AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 24 OCAK 2009, CUMARTESİ

Yapamadığım her şeyi sahnede yapıyorum

'Hatırla Sevgili' dizisiyle pek çok kişinin gönlünde taht kuran, facebook'ta adına fan grupları açılan ve her ne kadar izleyici onu sürekli farklı projelerde görmek istese de kendini hep bir adım geride tutmaktan hoşlanan Okan Yalabık, 'Güz Sancısı' filmiyle yeniden karşınızda...

Başarılı işlere imza atan yönetmen Tomris Giritlioğlu, bu defa da 'Güz Sancısı' filmiyle izleyiciyi 6-7 Eylül Olayları'na götürüyor. Dün vizyona giren film, yönetmenin 2002'den beri üzerinde çalıştığı bir proje. Yılmaz Karakoyunlu'nun aynı adlı eserinden senaryolaştırılmış film, 1955 yılı İstanbul'unda geçiyor. Milliyetçi, zengin bir toprak ağasının oğlu olan Behçet (Murat Yıldırım), karşı komşusu Rum Elena'ya (Beren Saat) aşık oluyor. 6-7 Eylül Olayları'nın patlak vermesiyle de duyguları ve siyasi fikirleriyle bir iç hesaplaşmaya girişiyor. Filmde Behçet'in en iyi dostu olarak karşımıza çıkan Okan Yalabık ile rolünü ve oyunculuğu konuştuk.

 Çok ilgi çeken bir dönem dizisinden sonra yine bir dönem filminde yer alıyorsunuz. Bu projede size cazip gelen neydi?
'Hatırla Sevgili'den sonra 'Güz Sancısı' peşi sıra gelmiş bir proje. 3 yıldır Tomris Hanım'la mesai halindeyiz. Tabii ki karakterin derinliği ve boyutu bu işi yaparken keyfini de beraberinde getiriyor. 'Derdi olan' insanların izlencesi her zaman caziptir. Her iki projede de canlandırdığım roller çok keyifli ve iyi karakterlerdi. 'Hatırla Sevgili' titizce hazırlanmış, işaret ettiği konular itibariyle de çok kayda değer bir işti. Bunu her iki proje için de söyleyebilirim aslında. Canlandırmaya çalıştığım karakteri okurken yakaladığım şey, insana çok yaklaşan durumlarının olduğuydu. Organik, yaşayan, 'kahramanlık' erdemi bulunmayan ama bizim tanıyacağımız, yanımızdan geçen insanlar gibi. Cazibesi de burada. Bir kahraman olmasından ziyade insana yaklaşıyor olması, inandırıcılığı getiriyor. Bir role çalışırken bunlarla uğraşmak çok daha keyifli.

FİLM, DİZİ GİBİ TİTİZLİKLE ÇEKİLDİ

Filmde canlandırdığınız karakter nasıl?
Suat adında bir karakter. Kahyalık yapan, varlıklı olmayan bir ailenin çocuğu. Çocukluğundan beri o varlıklı evde hayatını geçirmiş. Evin oğlu Behçet'ten yaşı biraz büyük olsa da onun en iyi dostu. Üniversiteye de beraber devam etmiş ama hayatı zıt algılarda yaşıyorlar.

'Hatırla Sevgili' birçok yönden farkındalık yarattı. Dizinin müzik cd'si ilgi gördü, Deniz Gezmiş'in hayatını anlatan kitapların satışı arttı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Bütün ilginin yakın tarihe dönmesi, bu konulardan bihaber insanların ilgilenmeye başlaması bizi sevindiren bir geri dönüştü. Bir televizyon dizisinden böyle geri dönüşler almanız, işinizi severek yapmanızı sağlıyor. Tabii ki dizi çok uzun bir süreçten bahsediyor. Bunun için herkes titiz davranıyor. Tarih biliminden faydalanıyoruz. Farklı teknik şeyler vardı; mesela yaz aylarında kışı çekiyorduk. Dikkatlerden kaçan şeyler de oldu. Ama herkes elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Aynı şey film için de geçerli.

Sizce 'Güz Sancısı' da dizi gibi bir etkiye sahip olacak mı?
Birtakım yerlere işaret edecektir. 'Hatırla Sevgili'nin bir yargıda bulunmak gibi misyonu yoktu. Sadece işaret ediyordu. Filmde de aynı şey olacaktır.

