Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Türk illuminatisi mi?

Perşembe akşamı haberleri seyrederken bugüne kadar hiç duymamış olduğum bir kuruluşun varlığından haberdar oldum.
'Encümen-i Daniş' adını ilk kez o haberde duyuyor olmak bana hakikaten tuhaf geldi. Çünkü denildiğine göre cumhuriyetin kuruluşundan bu yana varmış bu kuruluş ve İstanbul'da her 15 günde bir toplantı yapıyormuş.
Ben hiçbir zaman her şeyden haberdar olan gazeteci havalarında olmadım. Ama yayın yönetmenliği yaptığım dönemde 5 yıl içinde önüme herhalde 100 bin adet haber gelmiştir. Bunlardan hiçbirisinde İstanbul'da 15 günde bir toplanan bu kuruluş hakkında bir haber yoktu.

Adını önceki gün ilk kez duymuş olduğum bu kuruluş içinde, eski genelkurmay başkanları, eski kuvvet komutanları ve eski büyükelçiler yer alıyormuş. 15 günde bir toplanıp memleketin hassas meseleleri hakkında fikir cimnastiği yapıyorlarmış.
Şimdi, bu kuruluşun adını ilk kez duyuyor olmamın bazı bilgili insanları şaşırtacağını ve beni cehalet ile suçlayacaklarını biliyorum.
Örneğin; İlber Ortaylı Hoca'nın beni cahil bir pleb olmakla suçlayacağını gözlerimin önüne getirebiliyorum. Ama durum o kadar basit değil. Okumam, yazmam var. Bunun 1851 yılında çıkarılan bir fermanla kurulmuş olduğunu, Osmanlı tarihinin bir bölümünü yazmakla görevlendirildiğini filan biliyorum ama kaynaklar Encümen-i Daniş'in 1862 yılında dağıldığını da yazıyor.

İş bu kadarla kalsa iyi. Dağıldı denilen kurum meğerse dağılmamış, cumhuriyetin kuruluşundan sonra yine aktive olmuş ve dediğim gibi her 15 günde bir İstanbul'da toplanıyormuş.
İnternet ortamında yaptığım basit bir araştırmaya göre Encümen-i Daniş'in şimdiki Başkanı Necmettin Karaduman'mış. Eski TBMM Başkanı olan Karaduman, Encümen-i Daniş'i bir düşünce üretme platformu olarak tanımlıyor ve bazen ülkenin sorunları hakkındaki görüşlerini cumhurbaşkanlarına, başbakanlara sunduklarını söylüyor.
Yapılan açıklamalardan Encümen-i Daniş'in 2003 yılının başlarında Abdullah Gül'e de bir yazı gönderdiği ve bunun Irak harekatıyla ilgili bir rapor olabileceği belirtiliyor.

Karaduman bu topluluğun çok eskiden beri bu isim altında faaliyet gösterdiğini belirterek, bunu 'Devlete yön vermeye kalkışan bir kurum olduğu düşünülmemelidir' diyor.
Bir önceki toplantısında Ergenekon'un da biraz konuşulduğu açıklanan bu kuruluşun gizli bir amacı olmadığına inanıyorum ama yine de çok eskiden bu yana var olması ve bugüne kadar isminin bu kadar net telaffuz edilmemesi bendeki tüm komplocu merak genlerini ayaklandırdı. O yüzden yazıya 'Türk illuminatisi mi' başlığını koydum.

Ben çok uzun zamandır 'Derin devlet' diye adlandırılan oluşumun elinde silah taşıyan tehlikeli insanlardan oluşmasının mantıki olmadığını, diğer tüm ülkelerde 'Derin devlet'in, deneyimli devlet adamlarının ve akil insanların resmen düşünülemeyen fikirleri düşünme alanı olduğunu söylüyorum.

Bu anlamda bir 'Derin devlet'e Türkiye'nin de AKP iktidarının da ihtiyacı vardır Memleketimizde Susurluk olayından bu yana 'Derin devlet' denilince elinde silah tutan tehlikeli insanlar anlaşılmaya başlandı. İşte bu yanlıştır.
Devletler arası ilişkilerde asıl tehlikeli olan silahlar değil, fikirlerdir. Fikirleri ise devlet deneyimi olan, görmüş geçirmiş ve olayların altındaki esas dinamikleri görebilen insanlar oluşturabilir.
Bazen o tür fikirleri başbakan, cumhurbaşkanı gibi sorumlu pozisyonlarda bulunan insanlara bırakın söylemelerini, düşünmeleri bile uluslararası ilişkiler açısından sakıncalı olabilir.

İşte o durumlarda Encümen-i Daniş gibi kuruluşların var olması ve fikri oluşturması gerekebilir. Gerçi Necmettin Karaduman, kuruluşun 'Derin devlet'le alakası olmadığını açıklamış ama bu açıklamayı ben Encümen-i Daniş'in silahlı adamlarla alakası olmadığı şeklinde okudum. Bu da beni şaşırtmadı. Zaten olması gereken de buydu ama Encümen-i Daniş neden fikir üretmeyi sürdürüyor ki? Emeklilerin kahve içtiği toplantılardan ibaret olabilir mi bu önemli insanların yaptığı toplantılar?

Ve son bir soru daha; acaba Süleyman Demirel de katılıyor mu bu toplantıların bazılarına. Çünkü o çok yakışır bu tür bir kuruluşa.
Dediğim gibi tüm bu görüşlerim çoktan yayınlanmış olan yani açık istihbarata dayanıyor. Akil ve bilgili insanların bir araya gelip konuşmalarını ben her zaman doğru tavır olarak savunmuşumdur. Dolayısıyla bu yeni öğrendiğim kuruluşun da varlığı beni mutlu etti

Medya rezaleti
YalçIn Küçük gözaltına alındığı gün bir TV kanalının haber saatinde 'özel haber', 'şok gelişme' anonslarıyla bağıra bağıra Yalçın Küçük'ün Başbakan'a suikast planları yaptığı anlatıldı.
Bunun bir yerden sızmış olması mümkün değil. Çünkü Ergenekon soruşturmasını yürüten insanlar da kariyerlerini ortaya koyarak zorlu bir iş yapıyor. Dolayısıyla onlar tamamen yalan olduğu şimdilerde belli olan bir bilginin sızdırılmasına kendi prestijleri açısından izin vermiş olamazlar.

'Ne olacak şimdi?'
Suikast planı yaptığı iddia edilen kişi tahliye oldu. Gazeteciler sadece ilgi çekmek için 10 saniyelik reyting uğruna ülkenin önemli bir bilim insanı hakkında yalan söyleyebiliyorlarsa hem utanmalı hem de ülkede demokrasiyi tamamen çökerteceklerini düşünmelidirler.
Ben biraz da utanmaya başladığım için kendime gazeteci demeyi çoktan bıraktım. Kendime sadece 'Yazı yazıcı' ve 'Yazı şovmeni' diyorum.
Ben meslekten umudumu çoktan kesmiş durumdayım. Sadece hala daha onurunu korumak için uğraşan bir avuç insan uğruna gazetelere bakıyorum, haber izliyorum. Geride kalanlardan ise utanıyorum.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3