AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-01-24
Bitmedi Issız Adam tartışmaları... Sizin çevrenizde işler ne alemde bilemiyorum ama benim her girdiğim ortamda mutlaka konu dönüp dolaşıp Issız Adam'a geliyor. En çok konuşulan kısımları değişime uğradı tabii.
İlk başlarda filmin müzikleri, restoran, Issız Adam diye bir şey var mı diye konuşulurken şimdilerde şunlar konuşuluyor...
Kimi diyor ki; Issız Adam, Çağan Irmak'ın gençliği. Kendi yaşanmışlıklarını aktarmış.
Kimi diyor ki; Çağan Irmak bir gün at binmekte olan Cemal Hünal'ı görür ve çok etkilenir. Mutlaka onu tanımak ister, tanır da. Ve Issız Adam projesini Hünal'dan yola çıkarak hayata geçirir. Yani Issız Adam Hünal'ı anlatan bir filmdir.
Tüm bunlar konuşulurken son günlerde bazı mailler almaya başladık. Türkler bu filme gitmesin, protesto etsin isteniyordu. Sebep de Cemal Hünal'ın annesinin Yahudi oluşu olarak gösteriliyordu.
Biliyorsunuz Yahudilik'te din anneden alınıyor ama Türkiye'de çocuk önce babanın dinini alıyor, yaşı 18'e geldiğinde ise kendine seçme hakkı tanınıyor. İşte Hünal'ın Yahudi olduğunu, bu yüzden filmine gitmemek gerektiğini, protestoya katılmayanların manevi dünyada yargılanacakları falan iddia ediliyor.
Ne kadar ayıp değil mi? İnsanlar, oyuncular, işadamları bu devirde hala dinine göre ayırt ediliyor. Kaldı ki bu protesto için oldukça da geç kalındı. Film çoktan aldı başını gitti.
Diğer taraftan Issız Adam Cemal hakkında bilmediğimiz detaylar da ortaya çıkıyor... İnsan bir kere meşhur olmaya görsün. Meğer Cemal Hünal delikanlılık yıllarından beri Uzakdoğu dövüş sanatlarına ve kılıçlarına meraklıymış. Evinde ciddi bir kılıç koleksiyonu varmış. Yakın arkadaşları, özellikle de onu okul yıllarından tanıyanlar arasında lakabı 'Ninja Cemal'miş. Uzun sohbetler yapıldığı gecelerde Cemal Hünal dostlarına Ninja, Samuray kılıçları hakkında bilgiler verirmiş.
Sosyetede zatürree paniği
Şimdİlerde hastanelerde sık sık zatürree teşhisi konmakta. Salgın zatürree olmaz, bulaşıcı değildir diye düşünenler lütfen dikkat etsin. Çünkü son günlerde yaşanan ciddi bir zatürree salgını var.
Son olarak gecelerin tanınan siması Celal Çapa'yı hastanelik eden ve işadamı Erol Tezman'ı günlerce yatağa bağlayan sebep, zatürree salgınına yakalanmış olmaları.
Yakın arkadaş olan bu 2 adamın aynı dönemde aynı hastalığa yakalanması sosyetede mesafe devrinin başlamasına neden oldu. Anlayacağınız bir dönem Rahmi Koç'un başlattığı 'Beni öpme' kampanyası yeniden hayat buldu.
Tuğçe Kazaz din değiştirdi ama...
YılIn son günlerinde gazetelere yansıyan 'Tuğçe Kazaz boşanıyor' haberi oldukça ses getirdi.
Doğal olarak din değiştirerek evlenen ünlü birinin kısa bir süre sonra boşanmayı düşünmesi oldukça merak uyandıracak bir konu.
Din değiştirmek burada aşkın büyüklüğünü simgeliyordu. Yani o kadar büyük bir duygu vardı ki, din değiştirmek bile mesele değildi Kazaz için.
Şimdilerde 'piyasa'da işin perde arkası şöyle anlatılıyor: Cin Geçidi adlı korku filminde başrol oynamak için Yunanistan'dan Türkiye'ye gelen Tuğçe Kazaz, bir süre sonra set ekibinden birine gönlünü kaptırmış. RED 4K formatında çekilen Cin Geçidi'nde bu tekniği uygulamak üzere bulunan Rumi isimli birinden bahsediliyor. İlk boşanma haberini duyduğumda filmin promosyonu için basına sızdırılmış bir yalan haber olduğunu düşünmüştüm. Ama set içinden gelen bilgiler benim yanlış olduğum yönünde...
Tüm bu dedikoduların yanı sıra Yorgo Seitaridis'in Kazaz'a çok aşık olduğu ve asla boşanmayı düşünmediği de anlatılıyor.
Boşanma gerçekleşir mi bu anlatılanlar doğru mudur bilemiyorum ama Kazaz'ın yeniden Türkiye'ye yerleşmeyi planladığı ve ev aradığı da gelen bilgiler arasında.
Centilmenlikten uzak medya oyunları
Sevgili okur, Medyatava diye bir internet sitesi var. Medya içi dedikodu sitesi... Kimin kimle görüştüğünü, kaç paraya anlaştığını filan okuyoruz oradan. Medya çalışanları için vazgeçilmez bir site yani... Sitenin patronları Cengiz Semercioğlu ve Ömer Özgüner. Birçok gazete çalışanı, gazeteci de Medyatava'ya editörlük yapıyor. Bu sitede bir süredir kişisel takıntılara göre bazı gazeteciler hakkında haberler yapıyor. Ekipten size kafayı takan biri varsa her fırsatta karalanıyorsunuz. Ben de 'karalanması gereken'lerden biriyim. Hakkımda yapılan son haber şöyle: TUĞÇE TATARİ, KÖŞESİNE YANLIŞ AĞAOĞLU'NU KOYDU. 'Akşam yazarı Tuğçe Tatari, köşesinde Cüneyt Özdemir'e saldıran fotoğrafçı Ahmet Ağaoğlu'nun yerine kimin fotoğrafını kullandı.' Evet, sayfayı yapan arkadaşlar süper bir dikkatsizlikle yanlış fotoğraf koymuşlar. Mesele bu değil ama... Mesele bir köşe yazarının kendi sayfasını yapmadığını, fotoğrafları seçmediğini bilen gazeteci arkadaşların bu haberi yine de, yani bile bile böyle vermeleri. Elbette size bu haberi bu şekilde yazma arzusuyla gelen küçük adamınızın da kim olduğunu bilecek zeka ve tecrübeye sahibim... Ama küçük adamlarla vakit kaybedemem. Ergun Babahan'a şeffaf basın adına hesap sordun, şimdi de ben sana aynı amaçla soruyorum; Cengiz sen hesap ver bakalım, Medyatava üzerinden size yakın olmayanlara ne kadar daha saldırılacak? Ve siz ne kadar daha bu duruma göz yumacaksınız? Benle meseleniz kadın olmam, başarılı olmam ve sizin çeteye dahil olmamamla mı ilgili? Yoksa benim tahminlerimin dışında sebepleriniz mi var?