AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 24 OCAK 2009, CUMARTESİ
Alp Kırşan'ın şöhretler dünyasına adım atmasının ilginç bir hikayesi var. Arkadaşlarının ısrarıyla Best Model of Turkey yarışmasına katılıp birinci seçilmesiyle oyunculuk serüveni başlayan Kırşan, 'Deli Yürek'ten 'Kampüsistan'a 'Pembe Patikler'den 'Çat Kapı'ya kadar pek çok projede rol aldı. Jim Carrey'e benzerliği de sık sık gündeme gelen genç oyuncu şimdi yine bir komedi filmiyle, 'Kadri'nin Götürdüğü Yere Git'le karşımızda. Kırşan'la sunuculuğunu yaptığı 'Maceraya Takıl' isimli yarışma programının çekimleri sırasında projelerinden, aşklarından ve hayata dair beklentilerinden konuşma fırsatı bulduk.
'Kadri'nin Götürdüğü Yere Git' projesine nasıl dahil oldunuz?
Derya Karaköse, Cem Özer'le birlikte kurduğu şirkette film yapmak istediğini ve benimle çalışmak istediğini söyledi. Cem Özer'i hep tanımak istiyordum, senaristin de Uğur Uludağ olduğunu duyunca daha çok şevklendim. Neredeyse doğru düzgün para bile konuşmadan 'tamam' dedim. Ve çok şanslıydım ki yönetmenimiz de Onur Tan oldu.
'Maceraya Takıl' adrenalin dozu yüksek bir program, nasıl gidiyor çekimler?
Finale çok az kaldı. Bu projede insanları çeken, birinciyi uzaya gönderecek olmamız. Birinci, Moskova'da eğitim aldıktan sonra MIG uçağıyla atmosferin dışına çıkacak. Türkiye'de hiç yapılmamış bir şey olduğu için bu işin içindeyim.
Jim Carrey'le olan benzerliğinizle de gündeme geliyorsunuz. Ona benzemek için özel bir çaba harcıyor musunuz?
'Jim Carrey bana benziyor' dediğim şeklinde bir yazı çıkmış gazetelerde. Ben o kadar terbiyesiz bir adam değilim, mütevazılığımla bilinirim. Jim Carrey'nin oynadığı karakterler her aktörün oynamak isteyeceği roller. Onun gibi olmak için sabah-akşam çalışmışlığım yok. Mimiklerim onunkilere çok benziyor ama benzemek için uğraşmıyorum, ona benzemek istiyorsam neden kafamı kazıtayım ki?
Bu benzerlik yüzünden rol teklifi geliyor mu?
Tabii çok büyük bir avantajı var. En son 'Kadri'nin Götürdüğü Yere Git' filminde animasyon sahnesinde kızı etkilemek için Jim Carrey'nin 'Hayvan Dedektifi'ndeki saçını yaptım mesela.
İŞ TEMPOM JULIA'YI BIKTIRDI
'Buzda Dans'ta tanıştığınız Julia Novikov'la aşk yaşamıştınız. Devam ediyor mu ilişkiniz?
Yarışmadan sonra bir sene birlikte yaşadık. Ancak bu ilişki benim iş tempomdan dolayı yürümedi. Julia'dan sonra da ciddi bir kız arkadaşım olamadı maalesef. Julia çok iyi, saf ve düzgün bir insan ama benim tempom o kadar yoğun ki! Örneğin; son bir ayın yaklaşık 20 günü yurtdışındaydım. İstanbul'a geldiğimde ise boş vakitlerimde dalıyorum, snowboard yapıyorum ki bunlar pek kızsal faaliyetler değil. Julia çok yalnız kalıyordu ve bu da kavgalara neden oluyordu. Ama çok severek ayrıldım. Onunla evlenmeyi çok istedim ama bu tempoda bir adamın evlenmesi maalesef zor.
Sevince nasıl bir adam oluyorsunuz?
İyi bir aşığım, seversem fena seviyorum ama bana katlanmak zordur. En büyük problemim güven; kız arkadaşım olduğunda da ağzıyla kuş tutsa yine güvenmiyorum. Bunu atlatmaya çalışıyorum hatta psikolojik destek bile almak istiyorum. Ama seversem Allah'ına kadar gidiyorum ve belki bir hata ama neyim var, neyim yok sevgilimin ayaklarının altına seriyorum.
JÖN OYNAYABİLİRİM
Avrupai tipiniz bazen dezavantaj olabiliyor mu? Mesela sizi bir gün jön olarak izleyebilecek miyiz?
Jön rollerinde oynamak isterim. Ben Arnavut Türküyüm. Göçmenler daha genç gösteriyor, 30 yaşındayım ama herkes 24 olduğumu düşünüyor. Ortadan kaybolup bir anda 35-40 yaşında karşısına çıkabilirim insanların. Yaşım ilerledikçe tipimin ve karizmamın oturacağını düşünüyorum.
Gelecek için projeleriniz ve hayalleriniz neler?
'Kadri'nin Götürdüğü Yere Git'te ilk defa bir-iki istisna dışında komiklik yapmıyorum. Bundan sonra ciddi rollerde de oynamak istiyorum. Murat Serezli ile bir komedi filmi projemiz var ama daha çok durum komedisi. Şu anda senaryo aşamasında. Sonra da bir korku-gerilim filminde oynamak istiyorum. En büyük hayallerimden biri dünya turu yapıp her ülkede biraz yaşamak ve oralardaki bütün doğa sporlarını yapmak.
Kamera arkasına geçmeyi düşünüyorum
Şu an yaşanmakta olan ekonomik kriz şüphesiz en çok dizi ve film sektörünü vurdu ancak Alp Kırşan buna rağmen gelecekle ilgili kaygısının olmadığını söylüyor. 'Yapılan diziler de artık daha küçük bütçeli olduğu için piyasa düştü. Biz de tabii ki buna seve seve uyum sağladık. Bu süreci Türkiye'nin sağlam atlatabilmesi için, televizyonlardan diziler eksik kalmasın diye herkes bütçesinden kıstı. Bütün sevincini, üzüntüsünü televizyondan kapan bir memleket olduğumuz için, maddi sorun da en çok televizyonda yaşanıyor doğal olarak. Türkiye'de oyunculuk anlamında gerçekten sıkıntı çekildiğini düşünüyorum ama kendi adıma değil. Çünkü biraz daha çalıştıktan sonra kamera önünden çekilip kamera arkasına geçmeyi planlıyorum. Kamera önünden dedikodular, çalışma şartları, para koşullarından dolayı çok sıkıldım. Evet, şöhret bir tatmin getiriyor ve ben bu duyguyu yaşadım. Ama sigortasızlık, yapımcıların suiistimalleri beni çok soğuttu ve yavaş yavaş sektörden kaçmak istiyorum.'