İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Türkiye bölünür mü?

Ülkemizin yetiştirdiği evrensel çapta en değerli bilim adamlarından Vamık Volkan'ı dinledik. Nobel Barış Ödülü'ne sayısız kez aday gösterilen ve uluslararası bilim camiasında günün birinde Nobel'i kazanacağına çok inanılan Volkan, 'Türkiye'nin hassas ve kırılgan fay hatlarına' ilişkin sağlam ve bilimsel tespitlerini aktardı. 
Volkan sahnede konuşurken, hemen arkasında 'Feroz Ahmad, Fuat Keyman, Durmuş Hocaoğlu, Mesut Yeğen, Altan Tan' görünüyordu. Vedat Bilgin de konuşmacılar arasındaydı.
'Türkiye'nin Büyük Çatısı ve Ortak Aidiyet' konulu bir çalıştay düzenlendi dün İstanbul'da. Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi/Ekopolitik'in organize ettiği çalıştayın 'Türkiye'nin Çözülme Kaygısı' başlıklı oturumunu Avni Özgürel yönetti.
Neyse ki bugünlerde gündem dışı kalmış görünse de, 'laik-anti laik' kutuplaşması, Güneydoğu seçimleri ekseninde PKK'nın ve maalesef DTP'nin de tırmandırmaya çalıştığı 'Türk-Kürt saflaşması' ve bir buçuk yıldır bitmeyen 'Ergenekon tartışması' toplum psikolojimiz ışığında ele alındı.
Vamık Volkan, üç günlüğüne İstanbul'a gelmişti, kaçırmak istemedim, büyük bir dikkatle kendisini dinledim. Bilim adamlarının tartışması için ortaya birtakım sorular da yönelten Volkan'ın görüşlerini biraz özetleyerek ve kendimce basitleştirerek size aktarmaya çalışayım. Lütfen o soruları siz de kendinize sorun. Araştırmaların da gösterdiği üzere herkesin kafasının karıştığı böyle bir dönemde 'bir akil adamın görüşlerini' ilginç ve faydalı bulabilirsiniz. Bugün sözü Vamık Volkan'a bırakıyorum:

'ETNİK KİMLİK  EN ÖNEMLİSİ'
* Büyük grupların (toplulukların) da kimliği vardır. Milyonlarca insan aynı şeyi hisseder. Topluluk kimliği böyle böyle oluşur. Bunların içinde en önemlisi etnik kimliktir.

* Topluluklar gerginlik ve kaos zamanlarında yeni bir lider çıkarırlar. 'Bu lider bizi kurtaracak' diye umutlarını o lidere bağlarlar.

* Tıpkı bireylerde olduğu gibi topluluklar da zaman zaman geriler. Sorum şu: 'Türkiye'de şu anda bir gerileme var mı?'

* Topluluklar da bizler gibi travmalar, trajediler yaşarlar. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü bir travmadır. Toplum bunun yasını tutmuş değil. 100 yıldır bu travmanın yansımalarını görüyoruz.

* Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte toplum kendisine bir sevgi yatırımı yaptı. İnsanlar da bunu yaparlar. Kendisini sevmeyen bir insan veya toplum olamaz. 'Bir Türk dünyaya bedeldir' gibi yaklaşımlarla Cumhuriyet kendi sevgi yatırımını gerçekleştirmişti. O gün için buna ihtiyacımız vardı. Fena mı oldu?

* Liderlerin gerçekle fanteziyi ayırma zorunluluğu vardır. Bu görevi her lider yapamaz. Başarılamadığı noktada toplumda ayrışma yaşanır. Bush fantezi ile gerçeği ayıramadığı için dünyayı ikiye böldü.

* Bence şu anda Türkiye'de büyük bir kutuplaşma yaşanıyor. 'Biz kimiz?' sorusu gitgide yaygınlaşıyor. Bunu bir an evvel tedavi etmeliyiz.

* Onarıcı liderler ve yapıcı liderler vardır. Talihli toplumlar zor zamanlarında onarıcı lider çıkarırlar.

* Türkiye'nin şu anda yaşadığı 'biz kimiz?' temelindeki arayışta, din konusu da devrede. Etnik ve dini süreç bir arada yaşanıyor. Yaşadığımız zorluğu artırıyor. Sorumuz şu: 'Türkiye'de etnik ve dini ayrışma yaşanıyor mu, yaşanmıyor mu?

* İnsanlar çocukluktan itibaren anne-babalarının, rol modellerinin bazı özelliklerini kendi içlerine alırlar, bazı özelliklerini dışarı atarlar. Toplumlar da liderleriyle benzeri bir ilişki kurarlar. Türkiye'de liderin her dediğini yapan, 'içeri alan' bir eğilim gözlemleniyor.

'ERGENEKON TESADÜF MÜ?'
* Her büyük grubun, milletin bir doğuşu var. O hikayeye uygun bir psikoloji üretir. Bugün Türkiye'de Ergenekon tartışması yaşanıyor. Ergenekon bizim doğuş hikayemiz, başlangıcımızın tarihi. Toplumlar geriledikçe başlangıçlarına giderler. Her büyük grubun başına belli trajediler gelir. Bunlara seçilmiş travmalar denir. Türk toplumu psikolojik gerileme yaşadığı için Ergenekon'a atıf yapılması doğal.
Büyük başarılara da seçilmiş travmalar denir. Toplulukların hayatında bu iki süreç çok önemli ve etkilidir. Bu psikolojiler nesilden nesile aktarılırlar. Bir damga gibi sonraki nesillerin kimliklerine yapışır. Tarihi olaylarla karşılaşınca o travmalar devreye girer. 'Bana yapılan haksızlığı günün birinde ödeteceğim' veya 'benden alınanı bir gün mutlaka geri alacağım' duygusu topluluklarda hakimdir.

* Her toplumda belli oranda fundamentalist vardır. Amerika'da bu oran yüzde 5'tir. 11 Eylül'de bu oran bir anda yükselmişti.

* Türkiye'de en çok korktuğum şey ırkçılığın ortaya çıkmasıdır. Herkese soruyorum, ülkemizde bugün böyle bir tehlike var mıdır? Eğer varsa bunu nasıl önleyeceğiz?
Vamık Volkan'ın düşünce, tespit ve sorularından bir demet sundum size. Hoca, 'sihirli düşünce' diye bir kavramsallaştırma yaptı. Galiba bugün en çok ihtiyacımız olan şey sihirli düşünce üretimi.
Ermeni sorunu, Kürt meselesi, din ve laiklik konusu, Cumhuriyetle hesaplaşma gibi Türkiye'nin uluslaşma sürecindeki tarihi tecrübeleri bugün tartışma konusu yapılıyor. Toplum psikolojimizi anlamalıyız.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3