Tatsızım hem de çok tatsız. 2009 kötü başladı. Haberleri izlemek, gazeteleri okumak hepimiz için yeni bir panik atak krizi geçirme sebebi oldu.
Aldığım okur maillerinden anlıyorum ki; genç nesil daha çok endişeli. Hem ülke hem de dünya gündemi iç karartıcı. Ortalık kötü. Bundan kastım, sosyal hayat. 'Bilinçli' kimse yok ortalıkta. Bir gazetede yazıp, gazeteci olup 'lay-lay' devam etmek ise imkansız. O yüzden sadık okurlar, bugünkü başlığa bakıp da şaşırmayınız lütfen.
Son birkaç gündür hepimiz bir olaya kilitlendik. Yeniden başlayan gözaltı ve baskın haberlerindeki isimler... Medya dünyası 'Sıra ne zaman bana gelecek?' diye soran isimlerle dolu şu sıralar. Aslında medya diye ayırmak, olayı küçümsemek olur çünkü bizim apartmanın kapıcısı bile sabah gazeteleri verirken 'Ee artık bir gün beni de alırlarsa şaşırmayın' yorumunu yaptığına göre...
Neyse.. Lafı uzatmayayım... Tüm bu süreçte gözaltına alınan ya da evi basılan isimlerden bazılarının piyasada, hali hazırda yayınlanmış kitapları bulunuyor. Kiminin de yayınlanmak üzere.
Merak ettim ve araştırmanın ilk ayağını Yalçın Küçük üzerinden başlattım. Bir süredir İthaki Yayıncılık'la çalışıyordu Küçük. İthaki'den Ünal Bey'i aradım ve son 4 gündür olağan-üstü bir gelişme olup olmadığını sordum. Küçük'ün son kitabı 'İsyan 2' için normal sayılabilecek sayıda sipariş aldıklarını anlattı. Ancak işin 'anormal' sayılacak yanı 'İsyan 1'e gelen talepmiş.
Hatırlar mısınız bilemiyorum ama Başbakan, Küçük'e dava açmıştı bu kitap yüzünden. Kitapta Erdoğan'ın 'dönme' olduğu iddiası yer alıyordu. İşte o kitap, satışı tamamen durmuş, talep görmezler arasındaymış.
Ancak Yalçın Küçük'ün göz-altına alınmasıyla beraber unutulmuş olan bu kitap günde 30 sipariş alır hale gelmiş. Yayınevi hem şaşkın hem de sipariş yetiştirme paniğindeymiş.
Daha önceleri Erol Mütercimler'in kitabında da benzeri bir patlama yaşanmış. Göz-altına alındığında henüz basılmamış olan kitabını serbest bırakıldıktan sonra 'yetkili eller'den almak için çaba sarf etmiş ve bir şekilde kitabı piyasaya sürmüşlerdi.
'Fikrimizin Rehberi-Gazi Mustafa Kemal', şimdiye kadar yazılmış en kapsamlı Atatürk biyografisi diye adlandırılmıştı ama aslında kitaba satış rekorları kırdıran sebebin 'Ergenekon' olduğu şüphesizdi. Üç ayda 6'ncı baskı tükendi.
Öğrenciler Alinur Velidedeoğlu'na kızgın
Tamam aslıma dönüyorum. Ruh halimi yeterince yansıttım...
Geçen hafta Alinur Velidedeoğlu'nun, MHP'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday olacağını yazmıştım.
Bu yazıdan sonra ismini vermek istemeyen bir grup öğrenciden eleştiri telefonları aldım.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım bölümü öğrencileriydi arayanlar. Yaptığım habere ve Alinur Velidedeoğlu'na tepkiliydiler. 'İstanbul için bir şeyler yapmaya kalkışmadan önce okulumuzda kendi adı verilmiş olan bilgisayar atölyesinin yenilenmesinde yardımcı olsun' dediler.
