AKŞAM | CUMARTESI | 24 OCAK 2009, CUMARTESİ

Sinema benim hayat kaynağım

Bir erkeğin adam olduğu gün, babasının öldüğü gündür... Ben bu cümleyi Mehmet Aslan'ın söylediğini biliyorum ama ona tekrar ettiremiyorum, kocaman cümleler etse de o sıcacık bakan zeytin gözlerinde hüzne tanık olmak ve daha doğrusu buna sebep olmak gibi bir niyetim asla yok. Hayata artılarla başlamış, kendine artılar katmaya devam etmiş ve birçok yaşıtının aksine son derece 'normal', son derece mütevazı bir hayatı var. Ticaretle bunalan yüreğine sinemada nefes aldırıyor. Hanımlar beyler; karşınızda Gazinocular Kralı Fahrettin Aslan'ın yakışıklı ve başarılı oğlu Mehmet Aslan...

'Ayakta Kal' ilk filminiz değil, kendinizi oyuncu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz, beğeniyor musunuz?
İlk filmim Sinan Çetin'leydi ama vizyona girmedi ne oldu kim bilir; sonra 'Çılgın Dersane' ve şimdi de 'Ayakta Kal'. Kendimi geliştirmeye açık bir insanım, ama gelişip gelişmediğimi başkalarından öğreniyorum. Ne kadar ilerlediğimi film ve dizi tekliflerine bakarak da söyleyebiliriz. Bu matematik gibi bir şey değil, formülü yok, çalışıp yapamazsın, içindeki yeteneği ne kadar geliştirdiğin ve kullanabildiğin ile alakalı.

TEMBELLİK BİR İNSANLIK SUÇU

Ticaretle de uğraşıyorsunuz ve iki iş birbirinden çok farklı; nasıl dayanıyorsunuz setlerdeki ortama, zor gelmiyor mu?
Çalışmak mecburiyetinde değilim ama çalışkan bir yapıya sahibim, boş duramam. Tembelliği bir insanlık suçu olarak görüyorum, biz böyle yetiştirildik. Benim gönlümün mesleği çocukluktan beri oyuncuktu ama mantığımın mesleği ve hayatımı devam ettirmem için yapmam gereken iş ticaret. Oyunculuğu çok gönülden yaptığım için beni alıyor bambaşka bir yere götürüyor. Sabah 9'dan 6'ya kadar kendi işlerimle uğraşırken 6'dan sonra sabahlara kadar sette geçiyor zamanım. Bu hayatı ben seçtim; kimse bana dayatmadı. Hayıflanmaya da hakkım yok.

İşyerinde yanınızda çalışanlar var, şoförünüz, yardımcılarınız var herkes sizin emrinizde, sette ise bir sahne için defalarca tekrar yapılıyor, yönetmenden direktif alınıyor. Size ters gelmiyor mu?
Çok bambaşka iki dünya ama ben keyif alıyorum, keyif almayı öğrendim. Etikette ne yazacaklarını şaşırıyorlar, işadamı mı, oyuncu mu? Benim için fark etmez ne yazarlarsa yazsınlar. İkisini de seviyorum, ikisinden de maddi gelirim var. İkisini de şu an başardığıma inanıyorum.

Ne ticareti yapıyorsunuz?
Madencilik ve turizm sektöründe çalışıyoruz. Gayrimenkul de var.

Oyunculuktan ABD'deki gibi milyon dolarlar kazanılsa ticarete devam eder miydiniz?
Benim ticaret yapmama gibi bir şansım yok ama bir yol ayrımı olsa ekmek teknesi seçilir. 'Doktorlar' dizisinden işimin yoğunluğu yüzünden ayrılmak zorunda kalmıştım. Ama sinema için hem iş hem de özel hayatımdan vakit ayırırım. Sinema engel tanımıyor, o benim hayat kaynağım. Büyük zevk alıyorum; nefes alıyorum.

Türk filmlerini seyreder misiniz, beğendikleriniz var mı?
Hepsini seyrettim ve hepsinden keyif aldım. 'AROG' mesela çok tuhaf; beğenmezsen 'kompleksli' ,diyorlar beğenirsen 'yalaka'. O yüzden Cem'i görürsem kendim söyleyeceğim fikrimi sorarsa. Destek olunması lazım; bizim sinemamız. Hollywood'la kıyaslanamaz ki, bizim çektiğimiz sürede orada kostüm tamamlanamaz. İstanbul kadar stüdyoları var. Bizim kendimizi Avrupa ve Ortadoğu sineması ile kıyaslamamız lazım.

BAŞROL OYUNCULARI GÜZEL OLMALI

Yakışıklı adamların oyunculuktaki başarılarını kanıtlamaları hep daha zor olmuştur, ne dersiniz?
Onların bundan şikayet etmemesi lazım çünkü ilk olarak yakışıklı oldukları için oradalar. Angelina Jolie ne kadar iyi oyuncu olursa olsun; o dudaklar olduktan sonra... Karakter oyucusunun orada olma sebebi ise oyunculuğu zaten, iyi de oynamak zorunda.

Sırf yakışıklısınız diye seçildiğinizi düşündünüz mü hiç?
Ne yani çirkin mi olsaydım? Böyle bir komplekse gerek yok. 'Ben yakışıklıyım, bu da benim meziyetim' demek gibi oluyor; buna gerek yok ama ben de meziyetlerimi öne çıkarmaya çalışıyorum. İki üniversitede okudum, playboy diyorlar, ne yapayım yani? Kavga mı edeyim, kendimi biliyorum. Bu işi yapmaktan zevk alıyorum. Beni tanıyanlar biliyor.
Magazinciler kimi kaşıyacaklarını bilir!

Herkes hoşlanabilir mi filminizden?
Filmimiz zaten gençlere yapıldı ama yaşlılar da gitse sıkılmazlar. Türk sinemasında filmler gençlere yapılıyor, sinema gençlerin hükümdarlığında.

Sinem Kobal'la iletişiminiz nasıldı?
Sinem'le çok iyi arkadaşız, benim ilk partnerimdir. 'Nefes Nefese' diye bir dizi çekmiştik sonra beraber yarışma programı sunduk. Birbirimize komplekssiz yaklaştık ve korkusuzca istiyoruz her şeyi.

Kız arkadaşınızın olması sizi sevenleri üzer mi dersiniz?
Özel hayatımın başkalarının ekmek kapısı olmasını istemiyorum. Benim kız arkadaşımın olup olmaması benim sevenlerimi ilgilendirmez ki! Onlar beni severler.

Magazinciler çok üzdü mü sizi?
Hayır, hep çok iyi ilişkilerim oldu; beni çok kaşımadılar. Onlar kime, nasıl davranacaklarını biliyorlar.

ELİF AKTUĞ

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3