'FERHANGİ ŞEYLER' YOLUMU ÇİZDİ

Kenter Tiyatrosu'ndaki '39 Basamak' adlı oyundan bahsedelim mi? Tiyatroda olmak size neler hissettiriyor?
Ortaokuldayken Ferhan Şensoy'un 'Ferhangi Şeyler' adlı oyununun ses kasetini evde dinlemem, tiyatroyu düşünmeme neden olan en önemli faktördür. O fikir kafamdan hiç çıkmadan o yolculuğa çıktım. Hala da devam ediyorum. '39 Basamak' adlı oyunun ikinci sezonunu oynuyoruz. Ve provasında olduğumuz Berkun Oya'nın yazıp yönettiği 'Bayrak' adlı bir oyun var. Şubat ayında Garajistanbul'da çarşamba günü matine ve suare olmak üzere oynayacağız. Liseden beri bu işle uğraşıyorum. Başka hiçbir şey yapmadım. Yapamadığım her şeyi yapabildiğim bir yer sahne. Hep ve tek ilgilendiğim şey. Tiyatro, dizi ya da sinema gibi kıyaslamalar yapmıyorum, oyunculuğu tek bir olgu olarak algılıyorum. Bulunduğumuz yer ve koşullar değişiyor sadece.

Bu sezon neden bir dizi projesinde yer almadınız?
Şanslı bir durumum var ki mesleğe başladığımdan beri hiçbir sezon tiyatroya ara vermedim. Dizi ve sinema filmleriyle beraber hepsini götürebildim. Birbirine engel olan şeyler değiller. Bazı zamanlar programlar sıkışabilir ama üstesinden gelinemeyecek kadar değil. Bu sezon heyecanlandığım ve kafi miktarda yükseldiğim bir işin sessizliğindeyim.

İnsan çok iyi bir işin ardından daha coşkulu olmaz mı? Mizacınız mı böyle?
Nedenini bilmiyorum galiba biraz öyle. Her zaman, her yerde olmak bence hoş bir şey değil.

İnsanlar merak ediyor sizi?
Kötü bir şeyin içinde olmaktansa merak unsuru olmak daha iyi.

Facebook'ta sizinle ilgili çeşitli gruplar var: 'Hatırla Sevgili bitti ama Necdet içimize işlemiş gitmiyor', 'Bir daha Cansel'i Okan'ın yanına koymayın, görüntüyü bozuyor' gibi... Hakkınızda çıkan yazıları, forumları takip ediyor musunuz?
Evet, ben de denk geldim. Takım tutar gibi         bir durum oldu izleyici açısından. İnsanların beğenilerinin olması, eleştiriliyor olmak güzel. Çünkü kendinizde kaçırdığınız, göremediğiniz şeyleri görmenizi sağlar. İşimi severek yapıyorum. En büyük şansım bu. İnsanların da etkileniyor olması hoş.

Fotoğraf çekerken özgürüm

Özel hayatınızda neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Genelde evde vakit geçiriyorum. Böyle bir tempodan dolayı dinlenmeyi seçiyorum. Ailem Ayvalık'ta yaşıyor, onların yanına gidiyorum. Mesleki anlamda bana katkısı olacak, oyunculuk kuramlarıyla ilgili kitaplar okuyorum. Geniş bir çevrem yok, uzun süredir görüştüğümüz, ortak yönümüz çok olan arkadaşlarımla vakit geçiririz, müzik denemelerimiz olur; bas gitar çalıyorum. Yani sakin bir hayatım var.

Hobi olarak fotoğraf çekiyorsunuz. Profesyonel olarak bir şeyler yapmayı planlıyor musunuz?
Fotoğraf, özgür olduğum bir alan. Bu nedenle profesyonelce yapmak istemiyorum. Hata yapması da keyifli. Siyah-beyaz çekiyorum. Evde karanlık odam var, baskıyla kendim ilgileniyorum. Fotoğraf makinem her zaman yanımda. Genelde sahne ve sahne arkası fotoğraflar çekiyorum, konserlere gidiyorum. Oyun afişi ya da program kitapçığı gibi şeylere fotoğraf çekiyorum, sadece paylaşmak için. En son 'Victoria' ve 'Van Gogh' oyunlarının afişi ve 'Bayrak' adlı oyunun kitabı için fotoğraflar çektim.

EKİN TÜRKANTOS