları üzerine sohbet ettik.

Sizi biraz tanıyabiliriz? Amerika'da nasıl bir yaşantınız vardı?
Bütün ailem müzisyen, ben de piyano ve keman çalmayı 5 yaşındayken öğrendim. Müzik eğitimi aldıktan sonra Orta Batı'dan New York'a geldim. New York'ta 17 sene boyunca müzikallerde, operalarda söyledim. Bir ara opera eğitimi almak için San Francisco'ya gittim ancak bu dönemlerde hep İstanbul'a gezilerim oluyordu.

Moda tasarımı yapmaya nasıl karar verdiniz?
Kalbimin sesini dinledim. Modayı klasik müzikten sonra ikinci kariyer olarak düşündüm. Kendimi bildim bileli evde kıyafetlerimi, perdeleri, yastıkları ben dikerdim. Operada şarkı söylerken hep kostümlere dikkat ederdim. O kadar güzellerdi ki dikkatim müzikten ziyade kıyafetlere kayıyordu. Bir de hayatım boyunca kumaş topladığımdan bir oda dolusu kumaşım vardı. Ama bilgim profesyonel düzeyde değildi ve kalıp yapmayı bilmiyordum. Bu yüzden San Francisco'da bu konuda bir kurs aldım. Bu da tasarımlarımda daha ileri gitme konusunda şevkimi artırdı. 2006'da Paris ESMOD'da moda tasarımı üzerine ardından da New York FIT'te kurslar aldım.

Sizi İstanbul'a getiren ne oldu?
Buraya geliyordum çünkü Türk müziği hakkında bir şeyler öğrenmek istiyordum. Ayrıca büyükannem ve büyükbabam Bulgar asıllı. Büyükannem İstanbul'a henüz 17 yaşındayken okumaya gelmiş. Yani köklerim beni buraya getirdi diyebilirim. İstanbul'la tarif edilemez bir bağ hissediyorum. Bu şehirde çok rahat ve özgürüm, burada olmam bana çok doğalmış gibi geliyor. Zaten bu konuda bir kitap yazıyorum...

LALE DEVRİ'NDEN ETKİLENDİM
Moda tasarımı sizin için ne ifade ediyor?
Benim için bu işin pek çok ilginç boyutu var. En önemlisi de işin psikolojik yönü. Beni, giydiğimiz kıyafetin zamanın sosyolojik boyutlarını nasıl yansıttığı ilgilendiriyor. Yüzyıllar öncesinin kıyafetlerine baktığınızda özellikle o yılların politik ve sosyal hayatı, erkek ve kadınların psikolojileri hakkında fazlasıyla bilgi sahibi olabiliyorsunuz.

Tasarımlarınızda ilhamınızı hangi yüzyıllardan alıyorsunuz?
Özellikle Lale Devri'ni seviyorum. 1700'ler çok etkileyici çünkü o zamanlar gelişme ve canlanma hayatın her alanında görülüyordu. Herkes lalelere aşıktı ve lale motifinin kumaşa, seramiğe kısacası sanata yansıması muhteşemdi. Laleleri her yerde görüyordunuz ve ben bunu kültürün çiçek açması olarak görüyorum. Görsel bakımdan da zevkli öğelerin öne çıkmasına önem verildiği bir dönemdi. Levni, Harem'e girip Harem kadınlarını resmeden imtiyazlı kişilerdendi. Gül İrepoğlu'nun 'Levni/Nakış, Şiir, Renk' kitabı da bana ilham verdi. O kitaptaki minyatürleri gördüğümde ağladım. Lale Devri dışında Kraliçe I. Elizabeth devri de bana çok etkileyici geliyor. Bu kadın hayal edilebilecek en özenli ve detaylı kıyafetleri giymiş. Kesimler, renkler, mücevherler çok etkileyici. Aynı yıllarda yaşayan VIII. Henry'nin kıyafetleri de takdire şayan. Sanki bir sirk gibi; rengarenk kumaşların, kuş tüylerinin, abartılmış şekillerin hepsi bir arada. Ben o zamanın ihtişamını seviyorum. Gerçi modern yaşama iyi adapte edildiğini düşünmüyorum, bu yüzden I. Elizabeth devrinin tasarım prensiplerinin bir kısmını kullanmanın ve modern tasarıma adapte etmenin bir yolunu arıyorum. 

Gelecek için planlarınız neler?
7 Mart'ta İstanbul Street Style kapsamında bir defilem var. İsmi; Fantezi Harem Giyim. Defilede bir sultan ve dans eden şalvarlı kızlar olacak. Şu an üzerinde çalışıyorum. Yakında Fener'e taşınacağım ve çalışmak için daha geniş bir alanım olacak. Henüz bir butiğim yok, o yüzden hayalim bir atölye ve butiği bir arada açmak. Ama bu işi tek başıma yapmak istemiyorum. İstanbul'da birçok yetenekli tasarımcı arkadaşım var. Bunu bir ekip olarak yapabiliriz.