AKŞAM GAZETESİ | Elif Aktuğ | 2009-01-24

kategori2

Başbakan ile terli terli poz vermek!

Obama'nın vücudu 'Hugh Jackman' gibi olmasa da; karısı ve çocuklarıyla tatile gitmesi, yüzmesi ve basketbol oynaması ne hoş. Bizim Başbakan ne zaman basketbol oynarken poz verir acaba?


Üzerinden neredeyse bir ay geçti ama Barack Obama'nın çıplak daha doğrusu yarı çıplak görüntüsü aklımdan çıkmıyor. Çok güzel, inanılmaz ya da muhteşem olduğu için değil, sadece ve sadece ne kadar da 'insan' gibi görünüyor diye etkilenmiştim.
Darısı bizim meleketin başına; sağlıklı, sportif, basketbol oynayan, yüzen ve kameralar karşısında rahatça durabilecek ve mayoyla poz verebilecek bir Başkan hayal ediyorum. Tamam; rahmetli Özal da mayo ile poz vermişti zamanında ama iyi görüntü verdiği söylenemezdi.

Kastım şudur ki, Turgut Bey boylu boslu değildi, hayalimdeki başkan yakışıklı olsun istiyorum biraz da. Tamam; Tayyip Bey yakışıklı (Gerçekten de Tayyip Bey'i pek çok kadın yakışıklı buluyor, en çok da ben. Başbakan'a uzaktan hayran bir kız arkadaşımla- hadi isim de vereyim, kendisi radyo kanalı N 101'de her sabah 07.00-10.00 arası program yapan Cem Gemini'a eşlik eden Bonbon lakaplı Funda Hanım'dır- Ankara'da yapılan AKP Kadın Kolları'nın organizasyonuna gitmiştik ama Funda, Başbakan'la el sıkıştıktan sonra artık yakışıklı bulmadığına karar verdi ve hatta bunu programlarından günlerce anlatı) ne diyordum, ha Tayyip Bey diyordum, mayo ile poz vermez, basketbol oynamaz, hep çok ciddidir. Bu ciddi halinden hiç mi sıkılmaz, darlanmaz, bıkmaz, bilemiyorum. Ve korkarım kendisi, kendini bildi bileli takım elbiselidir. Tayyip Bey ile bir basketbol sahasında röportaj yapmak istesem, üzerimizde eşofmanlar olsa!

Biraz teke tek maç yapsak, sonra dinlenirken söyleşsek, sonra üçlük atsak; meyve sularımızı içerken biraz daha söyleşsek. Ve terli terli poz versek kameralara, olmaz mıydı? Çok mu absürd bir istektir bu acaba?

YA AYAĞINA BASARSAM!
Başbakanımız Hülya Avşar'a röportaj vererek hayli incitmiş oldu beni 2008'de. Ben de keşke önce güzel olsaydım sonra da bir güzellik yarışmasına katılarak birinci olup tacım elimden alınınca ünlenerek film teklifleri almaya başlayan ve kendini bir anda ülkenin en ünlü kadını olarak bulan ve aynı anda sahnelerin ve televizyonun da en çok kazanan 'ünlü'sü olsaydım da; Başbakan'la sohbet edebilseydim. Ne yazık ki, iki üniversite yaptım ve işe muhabirlikle başladım, geldiğim yer de işte bu 'köşe'den ibaret!.. Başbakan da haklı...
Az önce bahsettiğim, AKP Kadın Kolları organizasyonunda Başbakan ile fotoğraf çektirirken sarılamadım bile. Düşünsenize teke tek maç yaparken ya Başbakan'ı yere düşürürsem ne olacak, Allah korusun; ya yenersem ya bir yerini incitirsem ya ayağına falan basarsam? Haklılar tabii, şimdi düşündüm de, ben neler düşünmüşüm, en iyisi yeniden ve bir daha derin nefes alıp öyle düşünmek.


H- a - f - t - a - l - ı- k

* Arda'nın 'E' harfi
Arda maçta 'E' harfi yaptı, görmüşsünüzdür. İtiraf etmeliyim artık, o 'E' benim!.. Arda benimdir, benim kalacak, işte 'E', işte Arda'nın Elif aşkı; budur hikaye. Genç ve futbolcu sevgili modasından geri mi kalacaktım yani? Hiç!..

* Ruhat Mengi'nin gömleği
Her pazar programı izlemeye başlıyor ve hemen sonra kendime soruyorum 'geçen haftaki gömlek değil mi bu'. Siz de dikkat ettiniz mi, Ruhat Mengi programında hep aynı mavi gömleği mi giyiyor? Bana hep bir önceki haftanın görüntüsüymüş gibi geliyor böylece... Tuhaf...

* İndir Hande, arkandayım...
Ben seviyorum bu kızı. Delirmesini, ki artık birkaç yılda bir deliriyor. Nasıl indirmiş şemsiyeyi muhabirin kafaya! Hande Ataizi'nin yerinde olsam her gün yapardım, kolay mı sanıyorsunuz her an karşınıza dikilen kamera ile karşılaşmayı? Kız içine atmıyor, çakıyor; çok iyi yapıyor. Arkandayım Barbarella...