Velidedeoğlu yıllar önce mezunu olduğu okula ve bölüme bağışta bulunmak istemiş. Bu bağış tam teşekküllü bir bilgisayar atölyesi olmuş. Grafik Tasarım Bölümü öğrencileri için en önemli çalışma alanı olduğunu çok iyi bildiğinden yapmış bunu.
Ancak aradan geçen uzun yıllar sonucu yenilenemeyen atölye şu an kullanılamıyacak kadar kötü durumdaymış.
Öğrencilerden bazıları Velidedeoğlu'yla karşılaşmış ve taleplerini dile getirmiş. Aldıkları cevap ise 'Bir kerelik bağış yaptım, sürekli yenileyemem' olmuş...
Elçiye zeval olmaz!
'Hatırla Sevgili 2' çekilirse...
Durun, gözlerinizi kapatın ve düşünmeye başlayın. Görüntüleri gözünüzün önünde canlandırın. Bir nevi meditasyon seansı gibi. Aradan 28 sene geçmiş...
Ay Yapım'ın torunu, dedesinden kalma alışkanlıkla bir dönem dizisi çekmek istemiş. Ve 'bu dönem'i uygun bulmuş. Adını da 'Hatırla Sevgili 2' koymuş.
Birçok genç, birçok çocuk 12 Eylül sürecini ve süreçte yaşanan haksızlıkları, gazetecilerin, yazarların, düşünürlerin düştükleri durumları o diziden öğrendi. Evlerde gözyaşıyla dizi izlenirken yani nesil, aile büyüklerine 'Siz ne düşünüyordunuz o sırada?' diye sordu.
Daha ileriye gidenler 'Neden bir şey yapmadınız?' diye direttiler. Çocuklar ailelerini aileler kendilerini sorgulamaya başladı...
Apolitik olmak makbulken yeni nesil aile bireyleri o dönemi politik geçirenlerle övünmeye başlandı.
Aile sorgularında çoğunlukla alınan cevaplar aynıydı 'O gün o yapılanların doğru olduğuna inandık' ya da 'Ortalık çok karışıktı'...
Evet maalesef popüler amaçla çekilen bir dizi sayesinde olmuştu bu durum ama olmuştu işte....
Bundan 28 sene sonra çocuğumun bana soracağı soruların cevaplarını ben de bilmiyorum ama düşünüyorum...
Kolbastı dansı öğreniniz
Cumartesi cumartesi bir komiklikle bitirmek istedim yazıyı. Öncelikle şunu söylemeliyim ki vals, tango, çaça kurslarına gidenler boşa kürek sallıyor. Yeni dönem eğlence hayatında ön plana çıkmak istiyorsanız tek yapmanız gereken 'kolbastı' öğrenmeniz.
Bir süre önce Trabzonspor'un maç sonu gösterisi haline gelen kolbastı oyununa Giresun'un da sahip çıkması haber olmuş, gazetelere yansımıştı.
Ardından Beyazıt Öztürk programına 'kolbastı' dansı yapan bir grup çıkartmıştı.
Ve işte o günden beri kolbastı gece kulüplerini ele geçirdi.
Konuyu bilmeyen için deli zırvası hareketler yapan insanlar olarak algılanan bu dansın tarihi şu: Kolbastı ya da Hoptek adıyla anılıyor. Trabzon il merkezinde oynanılan bir halk dansı. Geleneğe göre 1930'lu yıllarda Faroz'lu balıkçıların av sonrası bir araya gelip eğlence düzenlemeleri ile popülerlik kazanmış.
Kürek çekme, yüzme, ağ atma, olta atma, ağ çekme, balık tutma gibi avcıların uğraşlarının simgelediği hareketler kullanılıyor. Değişen müzik akımlarıyla oyuna yeni hareketler eklenerek geliştirilmiş.
Ben denedim. Hareketleri çok komik ama zor, izlemesi ilginç. Dediğim gibi şimdilerde moda kolbastı dansı.