AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-01-24
Şehzadebaşı'ndaki sinemalarda beş film birden oynardı. Ya da '32 kısım tekmili birden' cinsinden olanlar. Bunlar da 'Gökler Hakimi Gordon'un Baytekin'e dönüştürülmüş haliydi. Seyyar köfte arabalarının bile yer aldığı tarihi binalarda sabahtan gece yarısına kadar bunları izlemeniz mümkündü. Lise yıllarımızda zaman zaman buralara takıldığımız günler vardı. Ne zamanki Kulüp Sineması'nda Mavi Işıklar ve Çalıkuşları gibi şovlar başladı, uzun mesailer yavaş yavaş ortalardan kayboldu. 'Ergenekon Dalgaları' 'Tekmili Birden'ler gibi. Değişen, yakıştırmanın değişime uğraması; 'Dalga'. Belli aralıklarla bir, iki... Onbir devam ediyor. Doğrusu, antrenörü havlu atmış boksörlere döndük. Gözaltına alınanlara, tutuklananlara bakıyorsunuz, şaşırmamak imkansız. Türk Metal Başkanı ile Erhan Göksel aynı zamanlamayla derdest edilebiliyor. Aynı sörf içinde birtakım subaylar toparlanıyor. İbrahim Şahin'le çalışmış özel harekat polisleri birer-ikişer toplanıyor. Ortak yanları, bölücülerin azgınlık günlerinde, bunlarla canları pahasına dövüşmeleri.
...
Haber kanallarından birinde kullanılan cümle tüylerimizi diken diken ediyor; 'Özbek'in Türkmen bir ailenin çocuğu olduğu iddia edildi'. Böyle bir kökene sahip olmak bu ülkede ne zamandan beri suç haline geldi? Aklımıza korkunç kurgular geliyor. 'Türküm' demeyi imkansız hale getirecek bir girdaba mı sürükleniyoruz? Bedriye Özbek'in eşi için söyledikleri dikkat çekici: 'Atatürkçü olduğu ve Bayrağını savunduğu için alındı. Bir de bazı yayın organlarının hedef göstermesi bunda etken oldu'. Sabah öncelikli, belli medyanın günler süren karalamaları gözümüzün önüne geliyor. Tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş, 'Övünç Madalyalı' kahraman Albay Abdülkerim Kırca'yı intihar ettirenlere de göndermede bulunmayı ihmal etmiyoruz.
...
O hengame içinde Prof. Dr. Yalçın Küçük ve Engin Aydın'ın tahliye kararlarına dahi sevinemiyorsunuz. Niye tutuklandılar, bilmek istiyorsunuz. Son akımda, acaba kaç suçsuz pisi pisine içeride yatacak deyip, üzülüyorsunuz. Haklarında iddianameleri bile olmayanların cezaevinde tutulduklarını nasıl unutabiliriz. Tabii ki 'Hukukun üstünlüğü'nü savunacağız. Ancak, 'Lütfen biraz sürat' demek istiyoruz. Adalet'in doğrusu kadar 'Hızlısı da önemlidir'. Kurunun yanında yaşların da yanmaması ise öncelikli tercihimiz.
***
Bazı yapım kuruluşlarına gülmekle kızmak arasında kalıyoruz. 'İyiler' diye yazarken, teşekkür etmek akıllarına gelmiyor. Ne zaman tasarruf başta, bazı nedenlerle yayından kaldırılınca 'Yardım mesajları' yağmuruna tutuyorlar. Doğrusu bunların adını vermek bile gereksiz. Onlar kendilerini biliyor. Erol Deran'ın 'Kanun Soloları' piyasaya çıktı. Taksim ve Saz Semaileri, sanki terapi. Böylesi günlerde ruhunuzu dinlendiriyor. İstanbul'daki özel otobüs kuruluşlarının da artık internet sitesi var; (www.toplutasimhaber.com). İki haftadır Macaristan'da olan TV-8'den Gülhan Şen'in minik jestine teşekkürler. İstanbul Modern bu defa Peter Müller'in Endülüs atlarını zaman ve mekanları içiçe geçirerek olağanüstü yorumla sunduğu 'Safkan Yansımalar'ını anlatan Fotoğraf Sergisi'ne ev sahipliği yapacak. 3 Şubat'ta açılacak etkinliği, 4 Şubat-26 Nisan arası ziyaret edebilirsiniz.